9. Hukuk Dairesi 2025/4689 E. , 2025/7473 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/191 E., 2025/52 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkete ait işyerlerinde 01.05.2008 tarihinde üretim uzmanı olarak çalışmaya başladığını ve 06.03.2017 tarihinde işten ayrıldığını, davacının ... tesisinde yurt içi çalışma döneminde brüt 5.000,00 TL ücret aldığını, yurt dışı çalışma döneminde ise müvekkilinin 5.000,00 TL + 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, davalı firmanın hastaları için nükleer ilaç ürettiğini, davacının da bu ilaçların üretimini yapan üretim uzmanı mühendis olarak görev ifa ettiğini, davacının davalı Şirkette radyasyona maruz çalıştığına ilişkin olarak ... Kurumunda kaydının bulunduğunu, davacının radyasyona maruz kalarak çalışmış olmasına karşın davalı Şirketin onu normal çalışan statüsünde istihdam ettiğini, Şirkette uygulanan normal çalışmanın haftanın 6 günü sabah 08. 30... .30 saatleri arasında olduğunu, davacıya günlük 2,5 saat fazla çalışma yaptırıldığını, davacının ulusal bayramlarda tam gün, dinî bayramlarda en az bir gün çalışma yaptığını, yasal düzenlemeler gereği günde en fazla 5 saat çalıştırılabilecek olan davacının normal işlerde çalışan kişi statüsünde 30.01.2010 tarihine kadar haftalık 27,5 saat, bu tarihten sonra ise haftalık 35 saat çalıştırılması gerekirken günde en az 10,5 saat çalıştırıldığını belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil, şua izni ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bir işyerinin radyasyonlu işyerlerinden sayılıp sayılmayacağınn tespiti ile buna bağlı olarak alacakların hak kazanılmasının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılması gereken bir idari işlem olduğunu, davacı tarafından bu hususta ilgili kuruma herhangi bir başvuru yapılmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının son ücretinin brüt 5.007,00 TL olduğunu, davacı iş sözleşmesini radyasyona maruz kaldığı iddiasıyla feshettiğini ancak iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından davacının devamsızlıkları nedeniyle feshedildiğini, müvekkili Şirketin 3153 sayılı ..., ... Müesseseleri Hakkında Kanun'a (3153 sayılı Kanun) tâbi bir işyeri olmadığını, davacının yaptığı işin niteliği gereği radyasyona maruz kalmasının mümkün olmadığını, müvekkiline ait ... tesisindeki işyerinde çalışma saatlerinin haftanın 3 günü 03.30-06.30 saatleri arası, haftanın 2 günü 04.00-06.30 saatleri arasında olduğunu, cuma ile cumartesi günlerinin resmî tatil olduğunu, ... tesisi için başlangıç saati 1-2 saat ileri olmakla birlikte toplam çalışma süresinin aynı olduğunu, ...’ten farklı olarak cumartesi ve pazar günleri çalışma yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli kararıyla; dosya kapsamındaki delil ve belgelerden davacının davalıya ait işyerinde işe giriş tarihinden itibaren yapmış olduğu iş nedeniyle radyasyona maruz kaldığı, davacının çalıştığı dönem boyunca radyasyona maruz kalmasına rağmen davalı işveren tarafından 3153 sayılı Kanun'a ve bu Kanun'a ilişkin ilgili Tüzüğün amir hükümleri uyarınca şua izninin kullandırılmadığı, iş sözleşmesi devam ederken ve fesih sonrasında bilirkişinin ek raporda belirlemiş olduğu kıdem tazminatı ile prim alacağı, şua izni alacağı, fazla çalışma ücret alacağı, genel tatil çalışma alacağı ve yemek ücreti alacağının davalı işveren tarafından davacıya ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli kararı ile; temel anlaşmazlık konusunun davalı işyerinin 3153 sayılı Kanun kapsamında işyeri sayılıp sayılmayacağı olduğu, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından dosyaya gönderilen 26.01.2017 tarihli cevabi yazıda radyofarmasotik ilaç üretimi tesislerinin radyasyon alanı olarak değerlendirilmesinin uygun olacağı, Sağlık Bakanlığından izin ruhsat almak suretiyle faaliyet gösteren teşhis tedavi merkezleri ile bu merkezlerde çalışan kişilerin bu Kanun kapsamına girdiği, ilaç üretim tesisinde çalışan kişinin 3153 sayılı Kanun'a tâbi olmayacağının bildirildiği, 16.11.2017 tarihli Sağlık Bakanlığı cevabi yazısı ile ilaç üretimi yapan işyerlerinin 3153 sayılı Kanun kapsamında olmadığının bildirildiği, davalı işyerinde Atom Enerjisi Kurumunun ölçümlemeler yaptığı, çalışanların ve davacının dozimetre ölçümlerinin yapıldığı, davalı işyerinin 3153 sayılı Kanun kapsamında olmamakla birlikte çalışanların radyasyona maruz kalma ihtimalinin bulunduğundan denetlemelerin ve dozimetre kullanımının bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 12.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davacının 3153 sayılı Kanun'a tâbi çalışan olmadığı, ancak gerek Mülga Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik gerekse 2013 yılında yürürlüğe giren Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinde radyoaktif ve radyoiyonizasyon maddelerle yapılan işler kapsamında çalışmaya yer verildiğinden; davacının günlük 7,5 saati aşan çalışma varsa fazla çalışmanın buna göre ayrıca bir değerlendirmeye tâbi tutulması gerektiği, davacının ulusal bayram ve genel tatil çalışmasını ispatlayamadığından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının ulusal bayram ve genel tatil çalışmasını ispatlayamadığı, davacının davacı tanıklarının çalışma dönemleri ile sınırlı olarak ve zamanaşımı dikkate alınmak suretiyle tanık beyanlarına göre haftalık 70 saat çalıştığı, buna göre haftalık 25 saat fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının devamsızlığı nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, 2. Davacının fazla çalışma alacağının bulunmadığını, davacı tanık beyanlarının afaki olduğunu, 3. Davacının ücret miktarının hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma alacağının ispatı ve hesaplanması noktasında toplanmaktadır. 1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiîlen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür. Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir. Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı tanık beyanlarına göre davacının haftalık 70 saat çalıştığı ve buna göre haftalık 25 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından, davacının fazla çalışmalarının davacı tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı taraf dava dilekçesinde davacının 08.30-17.30 saatleri arasında çalıştığını, bunun yanında günlük 2,5 saat daha çalışmasının bulunduğunu ileri sürmüştür. Tüm dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, yapılan işin niteliği, dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları ve dava dilekçesinde belirtilen çalışma saatleri hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftanın 6 günü 08.30-20.00 saatleri arası çalıştığını ispatladığı kabul edilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre davacının, ispatlanan çalışma düzeni ile kanuni ara dinlenme sürelerine göre günlük 7,5 saati aşan çalışmasının 2,5 saat olduğu ve buna göre günlük 2,5 saat fazla çalıştığının kabulü ile haftalık 15 saat fazla çalışma yaptığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 31b073a3c6264b1f ed745636bf41ab16