Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1781 E., 2025/5638 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1781 E., 2025/5638 K. (15.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1781
Karar No
2025/5638
Karar Tarihi
15.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/1781 E. , 2025/5638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/487 E., 2025/162 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/149 E., 2023/23 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a bendi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, 3 94... (eski 734) parsel sayılı 8625 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 8.470,36 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının maliki bulunduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 734 parselde kayıtlı 8.625 metrekare yüzölçümlü taşınmazın ... Kadastro Müdürlüğünce yapılan uygulama kadastrosu sonucunda 150 metrekare eksik ölçüdüğünü ve bu eksikliğin komşu parsellere kaydırıldığını ileri sürerek, yapılan eksik ölçümün düzeltilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet ve görevsizlik nedeniyle reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... dava konusu yerin öncesinde tek bir parsel olduğu daha sonra harici bir ifraz ile 732, 733, 734, 7 35... nolu parseller olmak üzere 5 kısma ifraz edildiği, mahalli bilirkişi ve tanıkların, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan fındıkların davacı tarafından dikildiği, dava konusu taşınmazın davacıya murisi olan ...'dan kaldığı, dava konusu taşınmaz etrafından sabit sınır niteliğinde bir değişmez sınır bulunmadığı, taşınmaz sınırlarının zemindeki gibi olduğu yönünde beyanda bulundukları, fen bilirkişisi ... tarafından 25/08/2022 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, davaya konu parsele ait ilk tapulama tutanağından davaya konu parsel ve komşu parsellerin evvelden tek bir kişiye ait olduğundan bir bütün halinde kullanılmış oldukları (tek bir parsel olduğu), daha sonra harici bir ifraz ile 732, 733, 734, 7 35... nolu parseller olmak üzere 5 kısma ifraz edildiği ve parsellerin yüzölçümlerinin de bu sınırlara göre hesaplandığı anlaşılmakla davaya konu parsel ve komşu parsellerin bu ifraz sonucu oluşan sınırlara uyulmayıp kendi oluşturdukları sınırlara göre kullanımlarını gerçekleştirdiklerine kanaat getirilmiş olduğu, dolayısıyla da uygulama kadastrosu çalışmalarında davaya konu parsel ve komşu parsel malikleri muvaffakat ederek sınırlarını düzelttirmediklerinden Tapu Planları Tüzüğü'nün 15. Maddesi'nin 'Taşınmazın sınırları tapu plânlan ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Tapu plânlanyla arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa asıl olan plândaki sınırdır. Taşınmazın zemindeki sınırları ile tapu plânındaki sınırları arasında farklılık bulunması halinde, teknik yöntemine, parselin zemindeki sabit ve değişmez sınırlarına ve dayanağı belgelerine uygun olarak düzenlenip tescil edilmiş tapu plânındaki sınırlar esas alınır' hükmü gereğince uygulama kadastrosu çalışmalarının mevzuatına uygun yapılmış olduğu kanaatinin oluştuğununun bildirdiği, alınan bilirkişi raporu, dinlenen tanık, mahalli bilirkişi ve tutanak tutanak bilirkişi beyanları, dosya arasına alınan hava fotoğrafları, tapulama tutanakları ve mahallinde yapılan keşif sonucu oluşan mahkeme gözlemi bir bütün olarak değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazlar üzerinde yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarının mevzuata uygun olarak yapıldığı ..." gerekçeleri ile davanın reddine karar verildikten sonra 20.02.2023 tarihli ek kararla da, "Davalı cevap dilekçesinde vekalet ücreti talebinde bulunmuş, dava sonunda davanın reddine karar verildiği, ancak hükme geçirilmesi gerekirken davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğinin görülmüş olduğu, bu nedenle HMK'nun 305/A maddesi uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdiri için hükmü tamamlayıcı nitelikte karar verilmesi gerektiği ..." gerekçeleri ile, "davalı taraf, davada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden Kadastro Kanunu'nun 31/3 maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 350,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine" karar verilmiş; hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde tesis kadastrosu ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun (3420 sayılı Kanun) 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile ortofoto ve eski tarihli hava fotoğrafının, mahkeme ilamının, ölçü ve sınırlandırma krokilerinin harita mühendisi tarafından yöntemine uygun şekilde şekilde tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarının stereoskopik olarak ve ortofoto haritada dava konusu yerin çevresindeki kadastral parsellerle karşılaştırmalı olarak tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu ile oluşan tüm sınırlarının çakıştırılması ile yapılan inceleme sonucunda, uygulama kadastrosunun 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi ile bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 'Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik' hükümlerine uygun olarak yapıldığı, uygulama kadastrosunun amacının, mülkiyet değişikliği olmadığı ve yine HMK’nın 323. maddesinde vekalet ücreti yargılama giderlerinden kabul ve HMK’nın 332.maddesinde yargılama giderlerine mahkemece resen hükmedileceği belirtilmiş olup bu durumda nihai kararda kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken vekalet ücretine ilişkin olarak hüküm kurulmasının usule uygun olduğu ve HMK’nın 305/A maddesi kapsamında olduğu göz önünde bulundurulduğunda mahkemece davanın reddine, HMK 305/A maddesi uyarınca ek karar ile vekalet ücretine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçeleri ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme sonucu karar verildiğini, bilirkişi raporuna itiraz ettiğini ancak itirazının değerlendirilmediğini, ek karar ile vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun, usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Davacıdan alınan 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5dd20332549a23a8 fbf55e841d30f397

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı