8. Hukuk Dairesi 2025/1925 E. , 2025/5641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1673 E., 2025/296 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/11 E., 2023/8 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz / kadastro tespitine davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 33... parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunda, 70,14 metrekarelik kısmının dere olarak kamuya terk edildiği tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedar olduğu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 33... parsel sayılı taşınmazın 1.330 metrekare iken yeni tespitte 1.259,86 metrekare olarak tespit edildiğini, 70,14 metrekarelik kısmın taşınmazın batı sınırı boyunca dere olarak ayrıldığını ileri sürerek, 1 33... parsel numaralı taşınmazın önceki sınırları ve miktarı ile tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacının dava konusu ... İli ... İlçesi ... Köyü 1 33... parsel sayılı taşınmazın maliki ( paydaş) olduğu, tesis kadastrosuna göre taşınmazın yüzölçümünün 1.330,00 m² olduğu, taşınmazın bulunduğu mahalde yenileme kadastrosu yapılırken taşınmazın yüzölçümünün 1.259,86 m² olarak belirlendiği, taşınmazın yüz ölçümünün taşınmazın batı sınırı boyunca öncesinde bulunmayan dere oluşturulmak suretiyle 70,14 m² eksildiğini iddia ederek, tesis kadastrosundaki geometrik şekil ve yüzölçümüyle tescili talebiyle açılan davada, 16.01.2023 tarihinde bilirkişilerin katılımıyla mahallinde yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre, davacının maliki (paydaş) olduğu ... İli ... İlçesi ... Köyü 1 33... parsel (Eski 1828 parsel) sayılı taşınmazın tesis kadastrosunda 1.330,00 m² olarak tespit gördüğü, tesis kadastrosundan sonra yapılan uygulama kadastrosu sonucunda davacının paydaşı olduğu taşınmazın yüzölçümünün 1.259,86 m² olarak tespit gördüğü, taşınmazın yüzölçümünde 70,14 m²'lik azalmanın söz konusu olduğu, bu azalmanın dava konusu taşınmazın doğu kısmında bulunan dere vasfındaki tescil harici bırakılan alanda yer aldığı, Kadastro Güncelleme Yönetmeliğinin 15/5. maddesinde "Tapulama/kadastro sırasında fiilen zeminde mevcut olmasına rağmen sınırlandırması yapılmamış olan, kamuya ait yol, ark ve benzeri yerler kamu lehine terk edilerek sınırlandırılır ve oluşan bu yeni duruma göre ada ve parseller oluşturulur" hükmünün yer aldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1962 tarihli tesis kadastrosunda belirlenen sınırlar ile dava konusu yenileme kadastrosunda belirlenen sınırların gerek memleket haritası gerekse tesis kadastrosuna en yakın tarihli ve 2022 yılına ait hava fotoğraflarının ayrı ayrı çakıştırılması neticesinde, tesis kadastrosunda dava konusu taşınmazın doğu sınırında dere vasfında tescil harici bir alanın bulunmadığı, ( bilirkişi kök raporu ekinde sunulan haritalarda Tesis Kadastrosu sınırı mavi renkle, uygulama kadastrosu sınırı ise kırmızı renkle gösterilmiştir) tesis kadastrosunda bulunmayan tescil harici derenin sonradan oluşturulduğu, 01/02/2023 tarihli bilirkişi raporunun eki Son Durum Krokisinde de gösterildiği üzere "A" harfi ile gösterilen 118,53 m²'lik kısmın taşınmazın doğusunda yer alan dereye eklendiği, Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi gereğince yapılacak yenileme işlemi, önceki kadastro ile saptanan mülkiyet ve geometrik durumu yok sayan veya tamamen hükümsüz kılan yeni bir kadastro çalışması değil, mümkün olduğu kadar aslına sadık kalınarak onun eksikliklerini tamamlayan, sınırlarında ve yüzölçümlerinde görülen yanlışlıkları “orantı” ve “dengeleme” kurallarına göre düzelten bir önceki kadastroya ek bir işlem olduğu, yapılan yenileme kadastrosunda, kesinleşmiş tapulama paftasındaki sınırlara dokunulması, bir başka ifadeyle ilk tesis kadastrosunda kesinleşen sınırların değiştirilip dereye ayrılmasının mümkün olmadığı, taşınmazda fiili kullanım sonucu ortaya çıkan yeni oluşum, yeni bir mülkiyet değişikliği niteliğinde olduğundan, yenileme paftalarında nazara alınamayacağından uygulama kadastrosunda mülkiyet hakkına müdahale niteliğindeki işlemin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçeleriyle davanın kabulü ile dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 33... parsel sayılı taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosu tespitinin iptaline; 01.02.2023 tarihli bilirkişi raporunun eki son durum krokisinde (Ek-6-) gösterildiği şekilde (A) harfi ile gösterilen 118,53 m²'lik kısım taşınmazın doğusunda yer alan dere vasfındaki tescil harici alandan ayrılarak, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 33... parsel (Eski 1828 parsel) sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle, ... ili ... ilçesi ... köyü 1 33... parsel (Eski 1827 parsel) sayılı taşınmazın 1.378,39 m² yüzölçümüyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı "Dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişileri ve mahalli bilirkişilerin tamamı dava konusu edilen kısmın fiilen dere olduğu, yukarıdan gelen suyun buradan akarak büyük dereye bağlandığı, 2019 yılında İl Özel İdaresi tarafından derenin borular vasıtasıyla toprak altına alınarak akışının sağlandığını beyan ettikleri, yine keşifte dinlenen davacı tanığı ...'nın beyanından kendini bildiğinden beri yağmur suları, çeşme suyu ve set sularının dere olarak tespit edilen kısımdan geçtiği, bu suların yukarıda bulunan köy çeşmesinin suyu, sel suyu, çeltik ekiminden kaynaklı tahliye suları olduğu, köy muhtarlığı tarafından su geçişi olan alanın kanal yoluyla toprak altına alındığını beyan ettiği, diğer davacı tanığının da benzer beyanda bulunduğu anlaşılmış olup, tüm dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve davacı tanığı beyanlarından dava konusu edilen ve paftasında dere olarak gösterilen alanın 1961 yılında yapılan tapulama çalışmalarında da mevcut olduğu, köy çeşmesinden akan suyun buradan akışının sağlandığı, ayrıca çeltik ekiminden kaynaklı suların da buradan tahliye edilerek büyük dereye kavuştuğu, davacının da kabulünde olduğu gibi 2019 yılında Özel İdare tarafından toprak altına borular döşenerek su akışının sağlandığı anlaşılmış olup, Kadastro Müdürlüğünce yapılan işlemin Kadastro Güncelleme Yönetmeliğinin 15/5 maddesi ve Kadastro Güncelleme Çalışmaları Uygulama Genelgesi 'nin 30/1 maddesine uygun olduğu anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olduğu" gerekçeleri ile davalı ... temsilcisi ve davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ... Kadastro Mahkemesi'nin 2022/11 Esas ve 2023/8 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, Davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; davanın reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 33... parsel sayılı taşınmazın kadastro güncelleme tutanağındaki şekli ile tespit gibi tesciline, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uygulama kadastrosu ile mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, taşınmazın sınırında fiilen dere bulunmadığını, muhtar ve bilirkişi beyanlarının yönlendirilmiş olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kanun ve içtihatlara aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını, İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasını beyan etmiştir. Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalıların temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1925 E., 2025/5641 K. (15.09.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1925
- Karar No
- 2025/5641
- Karar Tarihi
- 15.09.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1976 E., 2025/5637 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1781 E., 2025/5638 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1758 E., 2025/5640 K. 15.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1893 E., 2025/5564 K. 11.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5919 E., 2025/5570 K. 11.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/384 E., 2025/5534 K. 11.09.2025