8. Hukuk Dairesi 2025/2365 E. , 2025/5073 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/32 E., 2016/39 K. KARAR : Direnme Taraflar arasında birleştirilerek görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince müdahil davacı ... İdaresinin dava konusu 357 sayılı parsele yönelik davasının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar ... ve arkadaşları vekili, müdahil davacı Hazine vekili, müdahil davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... mirasçıları vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece dava konusu 357 parsel açısından bozma ilamına uyulmasına, diğer parseller için Özel Daire bozma kararına karşı direnilmesine karar verilmiştir. Mahkemece verilen kararının davacılar ... ve arkadaşları vekili ile müdahil davacılar Orman İdaresi ve Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.12.2012 tarihli, 2012/(20)8-188, 2022/1886 Karar sayılı ilamıyla dava konusu 289, 295, 308 parsellere yönelik verilen direnme kararının değişik gerekçeyle onanmasına, dava konusu 357 parsel açısından bozma ilamına uyularak karar verildiğinden bu parsele yönelik temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer eksiklikler yönünden yapılan öninceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: K A R A R Davacılar ... ve arkadaşları vekili İlk Derece Mahkemesine sunduğu 02.08.1991 havale tarihli dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü kadastro çalışmaları neticesinde davalı adına tespit gören dava konusu 289, 295, 308, 357, 420 ve 427 parsel sayılı taşınmazların müvekkilleri ile murislerine ait 07.02.1962 tarihli ve 1, 2 ve 3 numarada kayıtlı kadim ve sahih tapu kayıtları içerisinde kaldığını, bilirkişilerin yalan beyanı ile davalı adına tespit gördüğünü, dayandıkları tapu kayıtları geldisinin icareteynli ... Vakfından tesis edildiğini, mutasarrıfının da ... ve onun mirasçıları olduğunu, 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince 1961 yılında taviz bedeli ödenerek taşınmazların mülkiyetini kazandıklarını, bu durumun Eylül/1340 tarihli geldi kaydında yazılı olduğunu, icareteynli vakıf taşınmazlarının üçüncü kişiler tarafından kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisabının mümkün olmadığını, ormanların devletleştirilmesi ve bir kısım yerlerin kamulaştırılması için tapu maliklerine ödeme yapıldığı gibi 1936-1937 yıllarında yapılan tahrirde de taşınmazların tapu malikleri adına kayıt edildiğini ileri sürerek davalı adına yapılan tespitin iptali ile müvekkilleri ve diğer paydaşlar adına tespit ve tescile karar verilmesini istemiş, bilahare sunduğu tarihsiz dilekçesinde; dayandıkları tapunun geldi kayıtlarının 1290/Mart tarih, defter 9 ve varak 18, 19 ve 20’de kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazların geldi çiftlik tapu kayıtları kapsamında kaldığını beyan etmiştir. Müdahil davacılar ... ve ... vekili 21.08.1995 tarihli dilekçesinde; ...’nin murisleri ..., ... ve ...’nin vekili ... tarafından ... maa ... ve ... çiftliklerinin tamamının dava dışı ...’a satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını, ... tarafından da değişik tarihlerde müvekkillerine satışlar yapıldığını, eldeki davanın kendilerine satılan taşınmazlarla ilgili olduğunu ileri sürerek davacılar yanında asli müdahil olmalarına ve mirasçı ... adına tescil edilecek payın müvekkilleri ... ve ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil Orman İdaresi vekili 26.11.1999 havale tarihli dilekçesinde; Mahkemece davanın ihbarı üzerine ... köyünde bulunan 295, 357 ve 420 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili davaya davalı yanında fer’î müdahil olarak katılmak istediklerini, yapılacak keşif ve alınacak bilirkişi raporları incelendikten sonra asli müdahillik hususunun düşünüleceğini beyan etmiş, 22.04.2003 harç tarihli dilekçesiyle; keşif neticesinde alınan orman bilirkişi raporunda 420 sayılı parselin dört tarafının orman ile çevrili, eski açma ve orman içi açıklık olduğunun belirtildiğini, orman içi açıklıkların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını ileri sürerek anılan parsel yönünden asli müdahale taleplerinin kabulü ile 420 sayılı parselin orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil Hazine vekili 22.04.2005 havale tarihli dilekçesinde; dava konusu 289, 295, 308, 357, 420 ve 427 parsel sayılı taşınmazların orman içi açıklık olduğunu, bu durumun OTS paftaları üzerinden anlaşıldığını, 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) ve yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda dört tarafı orman ile çevrili dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetlik iddiasının dinlenmeyeceğini ileri sürerek asli müdahale taleplerinin kabulü ile davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve orman içi açıklık olarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleşen dosya davacıları ... ve arkadaşları vekili 16.08.1991 tarihli dava dilekçelerinde; dava konusu 289, 295, 308 ve 357 parsel sayılı taşınmazların davalı adına tespit gördüğünü, davalının müvekkillerinin dayısı olduğunu, dava konusu taşınmazların tarafların atasından geldiğini, aile içerisinde taksim yapılmadığını, müvekkillerinin de hakkı olduğunu ileri sürerek tespitin iptali ile çekişmeli taşınmazların miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir. ... Kadastro Mahkemesinin 24.05.2007 tarihli ve 1991/358 Esas, 2007/133 Karar sayılı kararıyla; davalı tarafın Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 tarihinden önce on yıldan fazla süre ile malik sıfatıyla taşınmazlara zilyet olduğu, zilyet olduğu tarihten sonra da zilyetliğin aralıksız ve çekişmesiz olarak kadastro tespitinin yapıldığı güne kadar devam ettiği, yürürlükte bulunan Arazi Kanunnamesi’nin 20. maddesine göre başkasına ait tapulu taşınmazın on yılı aşkın süre ile üçüncü bir kişi tarafından malik sıfatıyla aralıksız ve çekişmesiz olarak kullanılması durumunda tapu kaydının hukuksal değerini yitireceği, zilyedin tapu alabileceği, kayıt malikinin zilyet aleyhine dava açamayacağı, tapu kapsamında kalan dava konusu taşınmazların bir insan ömrünü aşan süredir davalı tarafça malik sıfatıyla kullanıldığı, bu nedenle daha önceden de bu yeri kullandığının kabulü gerekeceği, çünkü insan ömrünü aşan olaya tanık bulmanın zor olacağı, bu süre içerisinde davalı zilyetliğinin hiçbir itiraza uğramadığı, tapu kapsamında kalan dava konusu taşınmazlar üzerinde davalı ve maliki evvellerinin 10 yılı aşkın süre malik sıfatıyla, nizasız, fasılasız devam eden zilyetliklerinin esasen kadimden beri süre geldiği konusunda tam bir vicdani kanı oluştuğu, bu nedenle davalının Medeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 tarihinden önce on yıldan fazla süre ile devam eden zilyetliği karşısında dayanılan tapu kayıtlarının hukukî değerini yitirdiği, davacı tarafın davalı ve murislerinin 1952 yılına kadar bu arazilerde %25 hasılat kirası vererek fer’î zilyet sıfatıyla kendilerine te’ban ve kiracılık ilişkisine dayalı ziraat ettikleri iddiasını kanıtlayamadıkları, dosyaların tamamına yakınında davacılar tarafından tanık olarak gösterilen ...’in dava konusu taşınmazlarla ilgili somut bilgiler içermeyen, genel, soyut ifadelerine, davanın mahiyeti gereği itibar edilmesinin olanaklı görülmediği, ayrıca taşınmazın bulunduğu köyün eski bir yerleşim yeri olduğu, dolayısıyla köy halkının, davalı tanığı ve davalının murislerinin eskiden beri bu bölgede yaşadığı dosya kapsamı itibarıyla anlaşıldığı, öte yandan birleştirilen 1991/467-469-470 ve 476 Esas sayılı dosyalar yönünden; tarafların murisinin ... ... olduğu, dava konusu 420 sayılı parsel hariç diğer taşınmazların muris ... ...’e atalarından miras kaldığı, ...’ın ölümü üzerine geriye mirasçı olarak eşi ... ile çocukları ..., ... ve davacıların mirasbırakanı ...’nın kaldığı, taşınmazların bir süre birlikte kullanıldığı, daha sonra taraflar arasında yapılan taksim neticesinde 289 sayılı parselin ... ve ...’a, diğer parsellerin sadece ...’a bırakıldığı, mirasçılardan ...’ya kendisinin isteği üzerine muris ...’tan kalan hayvanların verildiği, bunun da ...’nın rızası ile olduğu, birleştirilen dosya davacılarının taksim yapılmadığına yönelik iddialarını kanıtlayamadıkları, dava konusu 420 sayılı parsel yönünden; 1962 yılında kesinleşen orman tahdit haritası sınırları içerisinde kaldığı, hava fotoğraflarında orman olarak gözüktüğü, taşınmazın çok eskiden beri ormandan açılmış bir yer olduğu, toprak yapısı itibarıyla da orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, müdahil davacı ... idaresinin davasının kabulü ile dava konusu 420 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman içi açıklık vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, birleştirilen dosya davacılarının davalarının reddi ile dava konusu 289, 295, 308, 357 ve 427 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi davalı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahil davacılar ... ve ...’ın talepleri kadastro sonrası bir nedene dayandığından davalarının görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.09.2008 tarihli ve 2008/9645 Esas, 2008/11917 Karar sayılı kararıyla; " Çekişmeli ... köyü 420 sayılı parsele ilişkin diğer davaların reddine ve bu parselin orman içi açıklığı niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı, Tapu kaydına dayanan davacıların tapuları yönünden Arazi Kanunu’nun Medeni Kanun’a aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile somut olayda anılan yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılmasının zorunlu olduğuna” işaret edildiğinden, tapu maliki davacıların bu konuya ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediği, Ancak, dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyup uymadığı, başka bir anlatımla dava konusu taşınmazların davacı ve katılan gerçek kişilere ait tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulama yetersiz olduğu , zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medeni Yasasının yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce çekişmeli araziye kaç yıl zilyet olduğu ve zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik gibi devam edip etmediği konularındaki araştırma ve bu konuda toplanan delillerinde hüküm kurmaya yeterli olmadığı Kadastro Mahkemesinin 1996/11 sayılı dosyasında verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturmadığı,1926 tarihinden önceki zilyetliği bilecek yaşta olmayan hatta bu tarihte yada daha sonra doğan ve aynı zamanda tapu maliki davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişiler ile zilyet tanıklarının beyanına değer verilemeyeceği belirtilerek mahkemece çiftlik tapu kayıtlarının uygulaması yapılarak yüzölçümü ile geçerli kapsamının belirlenmesi, Sözü edilen tapu kaydına dayanılarak halen ... Asliye, Sulh ve Kadastro Mahkemelerinde devam eden davaların konusu ve kimler arasında görüldüğü, sonuçlanan davalar varsa bunların konusu ve neticesi hakkında tarafların hazırlayacağı dava listesinin kendilerinden alınması,bu dosyalarda arasından kılavuz dosya seçilerek yeniden keşifte yapılması tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle kapsadığı alanları memleket haritası ve arazi kadastro paftaları üzerinde gösterecek şekilde ayrıntılı ve keşfi izleme olanağı sağlayan birleşik krokili rapor alınması, yöreye ilişkin en eskisinden en yenisine kadar, tüm memleket haritaları, hava fotoğrafları yörede yapılan tüm orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar, yörede yapılan genel kadastro ve afet kadastrolarına ilişkin arazi kadastro paftaları ile Orman Yönetiminin yukarıda deliller kısmında söz edilen raporları uygulanarak, dava konusu edilen taşınmazların, bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiklerinin belirlenmesi, taşınmazın 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumunun saptanması kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan taraf ile tapu kaydına tutunan tarafların ve Hazine ile Orman Yönetiminin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında kalan bölümlerinde, Medeni Yasanın yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığının sorulması, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K., ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. Sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokilerinin yerine uygulanması, Çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgilerinin sorulması, 1926 yılından önce asli zilyet olan kişilerin 1936-1938 yıllarında sahip oldukları yerleri vergiye kayıt ettirmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği " gereğine değinilmiştir. ... Kadastro Mahkemesinin 21.03.2011 tarihli ve 2009/1649 Esas, 2011/187 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 427 parsel sayılı taşınmaz yönünden tefrik kararı sonrasında bozma ilamına uyularak mahallinde yeniden yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporları neticesinde, müdahil Orman İdaresinin dava konusu 357 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, diğer parsellere yönelik davasının reddine, diğer davacıların davalarının reddine, 357 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağındaki tespitinin iptali ile orman vasfıyla hazine adına tesciline, dava konusu 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanağındaki tespit gibi davalı adına tesciline, müdahil davacılar ... ve ...’ın davasının görev yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve arkadaşları vekili, müdahil davacılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri ve davalı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.01.2012 tarihli ve 2011/16096 Esas, 2012/597 Karar sayılı ilamıyla; " davacılardan ...'nin yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğe edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması gerekirken, yargılamaya devamla işin esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle ve bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ... Kadastro Mahkemesinin 20.02.2013 tarihli ve 2012/50 Esas, 2013/67 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyularak ve ... mirasçıları davaya dahil edilerek yapılan yargılama neticesinde aynı gerekçe ile ilk hükümdeki gibi karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve arkadaşları vekili, müdahil davacılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri ve davalı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 2013/8979 Esas, 2013/12154 Karar sayılı ilamıyla; "…Mahkemece, 420 parsel sayılı taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle orman olarak tesciline ilişkin verilen 24.05.2007 gün ve 1991/358-133 sayılı hüküm, Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından 25.09.2008 gün ve 2008/9645-11917 sayılı karar ile onandığına ve karar düzeltme istemi de 26.06.2009 gün ve 2009/9767-10840 sayılı kararı ile reddedilerek kesinleşmiş olduğuna, Orman Yönetiminin dava konusu 289, 295, 308, 357 ve 427 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin usûlüne uygun aslî müdahil sıfatı ile bir katılımı veya açılmış bir davasının bulunmadığı, fer'i müdahil olarak davalı yanında katıldıkları 295 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak da davalı gerçek kişinin temyizinin bulunmadığı, fer'i müdahilin tek başına hükmü temyiz etmesinin mümkün olmadığından orman idaresinin temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, davalılar vekilinin 357 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazları ile, dava konusu taşınmazın eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından temyiz itirazları yerinde olmadığı,Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda; Hazine tarafından dava konusu taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olduğu iddiasıyla tesbitlerinin iptalinin talep edildiği ve mahkemece diğer davacıların davasının reddine şeklinde hüküm kurulmak suretiyle Hazine tarafından asli müdahale suretiyle açılan dava hakkında da karar verildiğinin anlaşıldığı, çekişmeli 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından bu parsellere ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, çekişmeli 357 parsel sayılı taşınmaza yönelik ise, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman sayılan yerlerden olduğu, her ne kadar orman kadastrosu dışında bırakılmış ise de, 6831 sayılı Kanunun 7. maddesi ve 20.11.2012 tarih 28473 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 16. maddesi uyarınca sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunun yeniden yapılabileceğinden bu parsele yönelik Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı,Davacılar ... mirasçıları ve arkadaşları vekili ve davalılar vekilinin temyiz itirazları bakımından bozma kararının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma kararında çekişmeli 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak çiftlik tapu kaydına dayanan davacıların delillerinin ve tapu kayıtlarının usulünce taşınmazlara uygulanması, 3402 sayılı Kanunun 20/C maddesine göre tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi, yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği tanıklar aracılığıyla ve resmî belgelere göre zilyetlik araştırması yapılması, zilyetliğin Türk Medenî Kanununun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanıp dayanmadığı, zilyetliğin asli zilyetlip olup olmadığının araştırılması gereğine değinildiği halde mahkemece bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulduğu bu sebeple bozma ilamında belirtildiği şekilde yeniden araştırma yapılması" gerekçesiyle Hazine ve Orman İdaresinin dava konusu 289, 295 ve 308 sayılı parsellere, davacılar ... ve arkadaşlarının dava konusu 357 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddine, Hazine vekilinin dava konusu 357 sayılı parsele ve davacılar ... ve arkadaşlarının dava konusu 289, 295 ve 308 sayılı parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. ... Kadastro Mahkemesinin 15.06.2016 tarihli ve 2015/32 Esas, 2016/39 Karar sayılı kararıyla; davacılar ... ve arkadaşlarının 289, 295 ve 308 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davaları yönünden önceki gerekçeyle direnilmesine, davacılar ... ve arkadaşlarının davalarının reddine dair Mahkemece verilen hüküm ile müdahil davacılar ... ve ...'ın davalarının görev yönünden reddine ilişkin hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, bozma ilamında müdahil davacı Hazine vekilinin 289, 295 ve 308 sayılı parsellere, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 357 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığından reddine karar verildiği ve aleyhlerine verilen hükmün kesinleştiği, bu nedenle müdahil davacı Hazinenin 289, 295 ve 308 sayılı parsellere yönelik, davacı ... ve arkadaşlarının 357 sayılı parsele yönelik davaları yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 420 sayılı parsele yönelik daha önce verilen hükmün onanarak kesinleştiği gerekçesiyle anılan taşınmaz yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu 357 sayılı parsel yönünden Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüne yönelik bozma ilamına uyulmasına, anılan taşınmazın davalı adına tarla vasfıyla tespit gördüğü, 357 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu sahada kadastro tespit tarihinden önce seri bazda yapılıp ilan edilen ve 1967 tarihinde kesinleşen orman tahdidi olduğu, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre anılan taşınmazın orman sınırlaması dışında kaldığı, ancak 1959 ve 1996 tarihli memleket haritası, amenajman planı ve 1939 tarihli hava fotoğrafında orman sayılan yerlerden olduğunun sabit olduğu, her ne kadar orman kadastrosu dışında bırakılmış ise de 6831 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 20.11.2012 tarih 28473 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği'nin 16. maddesi uyarınca sınırlandırma sırasında orman olduğu hâlde orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunun yeniden yapılabileceği, bu nedenle bu parsele yönelik Hazinenin davasının kabulüne ve 357 parselin tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Direnme kararının süresi içinde davacılar ... ve arkadaşları vekili ile müdahil davacılar Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.12.2012 tarihli, 2012/(20)8-188, 2022/1886 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu 289, 295, 308 parsellere yönelik verilen direnme kararının değişik gerekçeyle onanmasına, dava konusu 357 parsel açısından bozma ilamına uyularak karar verildiğinden bu parsele yönelik temyiz incelemesi yapılması için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına, dava konusu ... köyü 289, 295, 308 parseller için kurulan hükmün Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından onanarak dosyanın 357 parsel açısından temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesine karar verildiğine, Dairemizce yapılan incelemede dava konusu 357 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporlarına göre memleket haritası ve hava fotoğraflarında orman olduğu belirlendiğine, taşınmazın orman vasfı ile tesciline ilişkin kararının taraflarca temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarihli ve 2013/8979 Esas, 2013/12154 Karar sayılı ilamıyla; bu parsele yönelik davacılar ... ve arkadaşlarının dava konusu 357 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar verildiğine, Mahkemece bu parsel yönünden bozma ilamına uyularak karar verildiğine göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davacılar ... ve arkadaşları vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 357 parsel açısından ONANMASINA, 615,40 TL onama harcının temyiz eden davacılar ... ve arkadaşlarından alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e081dcadd222eb4e 02f77689920c8e61
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2365 E., 2025/5073 K. (30.06.2025) – Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2365
- Karar No
- 2025/5073
- Karar Tarihi
- 30.06.2025
- Konu
- Tescil, Miras, Kira, Satış Vaadi, Senet
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4332 E., 2025/5067 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1369 E., 2025/5068 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2364 E., 2025/5072 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2363 E., 2025/5074 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4909 E., 2025/5075 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1449 E., 2025/5076 K. 30.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı