Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1758 E., 2025/5640 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1758 E., 2025/5640 K. (15.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1758
Karar No
2025/5640
Karar Tarihi
15.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/1758 E. , 2025/5640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1645 E., 2024/601 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/49 E., 2022/44 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 46... parsel sayılı ve 8.229,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca, kargir bir katlı üç adet ev ve kargir bir katlı düğün salonu ve kargir iki katlı ev ve su deposu ve kamelya ve arsası niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili, dava konusu 3 46... parsel sayılı taşınmazın tespitinin Hazine adına yapıldığını ancak dava konusu yerin uzun yıllar müvekkili Belediye ve öncesinde de köy tüzel kişiliğinin hakimiyetinde olduğunu belirterek, tespitin iptali ile Belediye adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa yönelik olarak ise, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Davaya konu taşınmazın sınırlarının sabit oluşu, tarım dışı alan olan ırmak yatağı olması, herhangi bir mera kaydının bulunmaması, öncesinde mera, harman yeri, otlak, yaylak ve benzeri şekilde kullanılmadığının anlaşılması, taşınmaz üzerinde yer alan halen köy/mahalle halkının kullandığı köy düğün salonunun, kadastro tespit tutanağında belirtilen 2005 yılından önce 2001 yılında inşaatına başlanmış olması, davaya konu taşınmaz üzerinde yer alan diğer yapılar olan çay ocağı, kamelya, yeni su deposu, oyun parkının ... köyünün Mahalle olarak ... Belediyesine bağlandıktan sonra ... Belediyesi tarafından 20 13... yıllarında yapılmış olduğunun bilirkişi raporları ile anlaşılması, 2001 yılında inşaatına başlanan düğün salonunun ... İl Özel İdaresinden sağlanan ödenek ile yapılması, düğün salonunun yapımınında köy halkından herhangi bir yardım toplanmadığı ve köy halkının bir yardımda bulunmadığı yönünündeki mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanları, davaya konu taşınmaz üzerindeki imar ve ihya faaliyetlerinin itiraza konu kadastro tespitinin tarihi olan 04.06.2020 tarihinden önce 2001 yılında başlamış olması dikkate alınarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddesindeki şartların davacı ... Belediyesi lehine oluşmadığı" gerekçeleriyle davanın reddine dava konusu 3 46... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dava konusu taşınmaz içinde muhtarlık binası ve sosyal donatı olarak kullanılan bina mevcut olduğu, söz konusu binanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/A maddesi gereği hizmet malı niteliğinde bulunduğu, köylünün imece usulü çalışarak köy muhtarlığı ve sosyal amaçlı kullanmak üzere bina, düğün salonu, su deposu ve kamelya yaptıkları, köy tüzelkişiliği mevcut iken köylünün imece usulü çalışarak yaptıkları bu binanın köy nam ve hesabına yapıldığı, her ne kadar İl Özel İdaresi tarafından bir miktar para binanın yapımı için gönderilmiş ise de, gerek dinlenen yerel bilirkişi beyanlarından gerekse de İl Özel İdaresi kararından anlaşılacağı üzere, gönderilen paranın yardım parası olarak gönderilmediği, yapılan yardımın binanın İl Özel İdaresi tarafından yaptırıldığı sonucunu doğurmayacağı, köylünün imece usulü ile bedenen çalışarak köy nam ve hesabına yaptıkları binada yardım amacıyla gönderilen bir miktar paranın hizmet malının Hazineye ait olacağı şeklinde yorumlanamayacağı, bu halde köy muhtarlığı ve sosyal bina olarak kullanılan taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 16/A maddesi gereği hizmet malı olması nedeniyle halef/salef olan davacı adına tesciline karar vermesi gerektiği" gerekçesi ile istinaf talebinin kabulüne, ... Kadastro Mahkemesinin 13.05.2022 tarihli ve 2020/49 Esas, 2022/44 karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle davanın kabulüne dava konusu 3 46... parsel sayılı taşınmazın davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince, İl Özel İdaresince ve İl Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünce gönderilen ödeneklerin yardım kapsamında kaldığının değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, gönderilen paranın dava konusu binanın inşaatı için hususi olarak ayrılmış ödenek olduğunu, tüm bilirkişi ifadelerinde inşaat yapımının bire bir köylülerce yapılmadığının ifade edildiğini beyan etmiştir. Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususuna ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ad7228580403c9d2 28e9925db2c7a543

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı