Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2024/2286 E., 2025/5160 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2286 E., 2025/5160 K. (02.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2286
Karar No
2025/5160
Karar Tarihi
02.07.2025

8. Hukuk Dairesi 2024/2286 E. , 2025/5160 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2973 E., 2024/817 K. DAVA TÜRÜ : Galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/134 E., 2022/122 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacılar ... ve arkadaşlarının ... Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince; toplanan bilgi ve belgelerden “... Vakfi” adında mazbut bir vakfın var olduğu, ancak vakfa ait bir vakıf senedinin bulunmadığı, vakfiye yerine kaim ilam bulunduğu, bu ilamda galle fazlasının; kimlere ve kaç nesil evlada verilmesinin şart edildiği, eşit veya ikili - birli, ya da batın tertipli olup olmadığı, hakkında hiçhir şart veya işaret bulunmadığı, dosyada bulunan “Sorgu Varakası”nda; ... Vakfının “zürri” vakıf olarak tanıtıldığı, bu açıklamanın Vakıf Hukukunda yeri bulunmadığı, vakfın hayır yani sevap kazanarak Allah'ın rızasını kazanmak için kurulacağı, Hayır şartı, olmayan ve gelirleri; sadece evlada veya alt soya şart edilmiş, hiçbir vakıf senedi tescilinin mümkün olmayacağı ayrıca galle fazlasına ilişkin kayıtlarda da bir hüküm ve şartın da bulunmadığı dikkate alındığında davacıların galle fazlasına müstehak vakıf evladı olmalarının mümkün olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu, davacıların; ... Vakfının galle fazlasını evladı, evladı evlada bıraktığı iddiasını usulüne uygun bir biçimde ispat edemedikleri gerekçesi ile davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek davacılar ile vakıf kurucusu arasında soybağının tespiti bakımından '' güçlü delil'' niteliğindeki Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.2013 tarihli ve 2011/266 Esas, 2013/242 Karar sayılı kararına itibar edilmesi gerekirken herhangi bir kanıta dayanmayan bilirkişi raporlarına itibarla davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, ... Vakfının, zürri vakıf olduğu ve vakfedenin iş bu zürri vakfı, evlatlarının ve akrabalarının yararlanmasına özgüleyebileceği husususunun açık ve net olduğunu, bilirkişi ...'ın bağımsızsızlığını ve tarafsızlığını yitirmiş olduğundan objektif davranmadığını, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin Yargıtayın kararlık kazanmış olan içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3. maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin (743 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Galle fazlası evlada şart kılınan Vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir Vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (Vakıflar Genel Müdürlüğü veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. Mevzuatımızda yer alan bilirkişilik müessesi üzerinde kısaca durmak gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. madde gereği, çözümü hâkim tarafından bilinemeyen (hukuk dışında) özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur. Bilirkişilik özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği için, herkes bilirkişi olamaz ve bu nedenle kimse bilirkişiliği kabul etmeye zorlanamaz. Yani tanıklık gibi bilirkişilik de yapmak istisnalar dışında mecburi değildir. Hakim; bilirkişi görevlendirirken rapor alınacak konuda (somut olayda vakıf hukuku alanında uzman) özel ve teknik bilgi sahibi olan uzman kişiler arasından seçim yapılmasına özen göstermek, bilirkişinin oy ve görüşü (raporu) hâkimi bağlamadığından bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirmek, sunulan bilirkişi raporunun dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek, gerektiğinde ek rapor veya alanında uzman başka bir bilirkişiden rapor alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermelidir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Somut olayda bilirkişinin yapması gereken; vakfeden ile usulüne uygun soybağı kurulan davacılar yönünden vakfiye yerine kaim vakfiye yerine kaim 815 H./1412 M tarihli ilam ile varsa başka ilamlar kapsamında davacılar yönünden, galle fazlası için öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yani galle fazlası almaya müstehak olup olmadıkları hususunda görüş bildirmekten ibarettir. Somut olayda; Mahkemece, üç ayrı bilirkişi raporu alınmış olup bunlardan Prof. Dr. ... 25.08.2020 tarihli raporunda iddialara ilişkin eksik evrak olduğu, bunların dosya arasına alınması halinde tekrardan inceleme yapılabileceğine değinilmiş, ... ise 30.12.2019 tarihli raporu ile davacıların galle fazlasına müstahak vakıf evladı oldukları yönünde kanaat bildirmiş iken hükme esas alınan Dr. ...'ın 17.01.2022 tarihli raporunda davacıların galle fazlasına müstahak vakıf evladı olmadıkları yönünde kanaat bildirildiği, raporlar arasında çelişkili olduğu anlaşılmakla, Mahkemece söz konusu çelişki giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidilmesi de doğru değildir. Bundan başka uyuşmazlığın esası yönünden yapılan değerlendirme de ise; davacıların üst soyu ...'nin (1922-1998) annesi ...'ın babası ...'in dava konusu vakıfta mütevellilik yaptığı, ...'n kız kardeşi ...'in (1934-2005) çocukları ... ve ...'in dava konusu vakfın galle fazlasına müstahak olduğu Yargıtay denetiminden geçerek 03.06.2014 tarihinde kesinleşen Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/266 Esas, 2013/242 Karar sayılı ilamıyla tespit edilmiş olduğundan davacılar ile vakfeden arasında 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre kanbağına dayalı soybağının kurulduğu; ikinci aşamada ise vakfiyede galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartlar üzerinde durulması gerektiği, buna göre dava konusu ... Vakfı'na ait dosya kapsamında bir vakfiyenin bulunmadığı, vakfiye yerine kaim 815 H./1412 M tarihli ilamın mevcut olduğu, iş bu ilamda; "... merkum ... evlâd-ı evlâdına vakf ü şart etmekle bu ana gelinceye evladiyet üzre bunların ecdadı ve kendileri mutasarrıf eylemeğin..." şeklindeki ifadeden galle fazlasının adı geçen ... evlâd-ı evlâdına şart kılındığı, bu hususun Dairemizin 17.09.2024 tarihli ve 2023/1156 Esas, 2024/5001 Karar sayılı ilamıyla tespit edildiği, bahse konu ilamda dava dosyasında bilirkişi Sibel Zeren'e ait 04.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda, az yukarıda bahsedilen vakfiye yerine kaim 815 H./1412 M tarihli ilamdan farklı olarak İstanbul Ahkâm Defterleri üzerinde yaptığı incelemeler neticesinde 1210 H. /5-14 Ekim 1795 tarihli Ferman incelenmiş ve fiş bu Ferman'a göre teamülün, evlat sağ ise onun çocuğuna galle dağıtılmadığına yönelik olduğu rapor edilmiş olup iş bu bilirkişi raporuna dayanak yapılan İstanbul Ahkâm Defterlerinde kayıtlı 1210 H. /5-14 Ekim 1795 tarihli Ferman'ın orjinal nüshası ile latin harflerine çevrilmiş (transkripsiyon) hali dosya arasına alınıp eski vakıf hukuk alanında uzman daha önce dosyaya rapor sunmamış bir bilirkişiden rapor alınıp Mahkeme hâkimince de bilirkişi raporu ve dayanak ilamlar denetlenip tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5187af5ca65f6233 0e35d7ca652267c6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı