8. Hukuk Dairesi 2025/2164 E. , 2025/4544 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1956/2404 E., 1960/215 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Tunceli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 251 parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfı davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, orman vasfında Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı ... İdaresinin 02.10.1958 tarihli ve 4501/1902 sayılı yazıları ile itirazdan vazgeçilmiş olduğu bildirildiği ..." gerekçesiyle itirazın reddi ile tespitin aynen tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle itirazın reddi ile tespitin aynen tesciline karar verilmiş ise de bahsi geçen belge dosya arasında bulunamadığından ve bu belgenin varlığı sabit olmadığından, işin esasına girilerek usulüne uygun şekilde orman incelemesi yapılması gerekmektedir. Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede tespit tarihinden önce veya sonra orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığı gibi, İlk Derece Mahkemesince bu hususta her hangi bir araştırma da yapılmamıştır. Bilindiği üzere; bir yerde orman kadastrosu yapılmışsa, kural olarak, bir taşınmazın orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaşılması mümkündür. Zira; 3116 sayılı Kanun'da sadece Devlet Ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle 4785 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanaklarıyla, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukukî durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı Kanun'lar ile 6831 sayılı Kanun'un 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun'la Değişik 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince, aynı Kanun'un 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları bu kanunda gösterilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yörede orman tahdidi yapılıp yapılmadığı Orman İdaresinden sorulmalı, yapılmış ise orman tahdidine ilişkin tüm belge ve haritalar dosya arasına getirtilmeli, yörede orman kadastrosu tapulama tespit tarihinden önce 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınarak yapılmış ise, haritası uygulanmak suretiyle, sınırlandırma, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan 3116 sayılı Kanun'a göre yapılmış ve bu sınırlandırmaya göre taşınmaz tahdit sınırları dışında bırakılmış ya da davanın devamı sırasında orman kadastrosu yapılmış ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, eski tarihli memleket haritası, memleket haritasının üretilmesine esas alınan hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanının katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesi'nin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 Esas, Karar; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 Esas, Karar ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 Esas, Karar sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; hava fotoğrafları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip, taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü ve üzerindeki bitki örtüsü ile kullanım durumu belirlenmeli; fen ve uzman orman bilirkişileri eliyle yerine uygulanacak tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte krokili rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir, SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8d9a29e16475cb26 648cf6c2293ce1ae
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2164 E., 2025/4544 K. (16.06.2025) – Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2164
- Karar No
- 2025/4544
- Karar Tarihi
- 16.06.2025
- Konu
- Tescil, Alacak, Senet, Çek
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5430 E., 2025/4590 K. 16.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4419 E., 2025/4591 K. 16.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/554 E., 2025/4592 K. 16.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2163 E., 2025/4545 K. 16.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3680 E., 2025/4546 K. 16.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4642 E., 2025/4557 K. 16.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı