Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2023/5430 E., 2025/4590 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5430 E., 2025/4590 K. (16.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5430
Karar No
2025/4590
Karar Tarihi
16.06.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/5430 E. , 2025/4590 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/8 E., 2022/9 K. KARAR : Davanın kısmen kabul kısmen reddine Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde; Erzurum ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında zilyedi bulunduğu yerlerin, 101 ada 1 parsel olarak orman vasfıyla tespit edildiğini, bu yerlerin seferberlikten beri zilyetliklerinde olduğunu, davasız aralıksız kullandıklarını, taşınmazların ... (... Köyü) 1 cilt, 1 sayfa ve 103 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek, tespite itirazının kabulü ile taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ... ve ... bozma ilamı sonrasında sunmuş oldukları dilekçelerinde, davaya asli müdahil sıfatıyla katılma talebinde bulunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile taşınmazın 04.03.2015 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (B) harfiyle gösterilen 6.300,62 m², (C) harfiyle gösterilen 4.224,12 m² (D) harfiyle gösterilen 8.405,97 m² bölümlerinin ayrı parsel numaraları verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tesciline, (H) harfiyle gösterilen 8.360,86 m² bölümünün ayrı parsel numarası verilmek suretiyle tespit gibi tesciline, (G) harfiyle gösterilen 170.721,51 m² bölümünün aynı ada ve parsel numarası altında tespit gibi tesciline, (A) harfiyle gösterilen 2.051,30 m² ve (E) harfiyle gösterilen 30.549,05 m² bölümler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, (K) harfiyle gösterilen 5.000,45 m² ve (F) harfiyle gösterilen 131.504,12 m² bölümlerinin ise ayrı bir parsel numarası verilerek tarla vasfıyla 1/3 payla davacı ... ve dava dışı ..., ... adına tapuya tesciline karar vermiş; hüküm davalı Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, çekişmeli 101 ada 1 sayılı parselin temyize konu (F) ve (K) harfli bölümleri yönünden yapılan orman araştırmasında, orman bilirkişisi tarafından 1984 tarihli memleket haritası ile 1951 tarihli hava fotoğrafının incelendiği, ancak rapor ekinde hava fotoğrafı ile kadastral paftanın aynı ölçekte çakıştırılmış görüntüsüne yer verilmediği, bu nedenle raporu denetleme imkanı bulunamadığı, taşınmazların niteliğinin tespiti açısından en eski tarihli memleket haritasının kullanılmamasının da doğru görülmediği, ayrıca davacının tapu kaydına dayanmasına rağmen dayanak tapu kaydının tüm tedavülleriyle birlikte getirtilmediği gibi mahallinde yapılan keşif sırasındaki tapu kaydı uygulamasının da yetersiz görüldüğü, tapu kaydının sınırlarının keşifte hazır bulunan kişilere sorulduğu, ancak bazı hudutların tahmini olarak gösterildiği, davacının sadece kendi adına tescil talebi yönünden iddiaları dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken dava dışı ... ve Mehmet Salih Arslan yönünden usulüne uygun olarak açılmış bir davaları ya da müdahaleleri olmadığı halde onlar lehine olacak şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, kabule göre de söz konusu parselin (B), (C), (D) ve (H) harfli bölümlerinin orman bütünlüğünü koruyacak şekilde aynı parsel numarası altında tespit gibi tesciline karar verilmesi gerekirken ayrı parsel numaraları altında tescillerine karar verilmiş olması, hükümde 101 ada 1 sayılı parselin kadastro tespitinin iptaline karar verilmesi gerekirken kadastro tutanağının iptaline karar verilmiş olması ve mevcut dava nedeni ile Mahkemece çekişmeli 101 ada 1 nolu parselin bütünü hakkında sicil oluşturulması gerekirken (A) ve (E) bölümleri hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde hüküm kurularak sicil oluşturulmamış olmasının da yerinde görülmediği gerekçeleriyle, hükmün bozulmasına karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisinin 11.03.2022 tarihli raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 112.050,04 m² kısmın parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (E) harfi ile gösterilen 20.526,87 m² kısmın ve (B) harfi ile gösterilen 40.453,34 m² kısmın davacı adına çayır olarak tapuya kayıt ve tesciline, talep dışı olarak değerlendirilen aynı tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide C harfi ile gösterilen 161.487,37 m² kısmın parsel numarası verilerek Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesi "Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak" yazılmasını zorunlu kıldığı gibi; bu zorunluluk, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. ve 298. maddelerinin de amir hükmüdür. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında yer alan "aleni yargılanma ilkesi" ve "hukuki dinlenilme hakkı" da, kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılar. Bu prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-c maddesi uyarınca gerekçenin; "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" göstermesi gerekir. Bir başka anlatımla; gerekçe, hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunlu olduğu gibi, duruşmada tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığını açıklamayan ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Somut olayda Mahkemenin kararı incelendiğinde, kararın gerekçe bölümünde, toplanan delillerin tartışılıp değerlendirilmediği, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile bunların hukuki sebeplerinin neler olduğu hususlarında açıklama yapılmadığı; "...27/09/2021 tarihinde yapılan keşifte yukarıdaki hususlar ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.01.2018 tarihli ilamı da dikkate alınarak keşif icra edildiği, davacılar, mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları dikkate alındığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde herhangi bir değerlendirme ve kanaat içermeyen ifadelerle yetinildiği görülmektedir. Yukarıda yer alan ilke ve açıklamalar karşısında böyle bir açıklamanın "gerekçe" olarak kabulü mümkün değildir. Bu haliyle Mahkemenin kararının gerekçe içermediği açık ve tartışmasız olup, denetime elverişli bir hukuki gerekçe gösterilmeden hüküm kurulmuş olması Anayasa'nın 141. ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddeleri hükmüne uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a140ee003e839d4b f398eb542360cc8d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı