Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/5878 E., 2025/5077 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5878 E., 2025/5077 K. (30.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5878
Karar No
2025/5077
Karar Tarihi
30.06.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/5878 E. , 2025/5077 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/2 E., 2024/119 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, davanın reddine, İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ..., ..., davacı ... ve ... mirasçıları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davalı ... Genel Müdürlüğü vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Şırnak ili idil ilçesi Kuyulu köyü çalışma alanında 1974 yılında yapılan kadastro sırasında, 5 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 400.250.00 ve 1.189.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişler, bilahare 5 nolu parsel 46, 47 ve 48 parsel sayılı sırasıyla 7.034.00, 7.105,00 ve 386.111,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlara, 6 nolu parsel ise 52, 53 ve 54 parsel sayılı sırasıyla 8.500,00, 2.686,00 ve 1.177.850,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlara ifraz edilmiştir. 2. Davacı Hazine vekili, İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/13 Esas ve 1972/73 Karar sayılı dosyasıyla, dava dilekçesinde hudutları belirtilen taşınmazın bir kısmının sektum, bir kısmının mahlul, bir kısmının firar ve mütegayyip eşhastan kaldığı iddiası ile tescil istemli dava açmış, yargılama aşamasında taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle dosya Tapulama Mahkemesine aktarılmış ve Tapulama Mahkemesinin 1976/16 Esas numarasına kaydedilerek yapılan yargılama sonucunda 16.06.1976 tarihli kararla, "kadastro tutanaklarının 766 sayılı Tapulama Kanunu' nun 23/3. maddesi uyarınca araziye çıkılmadan düzenlendiği" gerekçesiyle, tutanakların yöntemine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmiş ve neticeten 1976/14 Karar sayılı kararla mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. 3. Görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtaya gönderilmesi üzerine, usule uygun kadastro tutanağı düzenlenmemiş olması nedeniyle görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğundan bahisle Asliye Hukuk Mahkemesi merci tayin edilmiş ve görevli merci olarak olarak belirlenen İdil Asliye Hukuk Mahkemesince, mahkemenin 1977/7 Esas sırasına kaydedilen dosyada 1985/1 müt. Sayılı ve 07.01.1985 tarihli ek kararla, taraflarca süresinde başvuru yapılmadığından 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 409/2. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. 4. Davacılar ... ve ... vekili İdil Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği 06/09/2002 havale tarihli dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanmak suretiyle, Şırnak ili idil ilçesi Kuyulu köyü 48 ve 54 parsel sayılı taşınmazların malik hanelerinin boş olduğunu öne sürerek, taşınmazların adlarına tescilini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın askı ilan süresi içerisinde açılıp açılmadığı, Mahkemenin görevli olup olmadığı, zilyetlik şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının araştırılması gerektiğini ileri sürülerek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.02.2005 tarihli ve 2002/164 Esas, 2005/48 Karar sayılı kararı ile, dava tapuda kayıt düzeltim davası olarak nitelendirilerek, davalı ... Tapu Müdürlüğü yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İdil Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen 24.02.2005 tarihli ve 2002/164 Esas, 2005/48 Karar sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.02.2006 tarihli ve 2006/291 Esas, 2006/308 Karar sayılı ilamıyla; "... 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlardan ifrazen oluşan 48 ve 54 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının malik hanelerinin boş olduğu, bu durumda kadastro tutanaklarının kesinleştiğinden bahsedilemeyeceği, Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş ve İdil Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamı uyarınca görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. 2. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin 03.06.2015 tarihli ve 2013/28 Esas, 2015/18 Karar sayılı kararı ile, "yapılan araştırmalara rağmen kadastro tutanaklarının bulunamadığı ve ihyanın bölge şartları dikkate alındığında uzun süreceği, bu nedenle ihya işleminin bekletici mesele yapılmayacağı" gerekçesiyle, dava konusu 5 ve 6 parsel sayılı (yeni parsel numaraları 48 ve 54) taşınmazların kadastro tutanaklarının ihyası ve askı ilanının yapılması için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir. 3. Kadastro Müdürlüğünce, kadastro tutanaklarının ihya edilip, askı ilanı tamamlandıktan sonra Kadastro Mahkemesine gönderilmesi üzerine yapılan yargılama sırasında, kadastro tutanakları ve davacı ... ve ... vekili tarafından açılan tescil talepli dava dosyası bu dosya arasına alınmış ve ayrıca askı ilan süresi içerisinde müdahiller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ... ... tarafından ayrı ayrı açılan kadastro tespitine itiraz talepli dosyalar birleştirilerek yargılamaya devam edilmiş, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları, ..., ... ve ..., ..., ... ve arkadaşları, ... ve arkadaşları, ..., ... ve ... zilyetliğe dayanarak adlarına tescil istemiyle davaya katılmışlardır. 4. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; asıl dosya 2019/2 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/3 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/4 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/5 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/6 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/7 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/8 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/9 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/10 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/11 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/12 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/13 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/14 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/15 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/16 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/17 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/18 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/19 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/20 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/21 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/22 Esas sayılı dosya, birleşen 2019/23 Esas sayılı dosyanın davacılarının ve asli müdahil ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (kendi namına açtığı dava bakımından), ... (kendi namına açtığı dava bakımından), ... (kendi namına açtığı dava bakımından), ...'in her iki davasının, ... ve ...'un müşterek davalarının, ..., ... ve ...'ın müşterek davalarının ayrı ayrı esastan reddine, asli müdahil ...'ın davasının feragat nedeniyle reddine, birleşen 2019/24 Esas sayılı dosyanın ve asli müdahil ... mirasçılarının, ...'in, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ... mirasçılarının, ...'ün davalarının ayrı ayrı kısmen kabulüne ve kısmen reddine, asli müdahil ... mirasçılarının, ...'nin (kendi namına talep konusu ettiği yer bakımından), ...'nin (kendi namına talep konusu ettiği yer bakımından) ve davacılar ...'in (kendi namına talep konusu ettiği yer bakımından), ...'in (kendi namına talep konusu ettiği yer bakımından) ve mahkemece resen dosyaya taraf olarak eklenen ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ve ... mirasçılarının davalarının ayrı ayrı kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri 1.Davacı ... ve arkadaşları, asli müdahil ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, b. Lehine tespit kararı verilen kişiler yönünden kuru arazide 40, sulu arazide 100 dönüm zilyetlikle kazanılabileceği değerlendirilerek gerekli araştırmanın yapılmadığı, c. Lehine tespit kararı verilen kişilerin 1994 yılında köyü iradi olarak terk ettikleri, d. İlk Derece Mahkemesince resen araştırma ilkesine aykırı hareket edildiği, e. Müvekkilleri her ne kadar başka yer nüfusuna kayıtlı ise de çekişmeli taşınmazlarda zilyetliklerinin devam ettiği, f. Her davacı için davaya katılım tarihi dikkate alınarak zilyetlik süresinin hesaplanması gerektiği, g. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin usule uygun seçilmediği, h. Mera olarak tescile karar verilen yerlerin mera vasfında olmadığı, ı. İmar-ihya şartlarının 1994 yılından geriye dönük 20 yıl için araştırılması gerektiği, i. ..., ..., ..., ..., tarafından hem başvurma harcları hem kişif giderleri yatırmış olmasına ve bu şahıslar davaya taraf olarak kabul edilmesine rağmen, yerel mahkeme resen araştırma ilkesi gereğince talep konusu ettiği taşınmazlar üzerinde hem keşifte, hem diğer yargılama işlemlerinde gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığı, 2. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde; a. Hükmün infaza elverişli olmadığı, b. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2. maddesi uyarınca hükmün bozulması gerektiği, 3. Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişli raporlarında M33, M34B, M69, M72 ve M73, M79 numaraları verilen yerlerde müvekkilleri yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu, b. Bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiği, 4. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde ; a. Zilyetlikle iktisap koşullarının sağlanmadığı, b. Taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altına olan yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacağı, c. Bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğu, d. Davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin fazla, kendi lehlerine verilen vekalet ücretinin ise eksik olduğu, 5. Davacı ... mirasçıları ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; a. 30.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda müvekkillerinin dayandıkları tapu kayıtlarının taşınmaza uyduğunun belirtilmiş olmasına karşın hükme esas alınmadığı, b. Tapu kayıtlarının zemine uyduğu ve dava konusu taşınmazlara uyduğu ve müvekkillere ait olduğununa ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararlarının mevcut olduğu, c. Dava konusu taşınmazların müvekkile ait olduğunu gösterir sözleşme,vekaletname ve noter satış evraklarının mevcut olduğu ve bunların Mahkemece dikkate alınmadığı, d. Bir kısım arazilerin Hazineye bırakılması ve mera olarak özel sicile kayıt edilmesinin doğru olmadığı, 6. Asli müdahil ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; a. Müvekkilerine ait eski tapuların bulunduğu, b. Zilyetlikle iktisap koşullarının müvekkilleri yararına gerçekleştiği, c. Köylerinin işgalcilere tarafından işgal edilene kadar müvekkilleri tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığı, d. Dava konusu taşınmazların bir kısmında hava fotoğrafları, bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına aykırı olarak karar verildiği, e. Müvekkillerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında terör ve terörle mücadele nedeniyle tazminat aldıklarını,tüm bu hususların müvekkillerinin zilyetliğini gösterdiğini 7. Davalı ... temyiz dilekçesinde ; a. M27, M28, M30, M31, M40, M49, M61, M62, M64 ve M65 numaralı alanlara ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığı, b. Dava konusu taşınmaza uyan eski tapularının bulunduğu, c. Dava konusu taşınmazlarda zilyetliklerinin devam ettiği, 8. Davalı ... temyiz dilekçesinde; a. Jeodezi Bilirkişisinin 16.01.2024 tarihli raporunun gerçeği yansıtmadığı, b. Bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, c. M34 ve M67 olarak tespit edilen taşınmazların murislerinden kaldığı, 1990’lı yıllarda bölgedeki terör ve şiddet olaylarından sonra köyden ayrılmak zorunda kalıncaya kadar taraflarından nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile kullanılageldiğini, 9. Asli müdahil ... ve arkadaşı vekili temyiz dilekçesinde; a. Resen araştırma ilkesi gereği mahkemece taraflarca harç yatırılıp yatırılmadığına bakılmaksızın araştırma ve inceleme yapılması gerektiği , b. Müvekkili ... tarafından hem başvurma harçları hem keşif giderleri yatırılmış olmasına ve davaya taraf olarak kabul edilmelerine rağmen, yerel mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince talep konusu ettiği taşınmazlar üzerinde hem keşifte hem diğer yargılama işlemlerinde gerekli inceleme ve araştırma yapılmadığı, c. Bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu, d. Lehine tespit kararı verilen kişiler yönünden kuru arazide 40, sulu arazide 100 dönüm zilyetlikle kazanılabileceği değerlendirilerek gerekli araştırmanın yapılmadığı, e. Lehine tespit kararı verilen kişilerin 1994 yılında köyü iradi olarak terk ettikleri, f. İlk Derece Mahkemesince resen araştırma ilkesine aykırı hareket edildiği, g. Müvekkilleri her ne kadar başka yer nüfusuna kayıtlı ise de çekişmeli taşınmazlarda zilyetliklerinin devam ettiği, h. Her davacı için davaya katılım tarihi dikkate alınarak zilyetlik süresinin hesaplanması gerektiği, ı. Keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin usule uygun seçilmediği, i. Mera olarak tescile karar verilen yerlerin mera vasfında olmadığı, j. İmar-ihya şartlarının 1994 yılından geriye dönük 20 yıl için araştırılması gerektiği, beyan edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlara ait usulüne uygun olarak düzenlenmiş kadastro tutanağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince, kadastro tutanaklarının yapılan tüm araştırmalara rağmen bulunanaması üzerine kadastro tutanakları yeniden ihya ettirilerek askı ilanına çıkılmış ve dava genel mahkemeden aktarılan dava olarak nitelendirilerek resen araştırma ilkesi uyarınca araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dosyada usulüne uygun olarak düzenlenmiş kadastro tutanağının varlığından söz etmek mümkün değildir. Şöyle ki; Kadastro tutanağının bulunamaması halinde tutanak tanzimi için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne iadesine karar verilmesi durumunda kadastro prosedürü yeni kadastro tespiti ile başlar ve tutanak askı ilanına alınarak olağan usullere göre kadastro tamamlanır. Yeni tutanak düzenlenmesi için gerekli tutanak örneği bulunması halinde ise, sadece tutanak örneği gönderilerek yeni tutanak aslı düzenlettirilip yargılamaya devam olunur. Her dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan hükümlere göre incelenir. Davacı ... ve ... vekili tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve kadastro tutanaklarının malik hanelerinin açık olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararı uyarınca Kadastro Mahkemesine gönderilen tescil talepli davanın açılma tarihi olan 2002 yılında yürürlükte bulunan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; Kadastro teknisyenleri hazır bulundukları takdirde mal sahipleri ile ilgililerin huzurunda, varsa harita, tapu ve vergi kayıtları ile diğer belgeleri, en az üç bilirkişi ile muhtarın bilgilerinden yararlanarak inceler ve mahalline uygular, teknisyenler, elde ettikleri bilgi ve buna dair kanaatleri her taşınmaz mal için düzenleyecekleri kadastro tutanağına yazarak bu Kanun hükümlerine göre taşınmaz malı sınırlandırır ve hak sahiplerini tayin eder, sınırlandırma, kadastral harita veya büyütülmüş fotoğraf veya röperli kroki üzerinde gösterilir; ihtilaflı sınırlar ayrıca belirtilir. Somut olayda; Tapulama Mahkemesinin 16.06.1976 tarihli kararıyla, çekişmeli taşınmazların ifraz edildikleri 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların da içinde bulunduğu toplam 8 parça taşınmaz için düzenlenen kadastro tutanaklarının araziye çıkılmadan düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Müdürlüğüne iade / iptal edildiği ve bu iade / iptalden sonra Kadastro Müdürlüğünce o tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Kanunu'na uygun olarak yeniden kadastro çalışması yapılmak suretiyle usulüne uygun tutanak düzenlenmediği sabittir. Bu durum karşısında; Tapulama Mahkemesince araziye çıkılmadan düzenlendiği gerekçesiyle iptal edilen kadastro tutanağı hukuken yok hükmünde olduğundan, Kadastro Mahkemesince kadastro tutanak aslının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Zira, yok hükmünde olan bir belgenin yeniden canlandırılabilmesi hukuken mümkün olmadığından, yukarıda izah edildiği şekilde ihyası da mümkün değildir. Buna rağmen Kadastro Müdürlüğü, iptal edilen kadastro tutanağının suretini ekleyerek, yine araziye çıkmadan kadastro tutanağını ihya etmiş ve askı ilanına çıkartmıştır. Bu uygulama, yukarıda izah edilen ihya kuralları ile çeliştiği gibi, 3402 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu tarihte ihya edilen kadastro tutanağı da, yine araziye çıkılmaksızın 3402 sayılı Kanun'un yukarıda zikredilen 7. maddesinin 1. fıkrasına aykırı olarak tanzim edilmiştir. 3402 sayılı Kanun' un 26/4. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının düzenlenmesi ile başlayacağına göre, somut olayda usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir kadastro tutanağı bulunmadığından davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda izah edilen hususlar ve davacı Hazine tarafından 15.07.1968 tarihinde açılan tescil davasına müdahil olarak katılan ... ve ... yönünden dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, haklarında düzenlenmiş kadastro tutanağı bulunmayan çekişmeli taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, Kanun hükümlerinin ve delillerin hatalı değerlendirilmesi suretiyle işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (V.B.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 367196eee1c18660 d5618a2f0aba407a

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı