9. Hukuk Dairesi 2025/3434 E. , 2025/7239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/66 E., 2025/428 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 19. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/162 E., 2024/582 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve davalı tarafça temyize konu edilen toplam miktarın (Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk lirası karşılığı dikkate alınarak), karar tarihi itibarıyla bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010-2017 tarihleri arasında ince işler formeni olarak 2.450,00 USD aylık ücret ile davalı Şirketin yurt dışındaki işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davada husumet yöneltilen şirketin, işçinin hangi ülkelerde ne kadar süreyle çalıştığının belli olmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının çalıştığı ülke mevzuatına göre dava konusunun değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 20.10.2010 - 17.07.2012, 13.09.2012 - 13.01.2015 ve 11.08.2015 - 25.07.2017 tarihleri arasında çalışmalarının ... Federasyonu ve Türkmenistan ülkesinde geçmesi nedeni ile ... Federasyonu ve Türkmenistan hukukunun uygulanarak uyuşmazlığın çözülmesi gerektiği, davacının ilk iki dönem çalışması yönünden zamanaşımı süresinin 3 ay olduğu, dava tarihi itibarıyla bu sürenin geçmiş olduğu, son dönem çalışma süresi yönünden zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğu ve dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmadığı, ancak ıslah tarihi itibariyle sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının istinaf dilekçesinin miktar yönünden reddine karar verildiği, davacının 20.10.2010 - 17.07.2012 tarihleri arası ..., 13.09.2012 - 13.01.2015 ve 11.08.2015 - 25.07.2017 tarihleri arası ...'da çalıştığı, feshe bağlı alacaklar açısından çalışma dönemlerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davanın 23.10.2017 tarihinde açıldığı, ... hukuku ve ilk dönem çalışmasında ... hukuku açısından üç aylık zamanaşımı süresinin dolduğu, bu nedenle son dönem çalışması açısından taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği, davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ettiği, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiğinin ve ihbar süresi tanındığının davalı tarafça ispatlanmadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, davacı vekilince ıslah dilekçesinin 22.01.2019 tarihinde sunulduğu, ıslaha karşı süresinde zamanaşımı def'i ileri sürüldüğü, ıslah edilen miktarların 1 yıllık süre dikkate alındığında zamanaşımına uğradığı, dava dilekçesindeki miktara hükmedilmesinde hata olmadığı; davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacağı talep ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının bu çalışmaları yaptığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kesinlik nedeniyle reddine, davacının istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davalı işverenin işbu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını, b. Davalı yan cevap ve ıslaha karşı beyan dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini, c. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanması gerektiğini, d. Matbu sözleşmelere dayanılarak taraflar arasında hukuk seçimi yapıldığından bahsetmenin mümkün olmayacağını, e. Taraflarınca yapılan yargılama gideri ve arabuluculuk ücretinin de davalıya yükletilmesi gerektiğini ileri sürülmüştür. 2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş olduğundan, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk, davanın süresinde açılıp açılmadığı ve zamanaşımı def'i hususlarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı Temyizi Yönünden Davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı tarafa iadesine, B. Davacı Temyizi Yönünden Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ce02ff9e38bc237e 8593161fc9d8169c