Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2023/5938 E., 2025/3544 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5938 E., 2025/3544 K. (07.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5938
Karar No
2025/3544
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/5938 E. , 2025/3544 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/12 E., 2022/37 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ...köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 504 parsel sayılı 7.930,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı nedeniyle tarla vasfıyla beyanlar hanesinde ölü olduğu belirtilmek suretiyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup mera vasfında olduğunu belirterek taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "taşınmazın davalının dayandığı tapu kaydı kapsamında olmadığı ve eylemli mera olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 102 ada 504 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 tarihli ve 2013/12319 Esas, 2013/13585 Karar sayılı kararıyla "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın dayandığı tapu kaydının dayanağı olan mahkeme ilamı ve krokisinin onaylı örneğinin getirtilerek davacı Hazinenin taraf olup olmadığının belirlenmesi, çekişmeli taşınmazı kapsayacak şekilde mera tahsisi bulunup bulunmadığının ilgili kurumlardan sorularak varsa tahsis kararı ve krokisinin temin edilmesi, çekişmeli taşınmaza kuzeyden komşu olan parsellerin belirlenip kadastro tutanakları ve dayanakları ile kesinleşmiş iseler tapu kayıtları ve tüm tedavüllerinin istenmesi, çekişmeli taşınmaza komşu 102 ada 534 nolu parselin kadastro tutanak örneği ve dayanakları ile yapılan keşifte davalının dayandığı tapu kaydının uyduğu belirtilen 102 ada 514 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak örneği ile komşu parsel tutanakları ve dayanaklarının getirtilmesi, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra taşınmaz başında, taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, üç kişilik uzman ziraat mühendisi bilirkişi heyeti ve uzman fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması; keşif sırasında davalının dayandığı ve çekişmeli taşınmazın kadastro tespitine esas tapu kaydının, revizyon gördüğü tüm parseller de dikkate alınarak, 3402 sayılı Yasanın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişiler aracılığı ile yöntemince uygulanması suretiyle çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığının ve kapsamının neresi olduğunun belirlenmeye çalışılması, tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsadığının ve Hazinenin tapu kaydına dayanak tescil ilamında taraf olduğunun anlaşılması halinde davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi, tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığının belirlenmesi halinde, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, mera tahsisi yoksa, çekişmeli taşınmaza komşu 102 ada 534 parselin ham toprak vasfında olduğu gözetilerek çekişmeli taşınmaz ile mera olduğu ifade edilen bölüm arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının araştırılması, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususlarınının mahalli bilirkişiler ve tanıklardan sorulması, üç kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera vasfında olup olmadığı ve komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayan, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, fen bilirkişisinden, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı, mera parselinin konumlarını gösteren rapor ve harita düzenlettirilmesi, tahsis bulunması veya taşınmazın tahsis haritası kapsamında kalıp, öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağının düşünülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyulduktan sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "taşınmazın mera vasfında olmadığı ve davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği" gerekçesiyle davanın reddine, 102 ada 504 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine aynı Dairenin 29.03.2021 tarihli ve 2018/4804 Esas, 2021/2925 Karar sayılı kararıyla "İlk Derece Mahkemesince taraf teşkili tamamlanmadan davanın esasına yönelik karar verildiği belirtilerek, tespit maliki ...’ın verasete esas nüfus kayıt örnekleri dosya arasına getirtilerek mirasçılarının tam olarak belirlenmesi ve davacıya davasını adı geçen tespit malikinin mirasçılarına yöneltmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, anılan mirasçılardan savunma ve delillerinin sorulması, bildirdikleri takdirde delillerinin toplanması ve bundan sonra işin esasına girilerek tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyuduktan sonra İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "yapılan keşiflerde alınan mahalli ve tespit bilirkişi beyanlarına göre taşınmazı çevreleyen 102 ada 534 parsel sayılı taşınmazın kadim mera niteliğinde olmadığı, taşınmazın ekilip biçilmek suretiyle kullanıldığı, son bir kaç yıldır icara verilmek suretiyle tasarruf edildiği, bilirkişi raporlarına göre dava konusu taşınmazı çevreleyen 102 ada 534 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğinde olmadığı, ham toprak vasfında olduğu ve özel mülkiyete konu edilebilecek yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın da mera niteliğinde olmadığı, tarla vasfında olduğunun belirtildiği, 102 ada 534 parsel sayılı taşınmazın komşu taşınmazlarının kadastro tutanakları incelendiğinde, komşu taşınmazlarında mera niteliğinde olmadığı, özel mülkiyete konu edilen yerlerden olduğu, dava konusu taşınmaza kuzeyden komşu .............. çalışma alanı içinde kalan 209 ada 13, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların tarla vasfında olduğu, ayrıca bölgenin ekonomik ve mevsimsel şartları gereği taşınmazın biçilmek suretiyle kullanılmasının ekonomik anlamda zilyetlik olarak değerlendirilmesi gerektiği, netice olarak, dava konusu taşınmazın mera niteliğinde değil, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olduğu ve bozma öncesi ve sonrası dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından anlaşılacağı üzere davalıların dava konusu taşınmazlar üzerinde zilyetliklerinin kadastro tespitinin 20 yıldan çok daha öncesinden başladığı ve kanunun aradığı şekilde sürdüğü" gerekçesiyle davanın reddine, 102 ada 504 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 87b9b94d6cb7ed5b 101d8b09c5aa75d6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı