Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/7487 E., 2025/8410 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7487 E., 2025/8410 K. (03.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7487
Karar No
2025/8410
Karar Tarihi
03.11.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/7487 E. , 2025/8410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/360 E., 2025/1325 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit İş Mahkemesi SAYISI : 2023/138 E., 2024/192 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacı tarafça manevi tazminat ve işten çıkış kodunun düzeltilmesi gerektiğinin tespitine yönelik iki ayrı dava açılmış olup manevi tazminat davası bakımından, hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin manevi tazminat davasına yönelik temyizinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Tespit davasına ilişkin olarak ise davalı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin mahiyetten reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.10.2022-03.02.2023 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, 02.02.2023 tarihinde mağazada bir kangal sucuğun eksik çıktığı iddia ve bahanesiyle müvekkili hakkında hiçbir delil bulunmadan iş sözleşmesine 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II-(e) hükmü kapsamında son verilip çıkış kodu olarak 46 kodunun bildirildiğini, işten çıkartıldıktan bir gün süre yerine mağaza yöneticisinin yakınının işe alındığını, bildirilen kod sebebiyle müvekkilinin işsizlik ücreti alamadığını, bütün çalışma hayatının etkilendiğini, bildirilen kodun müvekkilinin bundan sonra başlayacağı bütün işlerde çok kötü bir referans olacağını, belki de uzun yıllar istediği işe ve mesleğe girememesine neden olacağını ileri sürerek davalı tarafça yapılan feshin haksız olduğunun tespiti ile işten çıkış kodunun düzeltilmesine ve 30.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 396. maddeleri gereği haklı nedenle feshedildiğini, davacının 02.02.2023 tarihinde görev yapmakta olduğu mağazada yapılan kontrol ve incelemeler neticesinde, 1 adet 220 gram sucuğu kasadan geçirmeden aldığının görüldüğünü, ürüne mini envanter yapıldığında bir adet eksik olduğu, dolayısıyla envanterde açık çıktığının izlenen kamera kayıtları ile tespit edildiğini, konu ile ilgili davacının savunmasına başvurulduğunda ise sorumluluğundan kaçma amacı güden gerçeği yansıtmayan beyanlarda bulunduğunun ve bu yolla haksız menfaat elde etmeyi amaçladığının, bu suretle müvekkili işverenliği yanılttığının, görevini ve müvekkili işverenliğinin güvenini kötüye kullandığının tespit edildiğini, davacının yasak olduğunu bilmesine rağmen ürünü kasadan geçirmeksizin ve ödemesini yapmaksızın uhdesine geçirdiğini, davacının sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının manevi tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bilirkişi raporunda görüntü kaydının ayrıntılı olarak incelenmesi sonucunda şahsın dolapta bulunan ürünü üst reyondan alıp alt reyona koyduktan sonra tekrar eline almadığının değerlendirildiği, bu ürünü elbisesinin altına koyduğuna ilişkin bir görüntünün tespit edilmediği, işyerinde davacı ile aynı mağazada çalışan ve görüntü kayıtlarını inceleyen tanık K.K'nın, davacı ile aynı bölgede çalışan M.S. ve G.A'nın beyanlarından, video kaydını izlediklerinde davacının sucuğu aldığından ... olmadıkları, davacının olayın başından beri ilgili suçlamayı kabul etmediği, normal çıkış kodunun verileceğinden bahisle istifasının istendiği, bunun için davacının sucuğun bedelini ödediği, davacının iş sözleşmesi feshedildikten sonra eksik olduğu değerlendirilen sucuğun 1-2 hafta sonra envanter sayımlarında ortaya çıktığı, davacının çalıştığı mağazaya farklı bir mağazada çalışan personelin yakının işe başladığının anlaşıldığı, davalı tarafın çıkış kodu ile bağlı olduğu ve sebebini ispatlayamadığı, davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından 03.02.2023 tarihinde sonlandırılmasına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilen çıkış kodunun 04 (Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi) olarak düzeltilmesi gerektiğinin tespitine karar verildiği, Türkiye genelinde şubesi bulunan bir işletmenin, işçilerin iş sözleşmesini feshederken gerekli araştırmayı yapmadan çalışanlarını zan altında bırakabilecek ve bundan sonraki iş hayatını olumsuz etkileyebilecek bir çıkış kodu vermesinin manevi tazminat sebebi olarak değerlendirildiği, davacının akrabalarının da davacının çıkış kodu nedeniyle ailece yıprandıklarını beyan ettikleri, davacının bu konudaki iddiasını ispatladığı, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın son zamanlardaki satın alma gücü, çıkış kodunun manevi ağırlığı, davacının yaşı gözetilerek hak ve nesafet çerçevesinde yaşanan elem ve ızdırabı hafifletici ve caydırıcılık uyandırması da dikkate alınarak takdiren ve talep edilen 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, davacının kendisine isnat edilen ve toplumda yüz kızartıcı suç olarak görülen fiil ile ilgili manevi yönden zarar gördüğü, elem ve keder içinde kaldığı ve kişilik haklarına zarar geldiği, manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekilinin manevi tazminat davasına ilişkin temyizi miktardan reddedildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. 2. 1. Gerekçeli kararın 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtilen şartları taşımadığını, 2. Eksik inceleme ile deliller toplanmadan karar verildiğini, 3. Davacının iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacının yasak olduğunu bilmesine rağmen satışa sunulu ürünü kasadan geçirmeksizin ve ödemesini yapmaksızın uhdesine geçirdiğini, envanterde açık çıkmasına sebebiyet verdiğini, 4. Davacının sadakat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 5. Davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının SGK'ya bildirilen işten çıkış kodunun düzeltilmesinin gerekip gerekmediği ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Manevi Tazminat Davası Yönünden Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Tespit Davası Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! eab323855012a45c 207600f9c11a2f43

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı