9. Hukuk Dairesi 2025/6716 E. , 2025/7514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/959 E., 2025/47 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... nezdinde 18.03.2005 tarihinde güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başladığını, asgari geçim indirimi alacağı dâhil net ücretinin 1.250,00 TL olduğunu, işyerinde yemek verildiğini ve servis imkânı olduğunu, yemek ve yol yardımının kıdem tazminatına esas ücretin hesabında dikkate alınması gerektiğini, davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, ücret alacakları eksik ödendiği ve zamanında ödeme yapılmadığı için iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davacının fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığı ücretlerinin tam olarak ödenmediğini, yaptığı fazla çalışmaların ücret bordrolarında eksik gösterilerek buna göre tahakkuk yapıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla çalışma ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili ... bünyesinde çalışmadığını, müvekkili İdare ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, dava konusu iş sözleşmesinin feshinde davalı Belediyeye sorumluluk yüklenilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... Ltd. Şti. (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın kısmi dava olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davalı ... ile aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, dava konusu alacaklardan davalı Belediyenin sorumlu olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, bu sebeple yetki itirazında bulunduklarını, davacının mazeret bildirmeksizin işe gelmediği için hakkında devamsızlık tutanakları tutulduğunu, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona erdiğini, ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını, işyerinde üçlü vardiya sistemiyle çalışıldığını ve fazla çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.05.2016 tarihli kararıyla; davacının hak kazandığı fazla çalışma ücreti alacağının ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini feshettiğini iddia ettiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24/II-(e) alt bendinde, işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse işçinin haklı nedenle derhal iş sözleşmesini feshedebileceğinin belirtildiği, davacının davalı Şirkete göndermiş olduğu ihtarnamede hak etmiş olduğu alacakların ödenmediğini belirterek sözleşmeyi feshettiği, fazla çalışma ücreti alacağının da bu kapsamda bulunduğu, dosya kapsamına göre dinlenen davacı tanıklarının da fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini beyan ettikleri, dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi ile de davacının fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği sabit olduğundan davacının yapmış olduğu feshin haklı nedene dayandığı, denetime elverişli bilirkişi raporunda davacının çalışma süresi ile dosyadaki beyan ve belgeleri değerlendirerek davacının hak kazandığı alacak kalemlerinin hesaplandığı, uyuşmazlık konusu alacakların, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya yeterli, denetime elverişli ve kanaat verici bilirkişi raporunda hesaplanan tutarlarda hüküm altına alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 03.12.2019 tarihli kararıyla; tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek davacının yardımcı hizmet olan güvenlik hizmetinde değişen alt işverenler işçisi olarak davalı ... Başkanlığına ait işyerinde çalıştığı, davalı ... ile davacının hizmet süresi boyunca değişen alt işveren ve son alt işveren arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmü uyarınca asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğu anlaşılmakla Mahkemenin bu konudaki kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak değişen alt işverenler arasında işyeri devri olup olmadığı, davacının uyuşmazlık konusu dönemin tamamında davalı ... çalışıp çalışmadığı, arada ödenen kıdem tazminatı bulunup bulunmadığı, varsa mahsubunun gerekip gerekmediğinin belirlenmesi için son alt işveren dâhil tüm alt işverenlerdeki şahsi sicil dosyasının getirtilerek incelenmesi ve sonucuna göre davalı Belediyenin sorumluluğunun belirlenmesi gerektiği gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 01.06.2021 tarihli kararıyla; uyulmasına karar verilen Yargıtay bozma ilâmı uyarınca davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalışmalarının geçtiği davalı Şirket ile ilgili ... Şirketine ayrı ayrı müzekkereler yazıldığı, müzekkerelerin e-posta yolu ile tebliğ olunmasına rağmen belirtilen işverenler tarafından davacıya yapılan ödeme olup olmadığına yönelik herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya ibraz olunmadığı gerekçesiyle ve bozma öncesi gerekçeler tekrar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 25.10.2021 tarihli kararıyla; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek eksiklik yazısı ile celbedilen yazı ekinde gönderilen hizmet alım sözleşmelerin incelenmesinde, davalılar arasında ilk olarak 01.01.2007 tarihinde güvenlik hizmeti alımına ilişkin sözleşme imzalandığı ve devamında davalı ... ile davalı Şirket ve dava dışı ihbar olunan Şirket ile aralarında belirli periyotlarla sözleşme imzalandığı, ancak 01.01.2007 tarihinden önceki çalışma dönemine ilişkin olarak ise herhangi bir hizmet alım sözleşmesinin bulunmadığının anlaşıldığı, bu durumda davacının 11.01.2007 tarihinden önce sigortalı hizmeti olan şirketler ile davalı ... arasındaki irtibatın araştırılarak bu dönemin ne suretle müşterek müteselsil sorumluluğa esas alındığının açıklığa kavuşturulması, sigortalı hizmetlerin davalı ... ile ilgisinin bulunmadığının anlaşılması hâlinde de söz konusu sürenin bu davalının sorumluluğu açısından kıdem tazminatı ve fazla çalışma alacağı hesabına esas hizmet süresine dâhil olmadığının kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 18.07.2023 tarihli kararı ile; uyulmasına karar verilen birinci bozma ilâmı uyarınca davacının uyuşmazlık konusu dönemde çalışmalarının geçtiği davalı Şirket ile ilgili ... Şirketine ayrı ayrı müzekkereler yazıldığı ve müzekkerelerin e- posta yolu ile tebliğ olunmasına rağmen cevap verilmediği, yine ikinci bozma ilâmı uyarınca ... Müdürlüğüne ve ... Malzeme Ofisi ... Bölge Müdürlüğüne ayrı ayrı müzekkereler yazılarak cevabi yazıların dosyaya ibraz olunduğu, dosya içerine göre davacının davalı işyerinde 18.03.2005-31.12.2006 ve 02.02.2008-09.10.2014 tarihleri arasında çalıştığı ve iş sözleşmesinin davacı tarafından ücret alacaklarının ödenmemesi üzerine haklı nedenle feshedildiği, davacının 28.10.2006-31.12.2006 tarihleri arasında davalı ... bünyesinde geçen çalışmasından davalı Belediyenin sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek ve bozma öncesi gerekçeler tekrar edilerek ikinci bozma ilâmında belirtilen hususlar ile dosya kapsamına uygun olarak hazırlandığı anlaşılan bu nedenle Mahkemece hüküm kurmaya yeterli ve elverişli kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği sonucuna varılmış yine 28.10.2006-31.12.2006 tarihleri arasındaki çalışma yönünden davalı Belediyenin sorumluluğu bulunmadığı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.10.2023 tarihli kararı ile tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davalıların 13.715,29 TL kıdem tazminatından sorumlu oldukları yönündeki 01.06.2021 tarihli karara karşı davalı ... Şirketinin temyiz talebinin bulunmamasına rağmen yeniden yapılan hesaplamaya itibarla davalı Şirketin de 10.920,93 TL kıdem tazminatından sorumlu olacağı yönündeki kararın usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali mahiyetinde hatalı olduğu, ayrıca davacının fesih tarihindeki son ücreti yerine, fasılalı çalışma olgusu nedeniyle 18.03.2005-31.12.2006 tarihleri arasındaki hizmet süresi yönünden 31.12.2006 tarihindeki ücrete göre yapılan hesaplamanın usul ve kanuna aykırı olduğu, kıdem tazminatı hesabı yönünden herhangi bir bozma sebebine de yer verilmediğinden davalının 09.10.2014 olan fesih tarihindeki ücretine göre hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle kararın tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; üçüncü bozma ilâmında belirtilen hususlar ile dosya kapsamına uygun olarak hazırlandığı anlaşılan bilirkişi ek raporu doğrultusunda; davacının iş akdini haklı olarak feshettiği sonucuna varılmış yine 28.10.2006-31.12.2006 tarihleri arasındaki çalışma yönünden davalı Belediyenin sorumluluğu bulunmadığı ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği açıklanarak ve bozma dışı kalan hususlarda bozma kapsamı dışında kalan gerekçeler tekrar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının çalıştığı Şirket ile müvekkili Belediye arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri ve eki teknik şartnameler incelendiğinde de görüleceği üzere, personelin her türlü sosyal ve yasal sorumluluğunun yüklenici Şirketlerde olduğunu, 2. Davacının ... Belediye teşkilatında çalışmadığını, ... Şirketinin ayrı bir tüzel kişiliğe sahip olduğunu, 3. Dava konusu iş sözleşmesinin hukuki sonuçlarından müvekkili Belediyenin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasında uyuşmazlık; kıdem tazminatının hesaplanmasına ve usuli kazanılmış haklara uygun karar verilmesine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin davalı ... Başkanlığına yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! efe5dd13fffcd06e d4f6b6cafcec61b8