Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/871 E., 2025/3549 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/871 E., 2025/3549 K. (08.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/871
Karar No
2025/3549
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/871 E. , 2025/3549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/26 E., 2024/46 K. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı ... İdaresi vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde özetle; ... köyünde orman kadastrosu çalışmalarının yapıldığını ve ilandan sonra yürürlüğe konulduğunu, her ne kadar bu çalışmalar ilan edilmişse de haberlerinin olmadığını, ata - dedelerinden kalma arazilerinin Orman Kanunun 2. maddesinin (b) bendine göre Hazine adına orman dışına çıkarıldığını, Hazine adına çıkarılan bu arazilerinin iki parsel olup kayısı bahçesi olduğunu ileri sürerek, ... köyünde bulunan ve kendilerini ait iki parsel toplamı 150 dönümlük yerle ilgili olarak hiçbir şekilde orman olmayan ve Hazine ile hiçbir ilgisi bulunmayan bu taşınmazların adlarına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı ... İdaresi cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yerin dava dilekçesinde belirtilmediğini, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ormanların zilyetlikle kazanılamayacağını, davanın husumetten reddi gerektiğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur. Dahili davalı ... cevabında; davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, 17.01.2013 tarihli ve 2010/19 Esas, 2013/30 Karar sayılı kararla verilen davanın kabulüne dair ilk karar, davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.12.2014 tarihli ve 2014/9465 Esas, 2014/10382 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi’nin 01.10.2015 tarihli ve 2015/40 Esas, 2015/174 Karar sayılı kararıyla verilen, davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine dair ikinci karar, davacıların temyizi üzerine Dairemizin 05.10.2021 tarihli ve 2021/6701 Esas, 2021/10042 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve ... Mahallesinde bulunan taşınmazın fen bilirkişisinin 06.06.2023 ve 26.05.2024 tarihli raporları uyarınca koordinatların belirtildiği, a) 290 nolu parsel içerisinde kalan kroki 2'de (B) harfi ile belirtilen 33.320,40 m² alanda 32.729,28 m² kısmı Hazine kalmak üzere geri kalan 591,12 m² kısmın davacı ... adına, tapuya kayıt ve tesciline, b) 290 nolu parsel içerisinde kalan kroki 2'de (C) harfi ile belirtilen 53.836,23 m² kısmın tarım alanı olarak davacı ... adına, tapuya kayıt ve tesciline, c) 290 nolu parsel içerisinde kalan kroki 2'de (A) harfi ile belirtilen 38.661,76 m² alanda 20.297,46 m² kısmı Hazinede kalmak üzere geri kalan18364,3 m² kısmın davacı ... adına, tapuya kayıt ve tesciline, d) 290 nolu parsel içerisinde kalan kroki 2'de (D) harfi ile belirtilen 42701,47 m² kısmın tarım alanı olarak davacı ... adına, tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın yalnızca yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen yargılama giderlerinin müvekkilleri üzerinde bırakıldığını ve vekalet ücretine ise hükmedilmediğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kararın hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, görev, yetki ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, yeterli ve gerekli zilyetlik şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporlarının gerekli ve yeterli teknik bilgiye sahip olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece zilyetlik ve imar ihya durumunun yeterince araştırılmadığını, davacının nizasız ve fasılasız zilyet olma ispat edemediğini, eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, parsele ilişkin vergi, ecri misil vb. kayıtların temin edilmediğini, keşifte jeodezi bilirkişisine başvurulmadığını ve eksik inceleme yapıldığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, orman vasfıyla Hazine lehine taşınmaz tescil edildiğinden Hazine lehine kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkeme kararının 5403 sayılı Kanun'a aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesine göre "Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması" zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297. ve 298. maddeleri de kararların gerekçeli olarak yazılmasını zorunlu kılmaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 297/c maddesi uyarınca gerekçenin; "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" göstermesi gerekir. Bir başka anlatımla; gerekçe okunduğunda, Mahkemece verilen hükme nasıl ulaşıldığının anlaşılması gerekir. Böylece, davacı veya davalı sıfatıyla bir yargı organı önüne gelen kişilerin, hukuk devletinde yaşamanın doğal sonucu olarak hukuk güvencesi, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakları uyarınca haklarında verilen kararlar yanında kararların hukuki süreci ve yargısı da denetlenebilir olur. Bu ilkeler ışığında temyiz incelemesine konu gerekçeli karar incelendiğinde; kararda, davanın neden kabul edildiği hususunda yeterli açıklamanın yer almadığı, delillerin tartışılarak değerlendirmesinin yapılmadığı, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer almadığı ve kararın denetlenebilirliğinin olmadığı görülmekte olup, bu haliyle kararın gerekçe içermediği anlaşılmaktadır. Bunun yanında; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme da hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların bulunduğu ... köyünde 2004 yılında Orman Kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmasının yapıldığı, 2011 yılında ise ihdas suretiyle tapu kayıtlarının oluştuğu, davacının ise 2012 yılında taşınmazların adına tescili istemiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Bu daram karşısında, Orman Kadastrosuna ilişkin tüm tutanakların dosya arasına getirilmesi gerektiği halde, söz konusu kayıtlar getirtilmemiş; çekişmeli taşınmazların Orman Kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmalarındaki konumları ve en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasında orman sayılan yerlerden olup olmadıkları belirlenmemiş, hükme esas alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların imar-ihya edilmiş olup olmadıkları hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamış, yalnızca taşınmazların fiili kullanıcıları ve değerleri ile norm sınırının aşılıp aşılmadığı yönünde değerlendirmelere yer verilmiş ve sonuç olarak davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tereddütsüz olarak tespit edilmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme karan sonucu oluşmuş ise karar örnekleri ile varsa Yargıtay ilamları ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklan ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, Orman Kadastrosu tutanak ve haritalannın düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; Orman Kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazların Orman Kadastro haritasına göre konumu Genel Kadastro paftası üzerinde ve aynı yada yakın orman sınır hatlannda dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişki bulunmakta ise çekişmeli parseller yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, taşınmazların konumlan tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılmayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayım taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk Mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenmek suretiyle, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, Kadastro Kanununun 21. maddesinde belirtilen miktar fazlasının ifrazına ilişkin hükümleri değerlendirilerek (Dairemizce aynı gün incelemesi yapılan 2025/846 Esas sayılı dosyasına konu Hekimhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/32 Esas sayılı dava dosyası iş bu temyiz incelemesine konu dava dosyası ile birleştirildikten sonra) zilyede tercih hakkı tanınmalı ve bundan sonra, oluşacak sonuç çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. Maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un 297. ve 298. maddeleri uyarınca, gerekçesi de açıklanmak suretiyle bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, gerekçesi açıklanmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, kabule göre de, tapu iptali kararı verilmeden doğrudan tescil hüküm kurulmuş olması da isabetsiz olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı