Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/456 E., 2025/5279 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/456 E., 2025/5279 K. (11.09.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/456
Karar No
2025/5279
Karar Tarihi
11.09.2025
Konu
Boşanma, Tazminat, Tapu

11. Hukuk Dairesi 2025/456 E. , 2025/5279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/76 Esas, 2024/183 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya 5.Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/81 E., 2020/211 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, ipotekli taşınmazın satışı için alacaklı banka tarafından yasal işlemlerin başlatıldığını, ancak müvekkilinin okuma yazma bilmediğini, müvekkilinin kendisine ait taşınmazda ipotek tesis edilmesine ilişkin gerçekte bir rızası ve bilgisinin hiçbir zaman olmadığını, davacının çocukları ... ve ...'ün anneleri olan davacıyı yalan söyleyerek kandırdıklarını, ilgililer hakkında Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulduğunu, davalı ...'ün soruşturma dosyasında ... ile birlikte annelerinin rızası dışında ipotek senetlerine imzasının alındığını ikrar ettiğini, müvekkilinin böyle bir sözleşmenin tarafı olma iradesi ve arzusunun hiçbir zaman olmadığını, sözleşmeye atıldığı iddia edilen imza ve işaretlerin yasal olarak geçerli olmadığını ileri sürerek ipotek belgesinin geçerli olmadığının tespitine, ipotek belgesine dayalı olarak başlatılan icra takibine dayalı olarak davalı bankaya davacının borçlu bulunmadığının tespiti ile ipotek belgesinin iptaline ve kaldırılmasına, davalı bankanın kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; ipotek bedelinin ve açılan davanın harca esas değerinin 500.000,00 TL olduğunu, davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hile, aldatma, korkutma gibi durumlar için yasal dava açma süresinin 1 yıl hak düşürücü süreye tabi olduğunu, bu nedenle hak düşürücü sürenin de geçtiğini, davalı ...'ün kullandığı kredi için ipotek tesisine davacının muvafakat ettiğini, borcun ödenmemesi sebebiyle ipotek veren sıfatıyla davacıya ihtarname keşide edildiğini, davacı tarafın ihtarnameye cevap vererek itiraz ettiğini, icra dosyasından dava konusu taşınmaz için satış günü verildikten sonra işbu davanın açıldığını, ipotek işlemleri sırasında Tapu Müdürlüğünde resmi memur huzurunda imza atıldığını, davacının Tapu Müdürlüğü'nde okuma-yazma bilmediğini beyan etmediğini, davacı tarafın "okudum" yazısına ilişkin hiçbir itirazının bulunmadığını, hastane raporuna göre de davacı tarafın akli melekelerinin yerinde olduğunun tespit edildiğini, açılan davanın satışı sürüncemede bırakmak olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın işlemler için bizzat Tapu Müdürlüğü'ne geldiğini, yapılan her üç işlemde de imza ve yazı karakterinin aynı olduğunun görüldüğünü, yapılan işlemlerde okuma-yazma bilmeyenlerin yapılan işlemin içeriğinden haberdar edildiğini, davacı tarafın belgelerin altını "okudum" yazarak imzaladığını ve okuma-yazma bilmediğini beyan etmediğini, yapılan işlemin mevzuatlara uygun olduğunu, tapu sicilinin tutulmasına ilişkin bir fiilin, fiilin hukuka aykırı olması, hukuka aykırı fiil sonucu zararın doğması ve son olarak bu zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağı olması gerektiğini, bu dört şartın bir arada gerçekleşmesi halinde devletin sorumluluğunun söz konusu olacağını, somut olayda davalıların davacıyı kandırmaya yönelik eylemleri ile illiyet bağının kesildiğini, bu haliyle devletin sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesildiğinin kabul edildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 09.12.2016 tarihli resmi ipotek belgesinin altını ''okudum'' şeklinde yazarak imzaladığı, yazı ve imzayı inkar etmediği ancak davalılar arasında gösterilen çocukları tarafından kandırılması neticesinde belgeyi imzaladığı iddiasında bulunduğu, ...'nün 21.10.2019 tarihli yazı cevabına göre davacının davaya konu ipotek kayıt işleminin öncesinde birkaç kez tapuda işlem yaptırdığı, imza attığı ve bu işlemlerin hiçbirinde okuma yazma bilmediğinden bahsetmediği, dosyaya kazandırılan davacının tarafı olduğu boşanma davası sırasında mahkeme huzurunda alınan ifadesinde okuma-yazması olmadığından bahsetmediği ve duruşma tutanağını yine kendi el yazısıyla imzaladığı, davacının iddiasını ispatlar nitelikte başkaca herhangi bir delil sunmadığı ve bu haliyle açılan davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının Tapu Müdürlüğünde dosyaya konu işlemden önce de defalarca işlem yaptığı, bu işlemlere yönelik okuma yazma bilmediği gerekçesi ile bir itirazda bulunmadığı, dava konusu ipotek işleminde "kandırıldığını, saflığından istifa edildiğini, iradesinin fesada uğratıldığını" ispatlayamadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3aa83a843b1a68a4 3253b2c59e662ccb

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı