Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/6465 E., 2025/7727 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6465 E., 2025/7727 K. (13.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6465
Karar No
2025/7727
Karar Tarihi
13.10.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/6465 E. , 2025/7727 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2526 E., 2025/1465 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 20. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/284 E., 2023/409 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 01.12.2018-10.08.2020 tarihleri arasında satış direktörü olarak çalıştığını, ücretinin en son aylık brüt 12.000,00 TL olduğunu ayrıca satışın %10’u, işe yerleştirmelerin %20’si oranında prim ödemesi de aldığını, 18.02.2020 tarihinde doğum iznine ayrıldığını, iş göremezlik raporlarının bittiği gün işyeri telefon hattı ve e-posta erişiminin davalı Şirket tarafından tek taraflı olarak kapatılması suretiyle iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini, davacının iş güvencesi kapsamında olmaması ve işverence yapılan feshin kötüniyetli olması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatına hak kazandığını, ayrıca davacının iş sözleşmesinin fesih nedeni ve davacının durumu dikkate alındığında ayrımcılığa da maruz kaldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile ayrımcılık tazminatı, kötüniyet tazminatı, prim, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 01.12.2018 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığını ve iş sözleşmesinin davacının, Şirket çalışanlarına ve üçüncü kişilere Şirketin mali durumunun iyi olmadığını, ücret ve mali hakların ödenemeyeceğini, Şirketin çökmekte olduğunu, çalışanların bu nedenlerle işten ayrılacağını başkalarına söylediğinin öğrenilmesi üzerine haklı nedenle feshedildiğini, davacının kıdem, ihbar, ayrımcılık ve kötüniyet tazminatlarına hak kazanamayacağını, işyerinde prim uygulaması olmadığını, söz konusu delillerin davacı tarafından hazırlandığını, davacının üst düzey yönetici olması nedeniyle fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 01.12.2018-10.08.2020 tarihleri arasında çalıştığı, davalı her ne kadar davalı işyerinde prim uygulaması bulunmadığını savunmuş ise de davacı tanığının, getirilen işlerden %10 oranında prim ödendiğini beyan ettiği, dinlenen davalı tanığının davalı işyeri çalışanı olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesine ekli olarak sunduğu prim hak edişlerine dair belgeler davalı işverenin kendisinde olmasına rağmen aksini ispat edecek delil sunulmadığı nazara alınarak dosyada dava dilekçesi ekinde sunulu olan kayıtlar uyarınca davacının 2019 yılında 389.170,00 TL, 2020 yılında 502.500,00 TL tutarında hizmet satışı yaptığı, 2019 yılında 71.763,00 TL, 2020 yılında 22.000,00 TL headhunter nedeniyle satış yaptığı, davacı tarafın iddiasının aksine davacı tanığının beyanları uyarınca davacının %10 oranı üzerinden 01.01.2019-10.08.2020 tarihleri arasında toplamda 98.543,30 TL brüt tutarında prime hak kazandığı, davalının fesih sebebi yaptığı eylemlerin davacı tarafından gerçekleştirildiği konusunda dosyada yazılı, somut herhangi bir delil ve belge ile tanık beyanının mevcut olmadığı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispat edilemediği, davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından kötüniyetli olarak feshediliğine dair ispata yarar delil sunmadığı, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ispat edemediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının fazla çalışma yaptığını, karşılığını almadığını, b. İş sözleşmesinin feshinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, işten çıkışının "işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı" kodu ile gösterildiğini, feshin, davacının doğum izninden döndükten çok kısa bir süre sonra yapıldığını, sunulan e-postalar ve dinletilen tanık anlatımlarına göre davacının kötüniyet tazminatına hak kazandığını, ayrıca davacının cinsiyetçi ayrımcılığa uğradığını ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının iş sözleşmesinin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışları sebebiyle ve haklı nedenle feshedildiğini, b. Sunulan delillere rağmen prim alacağının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, Şirkette hiçbir zaman prim uygulaması olmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatları, ayrımcılık tazminatı ve kötüniyet tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, prim ve fazla çalışma alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince davalı her ne kadar davalı işyerinde prim uygulaması bulunmadığını savunmuş ise de davacı tanığının, getirilen işlerden %10 oranında prim ödendiğini beyan ettiği, davalı tanığının davalı işyeri çalışanı olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesine ekli olarak sunduğu prim hak edişlerine dair belgeler davalı işverenin kendisinde olmasına rağmen aksini ispat edecek delil sunulmadığı gerekçeleriyle davacının prime hak kazandığı kabul edilmiş; davalının bu yöndeki istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Ne var ki varılan bu sonuç, dosya kapsamına uygun değildir. Şöyle ki dosyaya taraflar arasında düzenlenmiş bir iş sözleşmesi sunulmamış olup dosya içeriğinde, taraflar arasında primin ödeneceğine ve şartlarına yönelik yazılı bir delil de bulunmamaktadır. Dava dilekçesi ekinde sunulu olan kayıtlarda davalıyı bağlayıcı bir imza bulunmadığı gibi sunulan belgenin başkalarınca da düzenlenebilecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tanığı kendisine prim ödemesinin banka üzerinden yapıldığını beyan etmiştir. Ancak banka kayıtları ve davalı işverence sunulan belgeler, tanık beyanını teyit etmemektedir. Davacının ücret bordrolarında prim tahakkukları bulunmadığı gibi sunulan banka hesap hareketlerinde de prim ödemesine dair bir kayıt yoktur. Davacı tanığının ve davacının prim ödemelerinin elden yapıldığına yönelik bir beyanı da bulunmamaktadır. Davacı, davalı işyerindeki diğer kişilerle yapılan e-posta yazışmalarını delil olarak sunarak prim alacağının bulunduğunu ileri sürmekte ise de yapılan yazışmaların işyerindeki işleyiş, yapılacak işlemler, kesilecek faturalar ile ilgili olduğu, yazışmaların içeriğinde davacıya kesilen faturalar karşılığında prim ödemesi yapılacağına yönelik bir kabulün bulunmadığı tespit edilmiştir. Açıklanan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının prim alacağını ispat edemediğinin kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca davacının prim alacağının reddi gerektiğinden bu husunun giydirilmiş brüt ücretin belirlenmesinde de dikkate alınması ve davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının da buna göre yeniden hesaplanması gerektiği de göz önünde bulundurulmalıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı