8. Hukuk Dairesi 2025/2363 E. , 2025/5074 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2012/52 E., 2013/86 K. Taraflar arasında birleştirilerek görülen “kadastro tespitine itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davacı ve müdahil davacılar ... ve müştereklerinin ... Turizm Yatırımları ve İşletmeleri A.Ş'nin davalarının esastan reddine, müdahil davacılar ... ve arkadaşlarının davasının kabulüne, ... köyü 120 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile ... varisleri adına tesciline, diğer katılanların davalarının görevsizlik nedeni ile reddine ilişkin hükmün, davalı ..., davacılar ... ve arkadaşları ile asli müdahil ... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derce Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince direnme kararı verilmiştir. Direnme kararının davalı ..., müdahil davası ... ve davacılar ... ve arkadaşları vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.12.2022 tarihli ve 2022/(20)8-175 Esas, 2022/1885 Karar sayılı kararı ile işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmiş olmakla kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: K A R A R Davacılar ... ve arkadaşları vekili ... Kadastro Mahkemesi'ne sunduğu 11.01.1978 havale tarihli dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyünde kain 120 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışması neticesinde davalı ... adına tespit gördüğünü, ne var ki anılan taşınmazın müvekkilleri ve murisleri adına kayıtlı ilk geldisi 1290 tarih, defter 9, varak 18 ve 19 ile gitti kayıtları kapsamında kaldığını, zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, dayanılan tapuların ve geldi kayıtlarının icareteynli vakıf olup, ilgili mevzuat gereği müvekkillerinin mülkiyetine geçtiğini, dava konusu taşınmazın da aynı çiftlik hududunda kalan diğer yerler gibi icara verilmek suretiyle kullanıldığını, tapu kayıtlarının muntazam intikal ve tedavül gördüğünü, 1970 yılındaki kadastro işlemleri sırasında tapu malikleri ile çiftlik köylüleri arasında ihtilaflar çıkması üzerine müvekkillerinin tasarruflarına kaba kuvvetle son verildiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına tespitine dair tapulama komisyonu kararının iptali ile tapu malikleri adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller ... ve ... vekili 21.08.1995 tarihli dilekçesinde; ...’nin murisleri ..., ... ve ...’nin vekili ... tarafından ..., ... ve ... çiftliklerinin tamamının dava dışı ...’a satış vaadi sözleşmesi ile satıldığını, ... tarafından da değişik tarihlerde müvekkillerine satışlar yapıldığını, eldeki davanın kendilerine satılan taşınmazlarla ilgili olduğunu ileri sürerek davacılar yanında asli müdahil olmalarına ve mirasçı ... adına tescil edilecek payın müvekkilleri ... ve ... adına tesciline karar verilmesini istemiş, 16.04.1996 tarihli ıslah dilekçesi ile müdahil ...’ın talebinden feragat ettiğini Mahkemeye bildirmiş ve sadece müvekkili ... yönünden taleplerinin devam ettiğini beyan etmiştir. Asli müdahil ... Ticaret A.Ş. vekili tarihsiz dilekçesinde; davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile müvekkil şirket arasında 14.04.1993, 14.04.1994 ve 12.05.1993 tarihli düzenleme şeklinde satış vaadi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 186. maddesine göre dava konusunun temlik sözleşmeleri imzalandığını, anılan kişilerin dayanılan çiftlik tapu kayıtlarındaki miras paylarının müvekkil şirkete geçtiğini ileri sürerek miras payları yönünden müvekkili adına tescil kararı verilmesini istemiştir. Asli müdahil ... Turizm Yatırımları ve İşletmeleri A.Ş. vekili 29.04.1998 tarihli dilekçesinde: müvekkilinin, davacılar ... ve arkadaşlarının dayandığı Eylül/1340 tarihli ve 3 numaralı sicilden gelen ve muntazam tedavül gören tapu kaydının 27/160 payını 29.01.1996 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile iktisap ettiğini, bu nedenle davacı tarafından açılan davanın müvekkilinin hukukunu doğrudan ilgilendirdiğini ileri sürerek müvekkilinin asli müdahile talebinin kabulüne ve anılan payın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili 07.05.2003 tarihli dilekçesinde; dava konusu 120 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisi ...’a ait iken ölümü ile tüm mirasçılarına intikal ettiğini, kadastro çalışması sırasında taşınmazın haksız olarak davalı ... adına tespit gördüğünü, mirasçıların ...’dan intikal eden malları taksim etmediklerini, tespit sırasında erkek çocukların kalan taşınmazları adlarına tespit ettirerek kızların tespit dışı kalmalarını sağladıklarını, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları neticesinde ...’ın kızları adına tespit gören hiçbir yerin bulunmadığını, mirasçılardan ...’ın açtığı ve Yargıtay incelemesinden geçen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13.11.1979 tarihli ve 1975/262 Esas, 1979/144 Karar sayılı Kararı ile mirasçılar arasında geçerli bir taksimin bulunmadığının kesinlik kazandığını, kaldı ki taksim iddiasında bulunanın bu durumu ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek davalı ... adına yapılan tespitin iptali ile dava konusu 120 parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına müştereken tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... vekili 14.05.2002 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain doğusu: ..., batısı: yol, kuzeyi: ..., güneyi: yol ile çevrili yaklaşık 300 m²’lik taşınmaz zilyetliğini Mehmet Uyan mirasçılarından 05.11.1998 tarihinde satın aldığını, o tarihten beri müvekkilinin zilyet olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... vekili 14.05.2002 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain doğusu: ..., batısı: ..., kuzeyi: ..., güneyi: yol ile çevrili yaklaşık 500 m²’lik taşınmaz zilyetliğini ...’dan 26.01.1995 tarihinde satın aldığını, o tarihten beri müvekkilinin zilyet olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... vekili 26.07.2002 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain doğusu: ..., batısı: ..., kuzeyi: ..., güneyi: ... taşınmazları ile çevrili yaklaşık 1000 m²’lik taşınmaz zilyetliğini 20.03.1997 tarihinde satın aldığını, davalı ...’ın bu kısım ile ilgisinin kalmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... vekili 25.11.2002 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain doğusu: ..., batısı: yol, kuzeyi: ..., güneyi: ... taşınmazları ile çevrili yaklaşık 450 m²’lik taşınmaz zilyetliğini 14.03.1995 tarihinde satın aldığını, o tarihten beri müvekkili tarafından zilyet edildiğini, davalı ...’ın bu kısım ile ilgisinin kalmadığını ileri sürerek müdahale taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... vekili 21.04.2009 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, dava konusu 120 parsel sayılı taşınmazda ekli zilyetlik devir sözleşmesi ile 500 m²’lik kısmı tespit maliki ...’dan satın aldığını ileri sürerek anılan payın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... Arslan vekili bozma kararından sonra sunduğu 01.10.2012 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, dava konusu 120 parsel sayılı taşınmazdaki 900 m²’lik kısmı ekte sunduğu 07.11.1996 tarihli zilyetlik devir sözleşmesi ile ..., ... ve ...’tan satın aldığını, bu kısım ile ilgili açtıkları tescil davasının ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/357 Esas'ı üzerinden devam ettiğini ileri sürerek çekişmeli taşınmazdaki 900 m²’lik kısmın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil ... vekili direnme hükmünün temyizi aşamasında sunduğu 09.07.2020 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ...’dan 1386 m²’lik kısmı ekte sunduğu 25.08.1987 tarihli zilyetlik devir sözleşmesi ile satın ve devir aldığını, abonelik kayıtlarının müvekkili adına olduğunu, vergilerinin ödendiğini, eklemeli zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu ileri sürerek asli müdahale taleplerinin kabulü ile anılan kısmın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile davacıların hukukî ve fiili bir ilgisinin bulunmadığını, dayanılan tapu kayıtlarının taşınmazı kapsamadığını, müvekkilinin ... köyü kurulduğundan beri eklemeli zilyetlik ile malik sıfatıyla taşınmaza sahip olduğunu, mülkiyet hakkının müvekkili lehine doğduğunu, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının hukukî geçerliliğinin bulunmadığını, düzenli intikal görmediği gibi hudutlarının da sabit olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, müdahil davacılar ... ve arkadaşlarının iddialarına yönelik; tespit sonrası yapılan itiraz üzerine tapulama komisyonu tarafından ... mirasçıları arasındaki rızai taksimin araştırıldığını ve delillerin toplandığını, mirasçılar arasında rızai taksim ve fiili zilyetliğin tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın müvekkiline isabet ettiğini, yaklaşık otuz yıl sonra taksim yapılmadığını iddia etmenin mümkün olmadığını belirterek davalarının reddini savunmuştur. Davacı ... vekili 26.12.2001 tarihli dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain doğusu: yol, batısı: ..., kuzeyi: ..., güneyi: ... taşınmazları ile çevrili yaklaşık 175 m²’lik taşınmazın kırk yıllık zilyetliğinin ... tarafından ...’a, ... tarafından ...’e ve ... tarafından da 04.03.2000 tarihinde müvekkiline satıldığını, zilyetlikle iktisap koşullarının müvekkili lehine oluştuğunu ileri sürerek sınırlarını belirttiği 175 m²’lik kısmın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiş, 12.03.2002 tarihli dilekçesiyle; ... Köyü Tüzel Kişiliği'nin davaya dahil edilmesini talep etmiş, 06.11.2008 tarihli dilekçesiyle; tescilini istedikleri taşınmazın kadastro tespiti ile sınırlandırılan 157 ada 31 sayılı parsel olduğunu, asıl davaya konu taşınmaz ve davalı ... ile bir ilgisinin bulunmadığını beyan ederek tefrik kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlardan olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Dahili davalı ... Köyü Tüzel Kişiliği; usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmaları da takip etmemiştir. Mahkemece; davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... Yatırımları ve İşletmeleri A.Ş’nin davalarının esastan reddine, müdahil davacılar ... ve arkadaşlarının davasının kabulü ile dava konusu 120 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları adına tesciline, taşınmazın 1. derece doğal sit alanında kaldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine, diğer müdahil davacıların davalarının görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... Ticaret Anonim Şirketi vekili, davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 05.10.2010 tarihli ve 2010/8998 Esas, 2010/11838 Karar sayılı Kararı ile Hazine ve ...'ın temyiz itirazlarının reddine, davacılar ... ve arkadaşları ile müdahil davacı ... Ticaret Anonim Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiştir. Bozma ilamında özetle; "Çiftlik tapu sahiplerinin dayandıkları ve bir çoğu 1996/11-16 sayılı dosyanın karara bağlanmasından sonra bulunup ibraz edilen, yukarıda sayılan ve birbirini doğrulayıp tamamlayan yazılı ve aksi kanıtlanamayan belgeler ile tanık beyanları karşısında, aynı köyde bulunan başka taşınmazlarla ilgili davalarda, çiftlik tapu malikleri ile davacı yada davalı konumunda olduğu anlaşılan tanıklarının soyut içerikli beyanlarına değer verilemeyeceği, dava konusu taşınmazın yukarıda anlatılan niteliği, zilyetliğe dayanan kişilerin zilyetliklerinin malik sıfatıyla olmadığı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının zilyetler yararına oluşmadığı gözönünde bulundurularak çiftlik tapu sahiplerinin davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu gibi hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu’’ gereğine değinilmiştir. Müdahil davacılar ... ve arkadaşları vekili, müdahil davacı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin karar düzeltme isteminde bulunması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.02.2012 tarihli ve 2011/10949 Esas, 2012/2643 Karar sayılı kararı ile; ‘’…1) Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürüldüğünden, davalı ...'ın ortak muris ...'ın mirasının paylaşıldığının kabulüyle, parselin tesbitteki gibi sadece kendisi adına tesciline karar verilmesi gereğine değinen, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer tüm itirazlarının reddi gerektiği, Hazine, ... ve paydaşlarının karar düzeltme istemine ve ...'ın birinci bendin kapsamı dışında kalan diğer itirazlarına bakımından ise;Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, Daire bozma kararında yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonucun da dosya kapsamına uygun düşmediği, Mahkemece, davacı ve katılan şirket ve gerçek kişilerin iddiaları ve sundukları deliller, dayandıkları tapu kayıtları yöntemince uygulanmadığı tapu kaydı uygulaması yönünden, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kararı kesin hüküm olarak kabul edilmiş ve bu dosyadaki tapu uygulamasına dayanılmışsa da, bu kararın o davanın tarafı olan tapu malikleri ... ve paydaşları yönünden Kadastro Yasasının 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluştursa da, Kadastro Mahkemesinin sözü edilen 1996/11 E. sayılı dosyasında taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, Arazi Kanunnamesinin Medeni Yasaya aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20 ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile somut olayda anılan yasa hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılmasının gerektiği,dayanılan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uyup uymadığı konusunda yapılan uygulamanın yetersiz olduğu, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medeni Yasanın yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırmanın ve bu konuda toplanan delillerin de hüküm kurmaya yeterli olmadığı, Çiftlik sahibi tapu kaydı maliklerinin dayandığı kesinleşmiş mahkeme kararları, komisyon kararları, vergi kayıtları, şer’i mahkeme ilâmları, kamulaştırma kararları, Orman Yönetiminin yaptığı incelemeler ve raporlar ile şer’iye defteri örnekleri, bir kısım köylülerin çiftlik arazilerini kira ve icar vererek kullandıklarına dair 1940 yılından sonra noterde verdikleri taahhütnameler ile yukarıda sözü edilen diğer deliller karşısında, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine ne şekilde değer verildiği, çekişmeli taşınmaza önce ya da şimdi zilyet olan gerçek kişiler ile bu deliller arasında bağlantı bulunup bulunmadığı araştırılmadığı, taşınmazların devletleştirilmeye tâbi devlet ormanı olup olmadığı, ya da devletleştirilen ormanların içinde yer alan orman içi açıklığı olup olmadığının yöntemince araştırılmdığı, bilirkişilere yörede 1967 yılında seri bazında yapılan orman tahdit hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmediği, seri bazda yapılan tahditte seri dışında kalan taşınmazlarda orman kadastro komisyonlarınca orman incelemesi yapılmadığından, orman sayılan yerlerden olup olmadığının, eski tarihli resmi belge niteliğindeki memleket haritası, hava fotoğraflarının incelettirilmediği,bu sebeplerle mahkemece; aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davan arasından delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi kılavuz dosya seçilerek; tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması, Vakıf Taşınmazları ve Vakıf Hukuku Konusunda uzman bilirkişiler belirlenip, dosyadaki tarafların tutunduğu mülknameden başlanarak tüm kayıtlar ve belgeler incelettirilmeli, ... Vakfının mülk araziden tahsis suretiyle edinilip edinilmediği, sahih vakıflardan olup olmadığı yönünde rapor düzenlettirilmesi, yöreye ait tüm memleket haritalarının ve hava fotoğraflarının getirtilmesi yeniden yapılacak keşifte 3402 sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek kapsamının belirlenmesi, 1967 yılında yapılan orman tahdidi ile belirlenen orman sınır hattına göretaşınmazın konumunun saptanması tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanların devletleştirmeye konu edilebileceği, bu nedenle tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlardan 4785 sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirilen bölümler var ise, bu alanlarının yüzölçümü düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle birbirlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu göz önünde bulundurularak, devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan miktarın bir bütün halinde Çiftliğin tapu kaydı kapsamındaki diğer araziler olabileceğinin düşünülmesi, çekişmeli taşınmazın imar - ihya görüp görmediği, gördü ise tarihi ve imar ihyanın şekli, ne zaman bittiği, kaç yıl süreyle ne şekilde zilyet edildiği, kimden kime geçtiği, bu kullanımın taşınmazın ekonomik amacına uygun kullanım olup olmadığı konularında bilimsel verileri içeren raporlar düzenlettirilmesi, taşınmazın dayanılan tapu kaydının yüzölçümüyle geçerli kapsamı içinde olduğu, devlet ormanı sayılmayan ya da devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu yerler için, Medeni Yasanın yürürlüğü olan 1926 yılından en az 10 yıl öncesinden başlayan malik sıfatı ile zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı ve tesbit tarihi itibariyle zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığının yöntemince saptanması, Zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan tarafa, tanık dinletme olanağı verilmesi, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki görüntüleri dikkate alınarak çekişmeli taşınmazın 1926 yılından en az 10 yıl öncesinden itibaren zilyet edilen yerlerden olup olmadığı yönünde bilimsel ve teknik görüşlerine başvurulması‘’ gereğine değinilmiştir. ... Kadastro Mahkemesi'nin 27.11.2013 tarihli ve 2012/52 Esas, 2013/86 Karar sayılı Kararı ile; önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı süresi içinde davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili ve müdahil davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 7.12.2022 tarihli ve 2022/(20)8-175 Esas, 2022/1885 Karar sayılı Kararı ile işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının reddine, sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri bulunmadığına ve kadastrodan sonraki sebeplere dayalı dava açan davacıların davası hakkında görevsizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle; Davacılar ... ve arkadaşları vekili, davalı ... vekili ve müdahil davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 615,40 TL onama harcının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 2353c039f302e6e5 032029da4707ee5b
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2363 E., 2025/5074 K. (30.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2363
- Karar No
- 2025/5074
- Karar Tarihi
- 30.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1369 E., 2025/5068 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2364 E., 2025/5072 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2365 E., 2025/5073 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4909 E., 2025/5075 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1449 E., 2025/5076 K. 30.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5878 E., 2025/5077 K. 30.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı