Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2025/2163 E., 2025/4545 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2163 E., 2025/4545 K. (16.06.2025) – Tescil

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2163
Karar No
2025/4545
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tescil, Alacak, Senet, Çek

8. Hukuk Dairesi 2025/2163 E. , 2025/4545 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 1956/2320 E., 1960/119 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Tunceli ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 108 parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden davalı adına tespit edilmiştir. Davacı ... İdaresi dava dilekçesinde; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına orman vasfıyla tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davacı ... İdaresinin 02.10.1958 tarihli ve 4501/1902 sayılı yazıları ile itirazdan vazgeçilmiş olduğunun bildirildiği ..." gerekçesiyle davanın reddi ile tespitin aynen tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davacı ... İdaresinin 02.10.1958 tarihli ve 4501/1902 sayılı yazıları ile itirazdan vazgeçilmiş olduğu bildirildiğinden itirazın reddi ile tespitin aynen tesciline karar verilmiş ise de bahsi geçen belge dosya arasında bulunamadığından ve bu belgenin varlığı sabit olmadığından, işin esasına girişilerek orman incelemesi yapılması gerekmektedir. Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede tespit tarihinden önce veya sonra orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususta araştırma yapılmamıştır. Bu yerde orman kadastrosu yapılmışsa, kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (4785 sayılı Kanun) hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaşılır. Çünkü, 3116 sayılı Orman Kanunu'nda (3116 sayılı Kanun) sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 4785 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanaklarıyla, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukukî durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı kanunlar ile 6831 sayılı Kanun'un 5.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun'la değişik 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince, aynı Kanun'un 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları bu Kanun'da gösterilmiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yörede orman tahdidi yapılıp yapılmadığı Orman İdaresinden sorulup yapılmış ise orman tahdidine ilişkin tüm belge ve haritalar getirtilmeli, yörede orman kadastrosu tapulama tespit tarihinden önce 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınarak yapılmış ise haritası uygulanmak suretiyle; sınırlandırma, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan 3116 sayılı Kanun'a göre yapılmış ve taşınmaz, tahdit sınırları dışında kalıyor ya da davanın devamı sırasında orman kadastrosu yapılmış ise veya sınırlandırma hiç yapılmamışsa, eski tarihli memleket haritası, memleket haritasının elde edildiği hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, dosya arasındaki belgelerin çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı hususlarını belirten müşterek imzalı, bozma öncesi mahkemece alınan her iki orman bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde tereddüte mahal bırakmayan, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8da5cf2b5c4a9569 f7c96bacdaa37179

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı