Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/7043 E., 2025/8467 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7043 E., 2025/8467 K. (04.11.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7043
Karar No
2025/8467
Karar Tarihi
04.11.2025
Konu
Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/7043 E. , 2025/8467 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1317 E., 2025/1693 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/201 E., 2025/130 K. BİRLEŞEN DAVA MAHKEMESİ : ... Batı 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2020/87 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenlikte 06.09.2011-17.04.2017 tarihleri arasında hekim olarak çalıştığını, iş sözleşmesi uyarınca müvekkilinin ücretinin 40 seansa kadar yapılan iş karşılığı net 8.500,00 TL olduğunu, pazartesi, çarşamba ve cuma günleri 06.30-21.00 saatleri arasında, diğer günler 06.30-16.00 saatleri arasında ve tüm ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil çalıştığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili 26.02.2020 tarihli birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; taraflarınca aynı davalıya karşı açılan Batı 3. İş Mahkemesinin 2017/385 Esas sayılı dosyasında yaşanılan zamanaşımı sorunu nedeni ile fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak üzere ıslah işlemi yapmak zorunda kaldıklarını ancak daha sonra aldırılan bilirkişi raporunda daha yüksek rakamların tespit edilmesi nedeniyle müvekkilinin hak kaybına uğramaması için söz konusu asıl davada belirlenen bazı işçilik alacaklarına ilişkin olarak işbu davanın ikame edildiğini, bu davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilerek ihbar tazminatı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davalara cevap dilekçelerinde; zamanaşımı, husumet ve derdestlik itirazında bulunduklarını, davacının istifası ile iş sözleşmesinin son bulduğunu, davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile diğer ücret ve haklarının ödendiğini, ödenmeyen ücret alacağı bulunmadığını, medula sistem kayıtları getirtildiğinde hangi gün kaç seans yapıldığının tespit edileceğini, belirsiz süreli iş sözleşmesinde sehven yazılı 40 seans karşılığı ücret olarak 7.800,00 TL net ücret olmayıp 47 seans karşılığı olduğunu, kongre izni dışındaki izinlerin davacı tarafından kullanıldığını, müvekkili firmanın ruhsatının 14.10.2015 tarihinde 6 ay süre ile askıya alındığını ve 25.04.2016 tarihine kadar askıda kaldığını ve faaliyet göstermediğini, bu süre içinde ödenen ücretlerin talep edilen alacaklardan mahsubu gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalıya ait işyerinde 06.09.2011- 17.04.2017 tarihleri arasında çalıştığı, işten ayrılış bildirgesinde çıkış kodunun Kod (4) (belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden bildirilmeksizin feshi olarak bildirildiği), banka kayıtlarına göre son ücretinin net 8.500,00 TL olduğu, davalı tarafın istifa olgusunu ispatlayamadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş ise de davalı Şirketin adreste bulunmadığı, uzun süre önce kapandığının komşu işyerlerinden beyan edildiği, dosyada yer alan kayıtlardan farklı kayıtlara ulaşılamadığı, kayıt bulunmayan dönem yönünden tanık beyanlarına göre haftalık 13,5 saat fazla çalışma yapıldığının tespit edildiği, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı yönünden de yine kayıt olan dönemler yönünden kayıtlara göre olmayan dönemler yönünden ise tanık beyanlarına göre hesaplama yapıldığı, davacının ödenmeyen 53 günlük yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının davalı nezdinde diyaliz doktoru ve mesul müdür olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin işverence haklı nedene dayanmaksızın feshedildiği, Dairece yapılan ikinci kaldırma kararı sonrasında bilirkişiden ek rapor aldırılığı, protokol defter kayıtlarına göre ve kayıt olmayan dönem yönünden ise tanık beyanlarına göre fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının tespit edildiği, yıllık izin defterine göre kullanılan süreler ve davacı asıl beyanı gözetilerek yıllık ücretli izin alacağının kabul edildiği, davalının istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesinin istifa ile son bulduğunu, 2. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, 3. Üst düzey yönetici konumunda olan davacının fazla çalışma alacağı bulunmadığını, 4. İşyerinin askıda kaldığı dönemlerde ödenen ücretler davacıyı mağdur etmemek için yapıldığından hesaplanan tazminat ve alacaklardan tenkisi gerektiğini, 5. Askı döneminde davacı taraf çalışmamış olduğundan bu döneme ilişkin hatalı şekilde fazla çalışma hesabı yapıldığını, davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının ödendiğini, 6. Yıllık izin defterinin delil olarak değerlendirilmediğini, işyerinin ruhsatının askıya alındığı 180 günlük sürede davacı fiilen çalışmadığından bu sürenin yıllık izin süresi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin feshi ve buna göre kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispat ve hesaplanması hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 860ddb2fb748616f f0ed3b5e3562a189

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı