Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/321 E., 2025/5273 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/321 E., 2025/5273 K. (11.09.2025)

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/321
Karar No
2025/5273
Karar Tarihi
11.09.2025

11. Hukuk Dairesi 2025/321 E. , 2025/5273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/439 Esas, 2024/1721 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/64 E., 2021/292 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibaresini marka olarak 2003/34747 sayı ile tescilli ettirdiğini, "..." markasını piyasada saygın bir marka haline getirmek için büyük emek ve sermaye harcadığını, müvekkilinin söz konusu markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tanınmış marka olarak da kayıt altına alındığını, ancak davalının, müvekkiline ait tescilli "..." ibaresini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na aykırı olarak ticari ünvanında kullandığını, davalı eylemlerinin müvekkilinin tescilli markasından doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün önlenmesini, men'ini, müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, davalının müvekkilinin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinde kullanımının durdurulmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı taraf, davaya cevap vermemiş ve herhangi bir savunmada bulunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının faaliyette bulunduğu belirtilen ve keşif istenilen adreste davalının bulunmadığı, davalı şirketin 18.11.2011 tarihinde kurulup, 29.11.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile kuruluşunun ilan edildiği, "..." ibaresini taşıyan ticaret unvanı dışında herhangi bir markasal kullanımının tespit edilemediği, ticaret ünvanının marka hakkına tecavüz oluşturması için ancak tescilli bir markaya yönelik tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği sağlayıcı bir işaret olarak kullanılması gerektiği, başka bir ifadeyle tek başına ticaret ünvanının tescil ettirilmiş olmasının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı, ayrıca davalı şirketin "..." sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten dava tarihine kadar geçen yaklaşık 10 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalması ve aradan bunca zaman geçtikten sonra dava açmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi hükmü kapsamında hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markasal kullanım dışında tescilli bir ticaret ünvanı kullanımının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı, markasal kullanımın ispatlanamadığı, bu durumda davalının salt ticaret ünvanı tescil ettirmiş olmasının markaya tecavüz oluşturmayacağı, diğer yandan davalı şirketin 18.11.2011 tarihinde kurulup, 29.11.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ile kuruluşunun ilan edilmiş olması karşısında davalı şirketin "..." sözcüğünü ticaret unvanında kullandığı tarihten, dava tarihine kadar geçen yaklaşık 10 yıl boyunca davacı şirketin, davalının bu kullanımına sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı