9. Hukuk Dairesi 2025/7491 E. , 2025/8413 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/3406 E., 2025/833 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/154 E., 2021/451 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.05.2014 tarihinden itibaren, davalı alt işveren ... İnşaat Elektrik Makina Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine (... Şirketi) bağlı olarak, asıl işveren ... Elektrik Dağıtım AŞ (... Şirketi) bünyesindeki ... Elektrik Dağıtım AŞ’nin (... Şirketi) Hatay'daki şantiyesinde elektrik dağıtım şebekesi inşa, bakım ve işletme projesi kapsamında beden işçisi olarak 29.09.2018 tarihine kadar kesintisiz bir şekilde çalıştığını, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin en son net 2.300,00 TL ücret aldığını, ücretinin asgari ücret kadar olan kısmının banka aracılığıyla ödendiğini, kalanın elden verildiğini, müvekkilinin saat 07.00-19.00 arasında haftanın 7 günü çalıştığını, bu saatleri aşan pek çok çalışması olduğunu, gece yarılarına kadar çalıştığını, tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, iş sözleşmesinin ihbar öneli tanınmaksızın haksız bir şekilde feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, ileri sürülen çalışma saatlerinin gerçeği yansıtmadığını, davacının çalışmalarının kesintili olduğunu, ücretin yazılı sözleşme ile belirlendiğini, bordroların ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin imzalandığını, fazla çalışma iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkilinin taraf sıfatının bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında imzalanmış bir iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının müvekkili Şirkete “... 4. Bölge (Hatay-Osmaniye) Muhtelif KET İşi” ni taahhüt eden diğer davalı ... Şirketi emrinde görev yaptığını, ... 4. Bölge (Hatay-Osmaniye) Muhtelif Ket İşi Anlaşması gereği yapılan işin anahtar teslim bir iş olduğunu, müvekkili Şirketin asıl işveren sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... Şirketine ait %100 oranındaki hissesinin Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile ... Şirketine satılmasına karar verildiğini, davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 08.05.2014-29.09.2018 tarihleri arasında davalı işverenler nezdinde toplam 4 yıl 4 ay 22 gün süreyle ve brüt 3.696,76 TL ücret ile çalıştığı, çalışmanın kesintisiz olduğu, davalı taraf her ne kadar iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle fesihedildiğini iddia etmiş ise de davacıya sadece işe devamsızlığının sebebinin sorulmasına ilişkin ihtarname gönderildiği, iş sözleşmesinin feshine ilişkin ayrı bir ihtarname gönderilmediği, genel olarak haklı dahi olsalar maddi gücü yetersiz olan işçilerin bu ihtarnamelere cevap veremediği, davacı tanığının açıkça iş sözleşmesinin işin bitmesi nedeni ile işveren tarafından sonlandırıldığını beyan ettiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacının ücret, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanığı H.Y'nin sezon sonları çıkışlarının olduğunu ve davacının asgari ücret aldığını beyan ettiği, Mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları uyarınca davacının kesintili olarak 3 yıl 4 ay 27 gün, asgari ücretle çalıştığının kabulü yerine kesintisiz ve davacı iddiası doğrultusunda kabulünün hatalı olduğu, davalı tarafça dinletilen tanıkların feshe ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, davacı tanıklarının ise işin bitimi nedeniyle iş sözleşmelerine son verildiğini beyan etmeleri karşısında davalı tarafça usulünce devamsızlık tutanakları ispat edilemediğinden bu yöndeki davalı istinafının reddi gerektiği, dosya kapsamı ve Adana Bölge Adliye Mahkemesinin bireysel iş hukukuna bakmakla görevli diğer dairelerinde istinaf incelemesinden geçen emsal dosyalar, davacının yapmış olduğu işin niteliği ve sözleşme hükümleri göz önüne alındığında ... Şirketi ile ... Şirketi arasında 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2/7 hükmüne uygun şekilde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulduğunun sabit olduğu, Özelleştirme Yüksek Kurulunun 11.07.2013 tarihli kararı ile davalı ... Şirketinin %100 oranındaki hissesinin ... Şirketine devredildiği, husumet itirazının yerinde olmadığı, davacının iş ve çalışma koşullarını bilen dönem tanık beyanlarıyla fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispatladığı, davalının bu çalışmalarının karşılıklarının ödendiğini ispatlayamadığı, davalının davacının yıllık ücretli iznini kullandırdığını ya da fesihte ücretinin ödendiğini yazılı delille ispatlayamadığı, davacının kesintili gerçekleşen toplam hizmet süresinin 3 yıl 4 ay 27 gün ve ücretinin asgari ücret olduğu, hatalı yapılan işleme göre belirlenen hizmet süresi ve ücret üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusunun bu yönüyle yerinde bulunduğu gerekçesiyle davalılar ... Şirketi ve ... Şirketinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... Şirketinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilinin davalılara ait işyerinde 08.05.2014-29.09.2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hizmet süresi eksik tespit edildiğinden müvekkilinin hizmet süresine bağlı haklarının da eksik hesaplandığını, b. Bölge Adliye Mahkemesinin ücret ve hizmet süresi konusundaki hesaplamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili Şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının diğer davalı ... Şirketi bünyesinde çalıştığını, müvekkili Şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, b. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarının hükme esas alındığını, c. Davacının işi gereği mesaisinin saat 22.00'a kadar sürmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. 4. Davalı ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarının hükme esas alındığını, b. Davacının ücret alacağı bulunmadığını, c. İlk Derece Mahkemesince tespit edilen fazla çalışma ücreti ile hükmedilen fazla çalışma ücretinin farklı olduğunu, d. Davacının hafta tatili ücreti alacağı bulunmadığını, e. İş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, f. Hatalı hesaplamalar içeren bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, g. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin fesih şekli, dava konusu alacakların ispatı ve hesaplanması ile husumete ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün kapsamı" başlıklı 297/1-(c) hükmünde; "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması gerektiği belirtilmiştir. Mahkeme kararında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Öte yandan, Kanun'un aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Gerekçe ile hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararına aykırı olup salt bu aykırılık bozma sebebidir. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde, davacının kesintili gerçekleşen toplam hizmet süresinin 3 yıl 4 ay 27 gün ve ücretinin asgari ücret olduğu, hatalı yapılan işleme göre belirlenen hizmet süresi ve ücret üzerinden yapılan hesaplama doğrultusunda karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu belirtilmesine rağmen 11.03.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun çalışma süresi bakımından davacının SGK kaydının kabulüne göre hesaplama yapılan seçeneği doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının son ücreti brüt 3.216,76 TL, giydirilmiş ücreti brüt 3.696,76 TL kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının ücretinin asgari ücret olduğu, hatalı yapılan işleme göre belirlenen ücret üzerinden hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilmiş olmasına rağmen anılan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olması gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş ise de gerekçe ile hüküm arasında açıklanan şekilde bir çelişki oluşturulması kararın bu sebeple bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4def7c014fa352b8 27b60993444e526c