Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/6136 E., 2025/7410 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/6136 E., 2025/7410 K. (06.10.2025) – Hırsızlık

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6136
Karar No
2025/7410
Karar Tarihi
06.10.2025
Konu
Hırsızlık, Tazminat, Kıdem Tazminatı

9. Hukuk Dairesi 2025/6136 E. , 2025/7410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/987 E., 2025/1294 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Trabzon 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2025/44 E., 2025/51 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bir süre özel sektörde çalıştıktan sonra kamu işçisi olarak önce ... Belediyesinde ... İşleri Müdürlüğü, ... Müdürlüğünde, sonrasında ... İl Millî Eğitim Müdürlüğünde 2023 yılı Ocak ayı sonuna kadar çalıştığını, emekli olmak suretiyle işten ayrıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı ve yolluk (harcırah) alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 25.10.2021-30.01.2023 tarihleri arasında müvekkili Kurumda çalıştığını, davacı hakkında hırsızlık suçu nedeniyle dava açıldığını, ... Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile davacının hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, aynı karar ile infaz süresince kamu hizmetlerinden yasaklılık hükmü uygulandığını, kararın da istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiğini iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/III hükmü gereğince feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2025 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 15.02.2002 tarihinde ... Belediyesinde çalışmaya başladığı, 24.10.2011 tarihinde ihtiyaç fazlası olduğu için 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (6111 sayılı Kanun) gereğince ...Müdürlüğü emrine atandığı, 25.10.2011-14.02.2023 tarihlerinde bu işyerinde çalıştığı, hizmet süresinin 20 yıl 4 ay 15 gün olduğunun kabulü gerektiği; her ne kadar davalı işverence iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/III hükmü uyarınca feshedildiği iddia edilmiş ise de davacının işyeri dışında işlemiş olduğu bir suç nedeniyle hakkında kamu davasının açıldığının anlaşıldığı, söz konusu suçun işveren veya işyerinde birlikte çalıştığı kişilere karşı olmadığı, davacının cezaevinde işe devamını engelleyecek şekilde tutuklu kalmadığı, bu nedenle işverenin feshinin haksız olduğu ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı; ancak davacı vekilinin 20.03.2025 tarihli feragat beyanı değerlendirildiğinde davacının yolluk (harcırah) ücreti talebi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6111 sayılı Kanun'un 166. maddesi hükmü dikkate alındığında davacının hizmet süresi belirlenirken ... Belediyesinde çalıştığı dönemin dikkate alınmasının yerinde olduğu, davacının ceza aldığı suçun işyeri ile ilgili bir suç olmadığı gibi 4857 sayılı Kanun'un 25/III hükmünün de kıdem tazminatına hak kazanmaya engel bir düzenleme olmadığı hususları dikkate alındığında kıdem tazminatının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davacının kıdemi, yapılan işin ve işyerinin niteliği ve ödeme belgeleri dikkate alındığında işyerinin kamu kurumu olması da göz önüne alınarak davacının ücretinin ödeme belgelerine göre belirlenmesinin yerinde olduğu, zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin kabul-ret oranına göre isabetli olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davanın belirsiz alacak ya da kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, 2. Davanın iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/III hükmü uyarınca feshedildiğini, kıdem tazminatına hak kazanamadığını, 3. Davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 4. Alacağa yürütülen faizin başlangıç tarihine ve faiz oranlarına itiraz ettiklerini, 5. Arabuluculuk masrafının davalı Bakanlıktan tahsiline karar verilmesinin hatalı olduğunu, 6. Yargılama gideri ve vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davanın niteliği, zamanaşımı, kıdem tazminatı, bu tazminata yürütülen faizin türü ile başlangıç tarihi, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin hesaplanmasına ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava dilekçesi ile ıslah dilekçesi içeriği dikkate alındığında davanın kısmi dava olarak açıldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3/14 hükmü uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama gideridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesine göre yargılamanın sonunda, arabuluculuk ücretinin de tarafların haklılık durumununa göre paylaştırılması gerekir. Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen arabuluculuk ücretinin tamamından davalının sorumluluğuna yol açacak şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (8) numaralı bendinde yer alan "8-Arabuluculuk dava şartı gereği başlangıçta Adalet Bakanlığı bünyesinden suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına," ibaresinin çıkartılarak yerine "Tarafların haklılık durumu göz önüne alınarak 1.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 200,00 TL'sinin davacıdan, 1.400,00 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5b44981274558a95 8d5c25af7303b1ca

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı