8. Hukuk Dairesi 2025/1449 E. , 2025/5076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/53 E., 2021/69 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2009 yılında yapılan kadastro sırasında, ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı 19107825,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, taşınmazın bir bölümünün murisleri tarafından Hazineden satın alındığını, Temmuz 1958 tarihli ve 127 numaralı tapu kaydı kapsamında olduğu halde orman sınırı içine alınmasının doğru olmadığı, Hazinenin sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olduğu iddiası ile dava açmış ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 8000 TL tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davacı vekili duruşmada alınan beyanında; davanın ispatı, için öncelikle dava konusu taşınmazın orman olduğunun kesin olarak belirlenmesi gerektiği, bu nedenle davalarının öncelikle tapu iptali ve tescil davası olarak görülmesi, taşınmazın orman olduğunun anlaşılması halinde ise tazminat davası olarak görülmesini talep etmiştir. Mahkemece; dava sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan tazminat davası olarak nitelendirilerek, Hazine adına yapılan tespitin 14.11.2008-15.12.2008 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılarak kesinleştiği, davanın ise 24.12.2009 tarihinde açıldığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinde yazılı 1 yıllık zamanaşımı süresinin tespitin kesinleştiği tarih itibarıyla dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin, 28.05.2013 tarihli ve 2013/2145 - 6192 sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "Mahkemenin davayı tazminat davası olarak nitelendirdiği; ancak davacılar vekili duruşmada alınan imzalı beyanında; davanın ilk önce tapu iptali tescil davası olarak görülmesini, yerin orman olduğu kesinleştiği takdirde tazminat istemlerinin değerlendirilmesini istediği, Mahkemece bu yönden bir araştırma yapılmadığı, yörede orman kadastrosunun ne zaman yapıldığı, taşınmazın orman olup olmadığı, orman değilse davacıların tutunduğu tapu kapsamında kalıp kalmadığının incelenmediği, bu sebeple öncelikle yörede yapılan tüm orman kadastro çalışmalarına ait tutanakların ve orman kadastro haritalarının getirtilmesi, orman kadastrosu kesinleşmişse bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, orman kadastro haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek, sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumunun belirlenmesi, orman kadastrosu kesinleşmemişse; eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları getirtilip, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; taşınmaz orman sayılan yerlerden veya kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde ise davanın reddedilmesi; orman sayılan yerlerden değil ise dayanılan tapu kaydı ilk oluşumundan itibaren varsa haritası ile birlikte getirtilerek uygulanması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/c ve 32/3 maddeleri gereğince kayıt kapsamının belirlenmesi, tapu kaydı taşınmaza uyuyorsa 3402 sayılı Kanun'un 12/4. maddesi kapsamında "kadastrosu tamamlanan çalışma alanında kalan eski tapu kayıtları işleme tabi kayıt niteliğini kaybeder, bu kayıtlara dayanılarak Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüklerinde işlem yapılamaz" hükmü gereğince tapu iptal edilmemiş olsa bile hukuki değerini kaybettiği ve dolayısıyla malikin mülkiyet hakkının İdarece hukuksal bir nedene dayanmadan engellendiği gerçeğinden hareketle, bu konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.12.2010 tarihli ve 2010/5-662 E/651 K sayılı kararının gözönünde bulundurulması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesi anlamında Devletin kusursuz sorumluluğu olduğu, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararının saptanması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, ... ve arkadaşları, davacılar ile aynı kök muristen gelmekte olup davacı yanında davaya katılmalarında hukuki menfaatleri olduğunu belirterek lehlerine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Mahkemece; davalı ... İdaresi aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davanın kısmen kabulüne, davacılar ...'ın 3/216'lık hissesi için 379,67 TL, ...'ın 3/216'lık hissesi için 379,67 TL, ...'ın 3/216'lık hissesi için 379,67 TL, ...'ın 3/216'lık hissesi için 379,67 TL, ...'ın 3/216'lık hissesi için 379,67 TL, asli müdahiller ...'ın 36/216'lık hissesi için 4.556,08 TL, ...'in 36/216'lık hissesi için 4.556,08 TL, ...'ın 36/216'lık hissesi için 4.556,08 TL, ...'ın 9/216'lık hissesi için 1.139,02 TL, ...'nun 3/216'lık hissesi için 379,67 TL olmak üzere toplam 17.08,28 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan (Maliye Hazinesi) alınarak davacılara ve asli müdahillere verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle aynı Dairenin 08.12.2016 tarihli ve 2015/7406 Esas, 2016/11889 Karar sayılı ilamıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediği, davacıların dayandıkları tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile dosyaya getirtilip uygulanmadığı taşınmazın tapu kaydı içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmediği, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, belirtilerek yeniden keşif ve inceleme yapılması taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlenir ise davacıların tapu iptali ve tescil davalarının reddedilmesi,taşınmaz orman sayılan yerlerden değil ancak dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmaza uymadığı belirlendiği takdirde davacının hem tapu iptali ve tescil hem de tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi, dayanak tapu kaydının taşınmaza uyduğu ancak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu için davacının tapu iptali ve tescil talebi reddedilirse bu durumda davacının TMK'nin 1007. maddesi gereğince tazminat talep edip edemeyeceğinin tartışılması" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında bir kısım mirasçılar davaya müdahil olmuş ve miras payları oranında tazminatın kendilerine ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece; Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilerek alınan 09.10.2019 havale tarihli orman bilirkişi raporunda, dava konusu yerin orman sayılan alan olduğunun tespit edildiğinden davacılar ve asli müdahillerin tapu iptal ve tescil davalarının reddine, 24.01.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda; davacıların dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca tazminat koşullarının oluştuğu, taşınmazın değerini tespit eden bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunarak "davanın kısmen kabulü ile davacıların ve asli müdahillerin tapu iptal ve tescil davalarının reddine, tazminat taleplerinin kabulü ile, Davacılar; ...’ın 8/432’lik hissesi için 979,62 TL, ...’ın 8/432’lik hissesi için 979,62 TL, ...’ın 8/432’lik hissesi için 979,62 TL, ...’ın 8/432’lik hissesi için 979,62 TL, vefat eden davacı ...’ın 8/432’lik hissesine karşılık gelen 979,62 TL'nin veraset ilamındaki payları doğrultusunda ...’ın 5/20’lik hissesi için 244,90 TL, Fatma Dündar’ın 3/20’lik hissesi için 146,94 TL, ...’ın 3/20’lik hissesi için 146,94 TL, ...’ın 3/20’lik hissesi için 146,94 TL, ...’ın 3/20’lik hissesi için 146,94 TL, ...’ın 3/20’lik hissesi için 146,94 TL, Asli Müdahiller ...’ın 72/432’lik hissesi için (taleple bağlı kalınarak) 5.880,00 TL, ...’ın 72/432’lik hissesi için (taleple bağlı kalınarak) 5.880,00 TL, ...’in 72/432’lik hissesi için (taleple bağlı kalınarak) 5.880,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’in 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 9/432’lik hissesi için 1.102,00 TL, ...’ın 24/432’lik hissesi için 2.938,00 TL, ...’nun 8/432’lik hissesi için 979,00 TL olmak üzere toplam 35.271,08 TL'nin mülkiyetin kaybedilme tarihi 12.03.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacılar ve asli müdahillere verilmesine karar verilmiş" hüküm davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı ... ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0134afb4508dc5a2 1e36158958c38ba4
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1449 E., 2025/5076 K. (30.06.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1449
- Karar No
- 2025/5076
- Karar Tarihi
- 30.06.2025
- Konu
- Tazminat, Tescil, Miras, Çek
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2365 E., 2025/5073 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2363 E., 2025/5074 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4909 E., 2025/5075 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5878 E., 2025/5077 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6891 E., 2025/5079 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4159 E., 2025/5081 K. 30.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı