Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/7375 E., 2025/7430 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7375 E., 2025/7430 K. (06.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7375
Karar No
2025/7430
Karar Tarihi
06.10.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/7375 E. , 2025/7430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/67 E., 2025/289 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar ..., ...ve ...nin (davalı Şirketler) oluşturduğu adi ortaklık ile müvekkilinin üyesi olduğu ... Sendikası arasında toplu iş sözleşmeleri görüşmeleri sırasında Yüksek Hakem Kurulu tarafından 12.09.2019 tarihli ve 2019/255 Esas, 2019/398 Karar sayılı kararı ile toplu iş sözleşmesinin uygulanmaya başlandığını, davacının sendika üyesi olduğunu, toplu iş sözleşmesinde düzenlenen alacakların işverence hiç ödenmediğini iddia ederek yemek yardımı, yakacak yardımı, bayram harçlığı, ikramiye ve ücret farkı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazında ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, Sendikanın işçi adına dava açma yetkisinin araştırılması gerektiğini, İdarenin ihale makamı olduğunu, davacının rutin yol bakım ve onarım ile kar ve buz mücadelesi yapılması işine ait ihale kapsamında çalıştığını, ihalenin yapım ihalesi olduğunu, İdarenin ihale makamı olarak hak ediş ilanları ile ilgili tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, husumet itirazları bulunduğunu, ortak girişimi oluşturan Şirketler ile İdare arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığından ve alacağa dayanak olan toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadıklarından toplu iş sözleşmesinden kaynaklı ödeme yükümlükleri bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Şirketler vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirketlerin merkezi ...’da olduğundan yetkili mahkemenin ... iş mahkemeleri olduğunu, zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacının ... işçisi olduğunu, davalı ... Müdürlüğün işçi temini ile davacıyı istihdam ettiğini, müvekkili Şirketlerin işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının çalıştığı işyerinin toplu iş sözleşmesi kapsamında kalmadığını, davacının sendika üyeliğinin devam edip etmediği, sona ermiş ise hangi tarihte sona erdiğinin tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen faiz türünü kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararıyla; davalı İdare ile diğer davalı Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu, Yüksek Hakem Kurulu tarafından 12.09.2019tarihinde karara bağlanan toplu iş sözleşmesinin 01.12.2018 - 31.08.2021 tarihleri arasında yürürlükte olduğu, davacının toplu iş sözleşmesinin imzalandığı tarihte sendika üyesi olduğu ve toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği, davacının ilgili toplu iş sözleşmesine göre hak kazandığı ve ödenmeyen işçilik alacakları bulunduğu, davalıların da ödenmeyen işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 12.12.2023 tarihli kararı ile; davalı ... ile diğer davalı Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının talebinin davalı alt işverenler ile ilgili Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikaya üye olması sebebiyle toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazandığı, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarından asıl işveren olan davalı ... Müdürlüğünün sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, hüküm altına alınan alacaklara işletilen faizin türü ve başlangıç tarihinin de isabetli olduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taleplerin toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi esas alınarak hesaplandığı, ne var ki davacının 16.05.2019 tarihinde sendika üyeliğine kabul edildiği görülmekte olup 16.05.2019 tarihinden önce dayanışma aidatı ödeyip ödemediğinin ise dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince, davacının 16.05.2019 tarihinden önce dayanışma aidatı ödeyip ödemediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği dönem belirlenerek talep edilen alacaklar hakkında usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda davacının sendika üyelik tarihi Yüksek Hakem Kurulu karar tarihinden önce olduğundan, davacının 16.05.2019 - 31.08.2021 tarihleri arasında işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlanması gerektiği göz önünde bulundurularak hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamanın dosya kapsamı ve Yargıtay bozma kararı ile uyumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davalı İdarenin toplu iş sözleşmesinin tarafı olmadığından ilgili taleplerden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, 2. Müvekkili İdare ihale makamı olduğundan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, 3. Faiz başlangıç tarihlerinin ve faiz oranlarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının toplu iş sözleşmesininden yararlanabileceği dönemin belirlenmesi ile usuli kazanılmış hak ilkesine uygun karar verilip verilmediğine ve faize ilişkindir. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş, sürecin anlaşamama ile sonuçlanması üzerine 13.07.2021 tarihli son tutanak dava dilekçesine eklenerek 20.09.2021 tarihinde somut dava açılmıştır. Bozmadan önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda 17.12.2018-31.08.2021 dönemi için dava konusu alacaklar hesaplanmış, davacı tarafça arabuluculuk son tutanak tarihine kadar olan kısmın dışlandığı belirtilerek dava ıslah edilmiş ve İlk Derece Mahkemesince ıslah dilekçesi dikkate alınarak hüküm kurulmuştur. Dairemizce, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taleplerin toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresi esas alınarak hesaplandığı; ne var ki davacının 16.05.2019 tarihinde sendika üyeliğine kabul edildiği görülmekte olup 16.05.2019 tarihinden önce dayanışma aidatı ödeyip ödemediğinin ise dosya kapsamından anlaşılamadığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince davacının 16.05.2019 tarihinden önce dayanışma aidatı ödeyip ödemediğinin tespit edilmesi ve sonucuna göre toplu iş sözleşmesinden yararlanabileceği dönem belirlenerek talep edilen alacaklar hakkında usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozmadan sonra İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı Yüksek Hakem Kurulu karar tarihinden önce sendika üyesi olduğundan sendika üyelik tarihi olan 16.05.2019 ila toplu iş sözleşmesinin yürürlük süresinin bitim tarihi olan 31.08.2021 tarihleri arasındaki dönem için alacaklar hesaplanmıştır. Arabuluculuk faaliyeti ise tarafların anlaşamadığına ilişkin düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar için gerçekleştirilmiştir. Arabuluculuk son tutanak tarihinden sonra muaccel olan son tutanak tarihi ile hesaplamaya esas alınan tarih arasında kalan talep dönemi için arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği dikkate alındığında; bu dönem yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar). Mahkemece bozmadan önce hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 17.12.2018 tarihinden itibaren yemek yardımı alacağı hesaplanmış, 11.04.2023 tarihli duruşmada davalı ... vekili tarafından, Yüksek Hakem Kurulu kararının 12.09.2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiği, bu tarihten itibaren yemek bedeline hükmedilmesi gerekirken 2018 yılının Aralık ayından başlayarak yemek bedeline hükmedilmesinin hatalı olduğu, hesaplamaları kapsamında dosyada 1.170,00 TL yemek bedelinin düşülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Davacı vekili de, dosyanın uzamaması adına ek rapor alınmadan davalı tarafın ifade etmiş olduğu rakamın da düşülmesi suretiyle toplamda 2.123,57 TL yemek yardımının hüküm altına alınmasını talep etmiş ve İlk Derece Mahkemesince bu doğrultuda hüküm kurulmuştur. Bozmadan sonra ise yemek yardımı alacağının 16.05.2021 tarihinden itibaren hesaplanarak hüküm altına alınması davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 4. Ayrıca, bozma öncesinde İlk Derece Mahkemesince, 2.123,57 TL yemek yardımı alacağına hükmedilmiş bu karara karşı davacı tarafça istinaf ve temyiz yoluna başvurulmamıştır. Şu hâlde bozma kararından sonra 2.340,00 TL yemek yardımı alacağına hükmedilmesi de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. 5. İlk Derece Mahkemesince bozma öncesi yapılan yargılamada hüküm altına alınan yemek yardımı alacağına dava ve arabuluculuk son tutanak tarihlerinden itibaren faize hükmedilmiş, bu husus bozma sebebi yapılmamıştır. Bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda hüküm altına alınan yemek yardımı alacağının tamamına arabuluculuk son tutanak tarihi olan 13.07.2021 tarihinden faiz yürütülmesine karar verilmesi de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olup bir başka hatalı yöndür.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı