8. Hukuk Dairesi 2023/2018 E. , 2025/3552 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2022/300 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ...'ye bağlı ... tarlası mevkiinde halen... köyü hudutları içinde 23 dönüm taşınmazın müvekkilleri olan davacıların murisi ... tarafından ...mevkinde 15 dönüm miktarlı doğusu yol, batısı dere, güneyi ... olan taşınmazı...08.06.1964 tarihinde 5000-TL, yine ...mevki 8 dönüm miktarlı doğusu yol, batısı dere, kuzeyi sahip olan taşınmazı 3.000-TL karşılığında 13.11.1961 de ......dan köy senedi ile satın aldığını, bölgede kadastro çalışmalarında kadastro dışı bırakılan taşınmazın çevresindeki ...'na ait 9 no.lu parsel,...'a ait 8 no.lu parsel ve ...a ait 11 no.lu parsellerin bulunduğunu, taşınmazların satın alınmasından sonra ölünceye kadar muris ve murisin ölümünden sonra diğer mirasçıların malik sıfatıyla fasılasız 1964 senesinden beri kullanıldığını, ziraat ve meyvecilik yapıldığını, Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/107 Esas ve 1965/221 Karar sayılı kararı ile eski ......Köyü ... tarla mevkiinde 32.032 m² yüzölçümünde 7 parsel numarası ile yapılan tapulama tespitinin iptaline ve tapulama dışı bırakılmasına karar verildiğini, dava konusu yerde zilyetlikle mülk edinme koşullarının müvekkilleri lehine gerçekleştiğini belirterek, taşınmazın davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğunu, zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; söz konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlarda olması muhtemel olduğundan ve tescil talebinde bulunulan taşınmazın hangi taşınmaz olduğunun muallak olduğundan davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2015 tarihli ve 2013/176 Esas, 2015/320 Karar sayılı önceki kararıyla verilen davanın kabulüne dair karar, davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarihli ve 2016/5137 Esas, 2017/9126 Karar sayılı ilamıyla; "... karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince taşınmazın bulunduğu ...Belediyesinin davaya dahil edilmediği, davanın esası hakkında yapılan araştırma ve incelemenin de yeterli olmadığı, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı noktasında hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda sadece 1958 tarihli memleket haritasının incelendiği, dayanak hava fotoğraflarının ve eldeki davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi kapsamında açılan tescil davası olduğu dikkate alındığında zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının incelenmediği, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamayacağı ..." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacıların murisleri tarafından satın alınan ve satın alma tarihinden itibaren kullanımına devam ettikleri yerin adlarına tesciline talep ettikleri, dava konusu taşınmazın tapulama tespitleri sırasında tapulama mahkemesinin davacıların murisinin satın aldığı şahıslar aleyhine hazinenin itiraz etmesi üzerine 32030 m² yüzölçümündeki 7 parsel sayılı taşınmazın Tarım Bakanlığının 13.10.1965 tarihli yazısında orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği gerekçesi ile tespitin iptaline dava konusu yerin tapulama dışı bırakılmasına, ihtilafların bilahare orman kadastrosu başladığında halledilebileceği, mülkiyet ihtilafının hallolmadığına dair verdiği karar üzerine dava konusu yerin tapulama dışı bırakıldığı, bu kararın 27.11.1966 tarihinde kesinleştiği, davacıların dayanağı harici senetlerin 13.11.1964 ve 08.06.1964 tarihli oldukları ve o tarihten beri davacıların bu yerin meyve bahçesi olarak kullandıkları ve herhangi bir ihtilafın çıkmadığının tanık beyanlarından ve diğer belgelerden, yapılan keşif ile de yapılan gözlemlerden anlaşıldığı, dava konusu parselin çevresindeki tüm taşınmazların şahıslar adına kayıtlı olup ziraat arazisi olarak kullanıldıkları, bozma kararı sonrasında yapılan keşif ile de, 1940 yılı 1955 yılı hava fotoğraflarının incelendiği, 7/A/1 kısmı ile gösterilen kısmın tarım arazisi olduğunun tespit edildiği, ziraat bilirkişilerinin yerin tarım yapmaya elverişli olduğunu ve tarım arazisi olduğunu değerlendirdikleri, Orman bilirkişisi tarafından taşınmazın orman sayılmayan yer olarak taşınmazın belirli bir kısmını belirttiği, dosyaya sunulan raporlar doğrultusunda taşınmazın özel mülkiyete konu olabileceğinin teknik bilirkişiler tarafından belirtilmiş olduğu, davacıların bu kısım ile ilgili taleplerine ilişkin yapılan ilanlara da herhangi bir itiraz bulunmadığı, dava konusu yerin gerek davacılar gerekse murisleri tarafından 20 yıldan fazla süredir nizasız fasılsız malik sıfatıyla kullanıldığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişi Ayşegül Ulus'un 03.06.2022 tarihli ek raporunda belirttiği üzere krokisinde 7/A/1 ile gösterilen 20.770,83 m²’lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; 20 yıl davasız ve aralıksız zilyetliğin tamamlanmadığını, 26.09.1996 yılında kesinleşen orman kadastrosuna kadar zilyetliğe değer atfedilemeyeceğini, 1996 yılından davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını, imar ihya konusunda raporun yetersiz olduğunu, taşınmazın gelir metoduna göre yapılan hesaplamasında esas alınan %4 faiz oranının hatalı olduğunu, taşınmazın kuru tarım arazisi olması nedeniyle kapitalizasyon faizinin %6 olarak uygulanması gerektiğini, değer hesabı yapılırken İlçe Tarım Müdürlüğünden ilgili belgelerin temin edilmediğini, taşınmaz için biçilen değerin yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazın 1/25000 ölçekli nazım imar planı içinde kaldığından zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. Dahili Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın zilyetlik ile iktisabının mümkün olmadığını, zamanaşımı yolu ile kazanabilmesi için gerekli şartların eksik olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmişe de, bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde dava konusu yeri kapsayan imar planı bulunup bulunmadığı araştırılmamış, hüküm fıkrasında bilirkişi ek raporuna atıf yapılmışsa da, bilirkişi ek raporunda yalnızca hava fotoğrafları üzerinde harflendirme yapılmış, taşınmaz bölümlerine ilişkin koordinat verileri kullanılmamış ve infaza elverişli kroki düzenlenmemiş, dava konusu yerin tapulama dışı bırakılmış olduğu ve tapu kaydının bulunmadığı açık olmasına rağmen yalnızca tescil hükmü yerine tapu iptali ve tescil hükmü kurulmuştur. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kesinleşmiş imar planı bulunup bulunmadığı, varsa taşınmazın bu imar planının kapsamı içerisinde olup olmadığı ve imar planının hangi tarihte kesinleştiği hem ilçe hem büyükşehir belediyesinden sorulmalı, buna ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına getirtilmeli, taşınmazın dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, 3402 sayılı Kanun' un 14 ve 17. maddeleri uyarınca zilyetlikle kazanım koşullarının imar planının kesinleştiği tarih itibariyle araştırılması gerektiği gözetilerek imar planının kesinleşme tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlik yoluyla mülk edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp, fen bilirkişisinden koordinat ve sayısal değeri bulunan infaza elverişli kroki içeren rapor alınmak suretiyle, dava konusu yerin tapu kaydı bulunamadığı da göz önünde bulundurularak toplanan deliller ve oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı Hazine vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden dahili davalı ...'na iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2018 E., 2025/3552 K. (08.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2018
- Karar No
- 2025/3552
- Karar Tarihi
- 08.05.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6448 E., 2025/3571 K. 08.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1748 E., 2025/3572 K. 08.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2020 E., 2025/3573 K. 08.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/871 E., 2025/3549 K. 08.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1963 E., 2025/3589 K. 08.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1946 E., 2025/3588 K. 08.05.2025