Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/5371 E., 2025/7476 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/5371 E., 2025/7476 K. (07.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5371
Karar No
2025/7476
Karar Tarihi
07.10.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/5371 E. , 2025/7476 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2025/116 E., 2025/212 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı ve birleşen dava davalısı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ... Şirketi ve davalı ...'nin ...'da ... Havalimanı ve ... yüksek hızlı batı çevre yolu inşaatlarını iş ortaklığı yaparak üstlendiklerini, davacının yurt dışındaki şantiyede 12.09.2013 tarihinde delici makine/iş makinası (rok) operatörü olarak işe başladığını, taraflar arasındaki iş sözleşmesi gereğince çalışma koşulları konusunda ... İş Kanunu hükümlerinin geçerli olacağını, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, davacının çıkış yapılırken çoğu ... olan birçok belgeye imza atmak zorunda kaldığını, ilk işe başladığından ayrılıncaya kadar aylık ücretinin 1.750,00 Euro olduğunu, aynı dönemde aynı işi yapan İtalyan işçilerin 4.500,00/5.000,00 Euro ücret aldıklarını, aynı işyerinde aynı ya da benzer işi yapan işçilerin ücretleri arasında bu şekilde fark olmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, yine çalışma şartları açısından ... ve ... işçilerle ... işçiler arasında farklılıklar bulunduğunu, davacının fazla çalışma yaptığını, tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, ... hukukuna göre yıllık izin süresinin 34 gün olduğunu ileri sürerek ve TL cinsinden olmak üzere; fark ücret alacağı, ayrımcılık tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; gerçekte iş ortağı olan davalı ... ... Şirketi ve davalı ...'nin her bir iş için ayrı bir anonim şirket kurduğunu öğrendiklerini, müvekkilinin zarara ve hak kaybına uğramaması için davalı ... ... Şirketi ve davalı ...'nin ortaklığında kurulan proje şirketi olan ...'ye davayı yöneltmek ve taraf yapmak için mevcut davayı açtıklarını ileri sürerek bu kez Euro cinsinden olmak üzere, asıl davada talep edilen alacak kalemlerinin birleşen dosya davalısından tahsili ile davaların birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirket işçisi olmadığını, davanın müvekkili Şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... ... Şirketi vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının kendi işçileri olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacının çalıştığı iddia ettiği ... Havalimanı inşaatının ayrı bir tüzel kişiliğe sahip dava dışı ... (Yeni ünvanı: ...) tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin ise 23.12.2016 tarihli hisse devrine kadar bahsedilen dava dışı Şirketin yalnızca ortaklarından biri olduğunu, çevre yolu işinin ise ... tarafından yürütüldüğünü, müvekkilinin bu Şirketin sadece ortağı olduğunu, davanın müvekkili Şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının alacağının bulunmadığını, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığını, dava konusu uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiğini, ... hukukunun uygulanması kabul edildiği takdirde davanın ...'da görülmesi gerektiğini, davacının belirli süreli sözleşme ile çalıştığını, davacının ücretine, yaptığı mesai çalışmalarının dâhil olduğunu, davacının istifa ederek işten ayrıldığını iddia edilen çalışma gün ve saatlerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, eşitlik ilkesine aykırı davranılmadığını davacı tanıklarının beyanlarına, davaları olması nedeniyle itibar edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararı ile; iş sözleşmesinden doğan taleplerde, talebin tâbi olduğu hukukun (esasa uygulanan hukuk) zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından da yetkili olduğu dikkate alındığında ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanmasının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereği olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu ve resen dikkate alınması gerektiği, davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinin 19.09.2015 olduğu, asıl davanın iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten 2 yıl 2 ay 12 gün sonra, birleşen davanın iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten 4 yıl 1 ay 26 gün sonra açıldığı ve ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca sürenin kaçırılması hususunda geçerli bir nedenin de bulunmadığı ve alacakların hak düşürücü sürede talep edilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... ... (katılma yoluyla) ve davalı ... (katılma yoluyla) vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli kararı ile; dosya kapsamından, davacı ile birleşen davada davalı ...arasında imzalanan 26.11.2013 tarihli iş sözleşmesinin sunulduğu, taraflar arasında imzalanan ana sözleşmeye ek sözleşmeler ile sözleşme süresinin uzatıldığı, çalışma şartları ve uygulanacak hukuk seçiminin taraflar arasında asıl sözleşme ile belirlendiği, ek sözleşme/sözleşmelerin uygulamayı devam ettirdiği, asıl sözleşmeye göre çalışma koşullarının belirlenmesinde ... İş Kanunu'nun uygulanacağının kabul edildiği, uyuşmazlıkların ... Federasyonu yasal mevzuatı uyarınca çözüleceğinin belirtildiği, bu nedenle uyuşmazlığa ... Federasyonu İş Kanunu'nun uygulanması ve İlk Derece Mahkemesince ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde sözü edilen süreler hak düşürücü süre olarak kabul edilerek iş sözleşmesi 19.09.2015 tarihinde feshedildiğinden asıl dava ve birleşen davanın hak düşürücü sürede açılmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesinde bir aykırılık bulunmadığı, hüküm altına alınan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ... ... ve ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 01.04.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı ile davalılardan ... (katılma yoluyla) ve ... vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile ... Federasyonu İş Kanunu'nun bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde sözü edilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede; bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı, bu nedenle birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, söz konusu sürenin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğu, davacının asıl davanın davalıları ... ve ... nezdinde birlikte istihdam edildiğine yahut davalılar ... ve ...'nın davacıya karşı sorumluluğunu gerektirir bir başka hukuki ilişkinin varlığına dair dosyada delil bulunmadığından, asıl davanın davalıları hakkında açılan davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği, Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, bu ret sebebiyle davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varıldığı, bu nedenle somut dosyada; birleşen dava tarihinin 15.11.2019 olması ve birleşen davanın yabancı hukukun uygulanması sonucunda reddedilmiş olması karşısında, birleşen davada davacı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin de isabetsiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda asıl davanın husumet yokluğundan reddine, birleşen davanın ise esas bakımından reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Anayasa Mahkemesince iptal kararı verildiğini, bu içtihadın değişmesi gerektiğini, b. 3 aylık ve 1 yıllık hak düşürücü sürelerin davacının ...'da yabancı işçi olması nedeniyle ... mevzuatına göre uygulanamayacağını, c. Aksi durum kabul edilse bile bu sürelerin Türk kamu düzenine aykırı olduğundan uygulanamayacağını ileri sürmüştür. 2. Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde; davalı Şirket lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin ve aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, husumet, davanın süresinde açılıp açılmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı ve davalı ... vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 914745c275d330db eeaba1d6c64da972

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı