8. Hukuk Dairesi 2024/5995 E. , 2025/3538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/894 E., 2024/762 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/47 E., 2023/32 K. Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Uygulama kadastrosu sırasında...köyü çalışma alanında bulunan ve tapuda paylı olarak davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 665 parsel sayılı 1.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 454 ada 30 parsel numarasıyla ve 928,38 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında davacıya 454 ada 30 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiği ve eksikliğin davalı şahıslara ait 454 ada 1 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak hatanın düzeltilmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 454 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı dışındaki tapu kayıt maliklerinden olan ... ve müştereklerinin davaya katılımı sağlanarak davacıya ait taşınmazın diğer malikleri tarafından davaya muvafakat edildiği bildirilmiş ve davacının 454 ada 1 parsel sayılı taşınmaza yönelik mülkiyet talebi hakkında tefrik kararı verilmiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "mahallinde yapılan keşifteki gözlemde parselin etrafının tel örgü ile çevrili olduğu, içerisinde tek katlı bir yapı olduğu, içinde meyve ağaçlarının bulunduğu, parselin yola sınır olduğunun, bu surette sınırlarının zeminde belirli olduğunun gözlemlendiği, keşifte beyanlarına başvurulan mahalli ve tespit bilirkişilerinin ittifakla, parselin zeminde görünen sınırlarının öteden beri aynı olduğunu, değişmediğini, zaten etrafının tel örgü ve duvarla çevrili olduğuna dair beyanda bulundukları, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda da güncelleme çalışmasında sınırlandırma, ölçü hesap hatası ve tersimat hatalarının giderildiği, mülkiyet ve malik yönünden herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yüzölçümünün 928,38 metrekare olduğunun belirtildiği, davaya konu iş bu parselin güncelleme çalışmalarında zemindeki mevcut ve sabit olan sınırlarına göre yüzölçümünün düzeltildiği, fen bilrikişisince zeminde gösterilen yerin zeminde mevcut olan tel örgü ve duvar sınırlarıyla birebir örtüştüğü ve güncelleme çalışmalarında hata bulunmadığı ve davacının mülkiyete yönelik talebininde tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedildiği" gerekçesiyle davacının davasının reddine, eski 665(yeni 454 ada 30 parsel) parsel sayılı taşınmazın güncelleme kadastro tespitine itirazın reddi ile parselin "bahçe" vasfı 928.38 metrekare yüzölçümü ile güncelleme kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "fen bilirkişisi raporunda güncelleme çalışmasında sınırlandırma, ölçü hesap hatası ve tersimat hatalarının giderildiği ve mülkiyet ve malik yönünden herhangi bir değişiklik yapılmadığı, yüzölçümünün 928,38 metrekare olduğunun belirtildiği, harita bilirkişisi ve jeodezi bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda, 2002 yılı hava fotoğrafının ve güncel ortofoto görüntüsünün ada raporuyla da irtibatlı şekilde değerlendirildiği, buna göre; raporda uygulama kadastrosu ile düzeltme getirilen sınırlarının sabit nitelikte olduğu, yapılan düzeltmelerin ve düzeltmeye göre yapılan yüzölçüm hesaplamalarının bu haliyle doğru olduğu, keza taşınmazların geçmişteki sınırlarının da sorulduğu, keşifte elde edilen beyanlardan taşınmazların sınırlarının geçmişte de aynı olduğu ve değişmediği, söz konusu beyanlardan sınırların durumuyla ilgili çıkan sonucun bilirkişi raporlarıyla da uyumlu olduğu, bu haliyle bilirkişi raporlarının ve keşif beyanlarının birbirini teyit ettiği, Dairemizce aynı gün incelemesi yapılan 2022/2299 Esas, 2024/763 Karar sayılı dosyasıda eldeki davadan tefrik edilerek karar verilen Bingöl Kadastro Mahkemesinin 2022/156 Esas, 2022/157 Karar sayılı dosyasında da belirtildiği gibi davacının iddiasının esasında mülkiyet iddiasına ilişkin olduğu ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Dairemizce esastan reddine karar verildiği, bilirkişi raporlarının yeterli bilimsel ve teknik incelemeye dayalı olduğu da nazara alındığında uygulama kadastrosunda bir isabetsizlik bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, taşınmazın dava konusu taşınmaza ait tesis kadastrosu sırasında düzenlenen pafta haritası, ölçü krokisi, hesap cetveli, ölçü cetveli, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları dosya arasına getirtilmemiş; diğer taraftan dosya arasında bulunan fen bilirkişi raporu, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirten, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde hazırlanmadığı gibi sınır uyuşmazlığı olduğu belirtilen 454 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak aslı ve ekleri getirtilmediği gibi anılan taşınmazın tapu kayıt maliklerinin davalı olarak davaya katılımı sağlanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanarak davacıya davasını 454 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıt maliklerine yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, tapu kayıt maliklerinin savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdikleri takdirde delilleri toplanılmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup halen varlığını sürdüren doğal ya da yapay sabit sınırlarının bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında çelişkiler oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle bu çelişkiler giderilmeli; sınır ihtilafı olmuş ise taşınmazlar arasındaki sınırlar ve taraf gösterimleri, eldeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi, tanık beyanları dikkate alınarak varsa hataların nereden kaynaklandığı belirlenmeye çalışılmalı; bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli; üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak, taşınmazlar arasında sabit nitelikte sınırının bulunup bulunmadığı açıklanmalı; teknik belgelerinde hata yok ise salt kullanımdan kaynaklı oluşan sınırın sabit sınır sayılamayacağı üzerinde durulmalı; taşınmazların müşterek sınırında, sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı, bu nitelikte bir hata mevcut ise bu hususun hangi teknik verilerle açıklandığı gibi hususlar tartışılarak, denetime elverişli olacak şekilde ortaya konulmalı ve aynı zamanda taşınmaz sınırının geçerli sınır alınması halinde, tesis kadastrosundaki sınırına dönülmesi gerekip gerekmeyeceği hususları da değerlendirilmeli, taşınmazların tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakışmayan kısımları yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği denetime olanak verecek şekilde gerekçeleriyle ortaya konulmalı, çakışmayan kısımlar arasında kalan bölümler harflendirilerek yüzölçümleri tespit edilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığından ve uygulama kadastrosu ile eldeki mevcut tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulması gerektiğinden, tesis kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle davacı ve davalı tarafın taşınmazları arasında sabit kabul edilebilecek her hangi bir sınırın mevcut olmadığının ve teknik belgelerde de bir hata bulunmadığının anlaşılması halinde, salt fiili kullanım sınırına değer verilemeyeceği ve tesis kadastrosundaki sınırların esas alınması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve yanılgılı değerlendirme yapılarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5995 E., 2025/3538 K. (07.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/5995
- Karar No
- 2025/3538
- Karar Tarihi
- 07.05.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1959 E., 2025/3535 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1693 E., 2025/3527 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/109 E., 2025/3537 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6005 E., 2025/3539 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6073 E., 2025/3543 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5938 E., 2025/3544 K. 07.05.2025