Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3680 E., 2025/4546 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3680 E., 2025/4546 K. (16.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3680
Karar No
2025/4546
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/3680 E. , 2025/4546 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/489 E., 2023/1006 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/63 E., 2022/717 K. Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Tokat ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 2016 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 ve Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 179 ada 137 parsel sayılı 48.016,76 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfıyla, davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili ... ilçesi ... köyü 179 ada 137 parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle davalı adına tespit ve tescil edildiğini, ancak bu taşınmazın öncesinin orman olduğunu ve ormanların da zilyetlikle kazanılamayacağını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davaya konu taşınmazın evveliyatının mera olmadığı, taşınmazın orman içi alanlık ve orman sayılan yerlerden olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, taşınmazın niteliğinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetilği ile edinmeye uygun bulunduğu, dava konusu taşınmazın, 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında, kültür parseli olarak kaldığı, zilyet adına tespite konu olabileceği, bilirkişi raporlarına göre davaya konu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı, taşınmazda imar ve ihya çalışmalarının yapıldığı ve tamamlandığı, çevresindeki tarım arazileriyle benzerlik ve bütünlük gösterdiği, bu şekliyle en az 1965 yılından bugüne kullanıldığı, taşınmazda sürekli zilyetliğe ara verilmediği, teknik bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı lehine zilyetlikle kazanma şartların oluştuğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı, orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakıldığı, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı, zilyetlikle kazanma şartlarının davalı lehine oluştuğu ..." gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olmadığı ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; en eski tarihli olan 1955 yılı hava fotoğrafında orman ve jeodezi uzmanı bilirkişilerce gösterimi yapılan dava konusu taşınmazın, üzerinde yoğun koyuluklar görünmesine rağmen bilirkişilerce bu koyulukların neden kaynaklandığı netliğe kavuşturulmamış ve genel geçer ifadelerle dava konusu yerin orman sayılan yer olmadığı belirtilmiş, söz konusu hava fotoğrafındaki koyulukların ağaç olması halinde bu ağaçların cinsi, sayısı ve buna bağlı olarak kapalılık oluşturup oluşturmadığı ayrıntılı olarak açıklanmamıştır. Öte yandan; davalı yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi açısından, kanunda öngörülen susuz arazide 100 dönüm, sulu arazide 40 dönümlük sınırlamanın aşılmadığı belirtilse de, dosyadaki ziraat bilirkişi raporlarında taşınmazın sulu tarım arazisi vasfında olduğu belirtilmesine ve 22.09.2022 tarihli keşifteki mahkeme hakiminin gözleminde taşınmazın güney sınırında sulama kanalı bulunduğu gözlemlenmiş olmasına rağmen, taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olduğu değerlendirilmiştir. Bu şekilde eksik inceleme, araştırmaya ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilemez. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları (özellikle 1955 tarihli hava fotoğrafı ve bu hava fotoğrafına dayalı olarak oluşturulan memleket haritası) ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise ilgili mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının onaylı örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan ve daha önceki keşiflerde görev almayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun), 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi, özellikle, komşu olan 199 ada 1 orman parseliyle mukayeseli olarak durumu incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler, fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman mühendisi bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca; keşifte dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, özellikle taşınmazın uzun yıllardır kullanılmayan bölümleri varsa bunların ayrıca gösterildiği, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi ile 5403 sayılı Kanun' un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin 1/j bendindeki "Sulu tarım arazisi: Tarımı yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı arazileri ifade eder" hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı