8. Hukuk Dairesi 2024/6005 E. , 2025/3539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/525 E., 2024/684 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2007/103 E., 2022/7 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ve asli müdahilin davalarının reddine karar verilmiştir. Kararın asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında ...................... köyü çalışma alanında bulunan 124 ada 10 parsel sayılı 684,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ırsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle arsa vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde, 124 ada 10 parsel sayılı taşınmazın babasından kendisine intikal ettiğini, taşınmazın 1971 yılında deprem adına köy ortak malı olarak deprem konutlarının yapılması için tüm köylü adına parsellenip tapulandığını, yapılan konutlarla birlikte babası adına yapılan konutun temeli ve su basması yapıldığını, zamanın yetersiz olması sebebiyle yapılamadığını, daha sonra bazı ailevi sorunlardan dolayı ilgilenen olmayınca konutun yapılamadığını, bu yerin herkes tarafından da kendilerine ait olduğunun bilindiğini, hep tasarruflarında olduğunu, 1990 yılında köye terör örgütü tarafından yapılan baskınlar sonucu ailesiyle birlikte Bingöl Merkeze göç ettiğini, 1999-2000 yılında fiilen köye gidip arazisiyle ilgilendiğini belirterek taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının vefat etmesi üzerine mirasçılarının davaya katılımı sağlanmıştır. Asli müdahil ... vekili (29.04.2021) müdahale dilekçesinde, davacı ile kardeş olduklarını, taşınmazın babalarına ait olduğunu, babalarının vefatı sonrasında tüm mirasçılara intikal ettiğini, gerek müteveffa ...'in sağlığında, gerekse vefatından sonra yasal mirasçıları tarafından mirasın taksimine yönelik bir işlem yapılmadığını, dava konusu parselin 1971 Bingöl depreminde ortak muris ... adına hak sahipliği komisyonu tarafından tahsis edilmiş yer olduğunu, davalı dahil hiç kimsenin burada bir hakkının olmadığını, muris ...'den afetzede sıfatıyla, Afet İdaresi tarafından talep ve taahhütname belgesi de alındığını, bu parsel üzerinde hak sahipliği işlemleri de tamamlanınca inşa edilecek afet konutunun temeli ve su basmanın da yapıldığını, bilahare afet konutlarının yapımının durduğunu, 1990 lı yıllarda yörede terör olaylarının çok yoğun olması, müvekkil ve ailesinin can ve mal güvenliği kaygısının öne çıkmasıyla zorunlu göç yaşandığını, ancak dava konusu parselin mülkiyet hakkını devirle ilgili hiçbir irade değişikliğinin de olmadığını, bu arsanın asli müdahil ve kardeşlerine ait olduğunu herkesin bildiğini, bu nedenle dava konusu yerin asli müdahil ve davacının ortak murisi ...'in tüm yasal mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi verilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda "dinlenen tüm mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri, davacının ve asli müdahilin ileri sürdükleri ...'in temel attığı yerin davaya konu parsel içinde yer almadığını, bilirkişilerce işaretlenen ve not aldırılan yerde bu temelin eskiden mevcut olduğunu, davaya konu parselle davacının ve asli müdahilin herhangi bir ilgisinin bulunmadığını beyan ettikleri, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri tarafından işaret edilen yerin doğru olduğunu keşfe iştirak eden asli müdahil ...'de "babamın temel attığı yer mahalli bilirkişilerin işaret ettiği yerdir." diyerek onayladığı, keşif faaliyeti sonrasında bilirkişilerce tanzim edilen raporlarda davacının ve asli müdahilin hak iddia ettikleri parselin krokide de gösterilen 2 ada 19 nolu parsel olduğu, davaya konu parselde davacının ve asli müdahilin herhangi bir zilyetliğinin bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ve asli müdahilin davasının reddine 124 ada 10 parselin arsa vasfı ve 684.15 metrekare yüzölçümü ile ... adına tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonrasında aldırılan fen bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın içerisinde eskiden bir su arkının geçtiği, dava konusu taşınmazın ekli krokide (A) harfi ile gösterilen alanın (A:220,34 metrekare) davaya konu taşınmazın batı kısmı olan ve eski su arkının batısında kalan yerin davalı ... ve kardeşleri tarafından kullanıldığı, davaya konu taşınmazın doğu kısmının ve eski su arkının doğusunda kalan ve ekli krokide (B) harfi ile gösterilen alanın (B:463,81 metrekare) olan yerin Ferhat Kişin tarafından kullanıldığının tespit ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından anlaşıldığı, yine mahalli bilirkişilerin beyan ve yer göstermeleri neticesinde davacı ve aslı müdahillerin murisi ...'in temel attığı yerin 2 ada 19 parselin içinde kaldığının tespit edildiği, asli müdahilin 08.11.2021 tarihli keşif tutanağına yansıyan beyanında da bu hususun doğrulandığı, bu haliyle müteveffa davacı ve asli müdahil yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının dava konusu taşınmaz yönünden oluşmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden asli müdahilden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 72e6a734cdaa6d9c 1e5386c75c16845e
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6005 E., 2025/3539 K. (07.05.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/6005
- Karar No
- 2025/3539
- Karar Tarihi
- 07.05.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1693 E., 2025/3527 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/109 E., 2025/3537 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5995 E., 2025/3538 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6073 E., 2025/3543 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5938 E., 2025/3544 K. 07.05.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5692 E., 2025/3545 K. 07.05.2025