11. Hukuk Dairesi 2025/359 E. , 2025/5277 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1450 Esas, 2024/1639 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/112 E., 2021/429 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış "... ..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek davalı şirkete ait 2018/120094 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazlarının TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını ve tanınmış marka haline geldiğini, “...” ibareli markalar ile davalı tarafından tescil ettirilmek istenen “...” markasındaki “...” ibaresinin benzer olduklarını, “...” sözcüğünün tanımlayıcı bir anlamı bulunduğunu ve “çikolata” anlamına geldiğini, bu nedenle bütünsel ayırt ediciliğe bir katkısının da bulunmadığını, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, “...” sözcüğünün “...” olarak telaffuz edileceğini, markalar kapsamındaki malların ilgili tüketicilerinin dikkat düzeyi düşük kimseler olduklarını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’nın 2020-M-1212 sayılı kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının bütün olarak “...” şeklinde olduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, "..." ibaresinin müvekkilin markasına benzememekle birlikte davacının tekel altına alabileceği bir ibare de olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...” kelimesinin dilimizde “kabarık - şiş” anlamına geldiği, özellikle hamur işi olarak tabir edilen kek, börek, pasta gibi ürünlerde "... " ibaresinin kabarık, içi boş, yumuşak nitelikte, başka bir ifadeyle ... şekilsel özellikleri ile yaratılan benzeşme ile oluşturulmuş bir sıfat olarak da halk arasında yaygın olarak kullanılan bir ibare olduğu, dava konusu marka bütün olarak incelendiğinde “...” ya da “...” ibaresini herhangi bir şekilde içermediği, dava konusu markanın “...” şeklinde dokuz harften meydana geldiği, tüketici nezdindeki telaffuzunun da “...” şeklinde olacağı, kelimenin ilk beş harfini oluşturan “...” ibaresinin gıda sektöründe özellike çikolata içerikli ürünlerde “...” kelimesi için kullanılan bir kısaltma olduğu bilinmekle birlikte, bu durum anılan ibarenin tek başına ayırt ediciliğini zayıflatan bir sonuç ortaya koymaktaysa da, dava konusu markanın bir bütün olduğu, taraf markaları arasındaki benzerlik değerlendirmesinin de bu bütün üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiği, bu çerçevede dava konusu markanın bütün olarak gerek harf dizilimi, gerek harf sayısı, gerek başlangıç sesi, gerekse de bütünsel olarak bıraktığı algı itibariyle davacı yana ait “...” veya “...” markalarından derhal ve somut olarak farklılaştığı, tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde davacı markalarından farklı bir marka olduğu algısı edineceği gibi bu algı içerisinde de herhangi bir şekilde “...” ya da “...” ibarelerini zihninde çağrıştıracak sonuçlar edinmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itiraza mesnet markalarının dava konusu başvuru içinde yer almadığı, "p ve f" harfi ortaklığının başvurunun davacı markalarını çağrıştırmasına neden olmadığı, davalı şirket markasının bir bütün olarak okunup algılandığı, taraf markaları görsel olarak farklı olup, aralarında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 2018/120094 sayılı ve “...” ibareli marka tescil başvurusuna karşı, davacının ... ... ve ... ibareli markalarını mesnet göstererek yapmış olduğu itirazın nihai olarak reddine dair TÜRKPATENT YİDK’nın 2020-M-1212 sayılı kararının iptali ile davalı şirket markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d2fe6fc6f47bc095 b6303d0fbfabc212