Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2023/6328 E., 2025/5223 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6328 E., 2025/5223 K. (03.07.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6328
Karar No
2025/5223
Karar Tarihi
03.07.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras, Tam Yargı

8. Hukuk Dairesi 2023/6328 E. , 2025/5223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/223 E., 2023/337 K. KARAR : 6292 sayılı Kanun uyarınca bedelsiz iade talebi yönünden davanın reddine, tazminat talebi yönünden davanın kabulü Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca taşınmazın bedelsiz iade edilmesi, mümkün olmaması halinde ise tazminat ödenmesi talebine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, bedelsiz iade istemine ilişkin davanın reddine, tazminat talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili, fer'i müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili .... ilçesi ... köyü 916 parsel sayılı taşınmazın, davacılardan ...'in murisi olan babası ... tarafından 1974 yılında tapudan tescil suretiyle devralındığını, taşınmaz murisin mülkiyetindeyken orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın evveliyatının tapulu olduğunu, bu nedenle 6292 sayılı Kanun kapsamında kalmakta olup bedelsiz iadesinin gerektiğini ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde bedelinin tespitiyle davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 28.04.2015 tarihli ve 2014/328 Esas, 2015/163 Karar sayılı kararla verilen davanın reddine dair hüküm, davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/9853 Esas, 2018/31 Karar sayılı ilamıyla; "... öncelikle .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/339 E. sayılı dosyasının getirtilerek incelenmesi, yukarıda belirtilen 6292 sayılı Kanun düzenlemelerinin davaya etkisi ile aynı Kanunun 7/4. maddesi uyarınca taşınmazın orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce dava açılıp açılmadığı, varsa açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilip verilmediği, fiilen orman niteliğinde bulunup bulunmadığı veya eylemli orman olması nedeniyle dava açılmasının gerekip gerekmediği, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilip edilmediği, kamu hizmetlerine ayrılıp ayrılmadığı veya bu amaçla kullanılıp kullanılmadığı, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlardan olup olmadığı hususlarının araştırılıp, davanın terditli şekilde açıldığı da dikkate alınarak oluşan sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu ..." gerekçesiyle bozulmuş ve davalı Hazinenin bozma ilamına yönelik karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 2018/1507 Esas, 2018/3215 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... İstanbul ili ... ilçesi ... köyü 916 parsel sayılı taşınmazın, ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.10.2004 tarihli ve 2002/25 Esas, 2004/587 Karar sayılı kararı uyarınca hükmen 12.11.2007 günü Hazine adına tescil edilmiş olduğu, bilahare taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması sonucu ifraz edilerek 182 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, bunlardan 182 ada 1 ve 3 parsel numaralı taşınmazların bahçe vasfıyla, 182 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise ... Boru Hattı vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, 916 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 182 ada 1, 2 ve 3 parsellerin de içinde bulunduğu 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi vasfındaki taşınmazların ...'na devrinin, Başkanlığın 07.02.2013 tarihli yazısı ile uygun görüldüğü, 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazın devrinin tamamlanarak 28.09.2017 tarihinde belediye adına tescil edildiği, 182 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ... Bakanlığı'nın 30.04.2013 tarihli yazısında ANT akaryakıt boru hattının geçtiği alanda kaldığının tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine tapu beyanlar hanesine 'taşınmaz üzerinde ... boru hattı bulunmaktadır' belirtilmesinin yapıldığı, akaryakıt boru hattının aslında 182 ada 2 parsel değil 182 ada 1 parselden geçtiği, 182 ada 2 parsel sayılı taşınmaza sehven şerh konulduğu, 182 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bu şerh ile ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/339 Esas sayılı davalıdır şerhi nedeni ile taşınmazın ...'na devrinin yapılamadığı, 182 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise akaryakıt boru hattı şeridinde kalması nedeniyle 6292 sayılı Kanun kapsamında satışının yapılmaması ve satış işleminin durdurulmasına dair Milli Savunma Bakanlığı'nın 27.11.2013 günlü talebi nedeniyle ...'na devrinin yapılmadığının bildirildiği, ... Milli Emlak Daire Başkanlığı'nın cevabi yazısına göre, 182 ada 1 ve 2 parsel numaralı taşınmazların ... Boru Hattı ve Güvenlik Sahasında kaldığı, 182 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ... akaryakıt boru hattı olanı olarak kullanılmak üzere Milli Savunma Bakanlığı adına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 01.03.2022 tarihli yazısı ile uygun görüldüğü, 182 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Milli Savunma Bakanlığı'nın 08.11.2018 tarihli yazısında 'kamulaştırma sınırı içinde kaldığı ve taşınmazın tapu kaydına buna ilişkin şerh ve beyanların devam etmesi gerektiğinin' belirtilmesi üzerine Milli Savunma Bakanlığı'na tahsis işlemlerinin devam ettiği, 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca ve Maliye Bakanlığı'nca onaylanan proje alanları içerisinde kaldığından 6292 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında ... adına 28.09.2017 tarihinde, 6292 sayılı Kanun gereği satış işlemi ile tescil edilmiş olduğu, 182 ada 3 parsel yönünden HMK 125. maddesi gereğince ... davaya dahil edildiği, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yazılan müzekkerelere verilen cevaba göre dava konusu taşınmazların eylemli orman niteliğinde olmadığının, taşınmazların ağaçlandırmak üzere Orman Genel Müdürlüğü'ne tahsis edilmediğinin anlaşıldığı,.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/339 esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden celp edildiği ve yargılama neticesinde asıl ve birleşen davalar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinin, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ..... Hukuk Dairesi'nin 2020/1106 Esas, 2020/1733 Karar sayılı ilamı ile reddedildiğinin ve temyiz başvurusu üzerine bu kararın .... Hukuk Dairesi'nin 2021/5894 Esas, 2022/4905 Karar sayılı ilamı ile bozulduğunun, dosyanın.... Asliye Hukuk Mahkemesi' nin 2022/341 esasına kaydedildiğinin ve 10.01.2023 tarihli ve 2022/341 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına karşı daha önce verilen kararda direnilmesine ve asıl ve birleşen davaların açılmamış sayılmasına karar verildiğinin, kararın henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı, 6292 sayılı Kanun'un 7/4. maddesinde, aynı maddeye göre iade edilmesi gereken taşınmazlardan kamu hizmetlerine ayrılanların ilgililerine iade edilemeyeceğinin, bu taşınmazlar yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedellerinin ödenebileceği veya rayiç bedellere uygun taşınmazlar verilebileceğinin düzenlenmiş olduğu, 182 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un 8. maddesi kapsamında ...'na devredilmesi ve 182 ada 1 ve 2 parsel numaralı taşınmazların 6292 sayılı Kanun'un 7/4. maddesi gereğince kamu hizmetine ayrılması, ... Boru Hattı ve Güvenlik Sahasında kalması sebebiyle tapu iptal ve tescil taleplerinin reddine, taşınmazların dava tarihi itibariyle değerinden davacılar hissesine düşen bedelin davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmesi gerektiği ..." gerekçesiyle, davacıların tapu iptali istemlerinin reddine, tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve fer'i müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un "2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar" başlıklı 7. maddesinde; " (1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve İdarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde; a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde İdareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir. b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz. c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar. (2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz. (3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir. (4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre; 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, idarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi, onun yerine, rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği, hatta idarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır. Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. Somut olayda; davacılar vekili, dava konusu İstanbul ili Pendik ilçesi Kurna köyü 916 parsel sayılı taşınmazın, davacılardan ...'in murisi olan babası Ziya Sönmez tarafından 1974 yılında tapudan devralındığını, taşınmaz murisin mülkiyetindeyken orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın evveliyatının tapulu olduğunu, bu nedenle 6292 sayılı Kanun kapsamında kalmakta olup bedelsiz iadesinin gerektiğini ileri sürerek, taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, olmadığı takdirde bedelinin tespitiyle davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir. Dolayısıyla, eldeki tapu iptali ve tescil davasının hukuki dayanağı ve sebebi, 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir. Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacıların eldeki davadaki talepleri ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurulup başvurulmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/1-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazın bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazın yerine rayiç bedellerinin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin, birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı, tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuş ise de, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33 m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu; davanın kökeninde, çözüme kavuşturulmamış mülkiyet, kadastro vs. gibi hukuki ilişkinin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; "İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları" ve "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarih ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ve 28.05.2020 tarih ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı HUMK' nun 440/1. Maddesi uyarınca Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6447d5246d95c7c5 ae4e77ecf9534620

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı