Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/5506 E., 2025/5265 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5506 E., 2025/5265 K. (11.09.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5506
Karar No
2025/5265
Karar Tarihi
11.09.2025
Konu
Dolandırıcılık, Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2024/5506 E. , 2025/5265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/448 Esas, 2024/872 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/465 E., 2023/831 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 09.09.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve fer'i müdahil vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının 14.07.2011 tanzim, 02.08.2013 vade tarihli 15.000.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak müvekkilleri aleyhine takip başlattığını, senetteki imzaların müvekkili şirket yetkilileri ... ve ...'e ait olmadığını, müvekkillerinin icra hukuk mahkemesinde borca ve imzaya itiraz ettiklerini, davanın derdest olduğunu, davalı hakkında ceza soruşturmasının da devam ettiğini, davalının icra dosyasına sunduğu ve müvekkili şirkete ait olduğu iddia edilen imza sirkülerinin de müvekkilince düzenlenmediğini, şirkette bir ara çalışan ve şirketin katıldığı sözleşmeleri imzalama yetkisi verilen E. ...'a ait olduğunu, anılan kişi hakkında da suç duyurusunda bulunduklarını, davalının davacılar aleyhine benzer nitelikteki 8 adet senede dayalı olarak da icra takibi başlattığını ve anılan senetlerdeki imzalara da itiraz edildiğini ileri sürerek müvekkillerinin Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2013/16728 E. sayılı dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu senedin iptaline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli 2016/316 E., 2023/79 K. sayılı kesinleşmiş ilamı ile müşteki ...'ün senedin tazmin tarihi itibarıyla müşteki şirket yetkilisi olduğu, dava konusu edilen bono yönünden sahtecilik vs. iddialara yönelik yapılan yargılama sonunda, imzaların müşteki ...'e ait olduğu tespit edilerek sanık ... hakkında beraat kararı verildiği, davacı ...'ün senedin tanzim tarihi itibarıyla davacı şirket yetkilisi olduğu ve dava konusu bonodaki imzaların davacı borçlu ...'e ait bulunduğunun Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin anılan ilamı ile tespit edildiği, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağlayacağı gerekçesiyle davanın reddine, 3.000.000,00 TL kötüniyet tazminatının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ...'in feri müdahil olarak davaya kabul edildiği, istinaf aşamasında davalı ... tarafından davanın kabul edildiğine ve borcun ödendiğine dair dilekçeler sunulması nedeniyle beyanının açıklattırılması için resen duruşma açıldığı, feri müdahil ... tarafından sunulan 30.05.2024 tarihli dilekçe ile davalı ...'tan alacaklı olması nedeniyle icra takibi başlattığını, davaya konu icra dosyası üzerine haciz konulduğunu, alacağına kavuşmasının engellenmesi amacıyla davalı ...'ın davayı kabul ettiğini belirterek davaya asli müdahil olarak kabulü olmadığı taktirde davalının davayı kabul beyanının reddine karar verilmesini istediği, fer'i müdahil ...'in asli müdahale talebinin şartlarının bulunmadığı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.02.2023 tarihli 2022/8458 E., 2023/1183 K. sayılı emsal ilamı da nazara alınarak feri müdahil ...'in Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2017/8480 E. sayılı dosyasındaki alacağı nedeniyle işbu davaya konu takip dosyası üzerine haciz koyması nedeniyle davalı alacaklı ...'ın tasarruf hakkının sınırlandığı, davayı kabul beyanına itibar edilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kabulünün hukuk hakimini bağlayacağı ve ceza mahkemesi kararının gerekçesinde senetteki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davalı ... tarafından 14.07.2011 tanzim, 02.08.2013 vade tarihli 15.000.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2013/16728 E. sayılı dosyasında ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ve ... aleyhine icra takibi başlatılmış, davacılar senet üzerindeki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürerek işbu menfi tespit davasını açmışlardır. Davacılar ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ve ... tarafından icra dosyasında imzaya ve borca itiraz edilmesi üzerine Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinde yargılama yürütülmüş, verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bozulması üzerine Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/918 E. sayılı direnme kararında, davacı ... Yapı San. ve Tic. A.Ş. ve ...'ün imzaya itirazlarının kabulü ile her iki davacı yönünden icra takibinin durdurulmasına karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı ilamı ile "....takibe konu bono üzerinde gerek borçlu şirkete gerekse avalist ...'e atfen atılı bulunan imzaların ... eli ürünü olmadığı yönündeki mahkeme kararının bu kısmı Özel Dairenin bozma kararı kapsamı dışında kaldığından borçlu şirket lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.... Takibe konu bonoda borçlu şirkete atfen atılı bulunan imzaların borçlu şirket temsilcilerine ait olduğu bilirkişi raporları ile ispatlanamadığından yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya uygundur..." şeklinde karar verilmiştir. Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesi dar yetkili mahkemedir ve icra mahkemesince verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Bu mahkemede yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemede kesin delil olarak kabul edilemeyecektir. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli 2016/316 E., 2023/79 K. sayılı dosyası incelendiğinde de müştekinin ... Yapı San. ve Tic. A.Ş., katılanın ..., sanıkların ... ve ... olduğu, resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarını aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılama neticesinde; "Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, katılan ...'ün, 21.09.2009-16.07.2012 tarihleri arasında şirketi temsile yetkili olup, senedin tanzim tarihi olan 14.07.2011 tarihi itibarıyla da yetkili olduğu, soruşturma ve kovuşturma boyunca tarafların imza ve yazı örneklerinin bulunduğu mukayeseye esas belgeler celp edilip, pek çok defa bilirkişi raporu alındığı, hükme esas alınan ... Kriminal Büro Amirliğince hazırlanan 24.08.2015 tarihli uzmanlık raporunda, mukayese belgelerden 10 ila 24 numaraları arasındaki mukayese belgeler ve 38 ila 43 numaraları arasındaki mukayese belgeler ile müşteki ...'ün imzaları arasında yapılan karşılaştırmada imzaların müştekiye ait olduğunun tespit edildiği, bu mukayese belgelerin 2009-2012 yılları arasında uzun bir zaman aralığına ait belgeler olduğu, her ne kadar müşteki getirtilen belgeleri kabul etmemiş ise de incelemeye esas belgelerin 2009-2012 tarihleri arasında birden fazla resmi kurumda kullanılan belgelerdeki imzalar olduğu, bu kadar uzun bir dönemde ve bu kadar fazla sayıda sahte imzanın kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve müştekinin bu durumdan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, soruşturma aşamasında tefrik kararı verilen İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/251 E., 2018/195 K. sayılı dosyasında da tarafları ve konusunun aynı olduğu 9 adet senedin icraya verilmesiyle birlikte dava konusu edildiği, sanıklar hakkında beraat kararları verildiği ve anılan kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22.Ceza Dairesinin 2018/2454 E., 2019/1326 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmakla ilgili mahkeme kararları da hükme esas alınarak, tanık beyanına da itibar edilmeyip sanıkların atılı suçlara konu eylemi gerçekleştirdiklerine dair kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle tüm suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 30.05.2023 tarihli, 2023/760 E., 2023/942 K. sayılı kararı ile esastan reddedilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Anılan Kanun'un "Ceza hukuku ile ilişkisinde" başlıklı 74. maddesinde, "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücünün ve yükletilme yeterliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ancak Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusuyla hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Yani, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacak, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması söz konusu olmayacaktır. Bu açıklamalar doğrultusunda her ne kadar İlk Derece Mahkemesi ve Bölgesi Adliye Mahkemesince 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kabulünün hukuk hakimini bağlayacağı ve ceza mahkemesi kararının gerekçesinde senetteki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yukarıda görüldüğü üzere Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2023 tarihli 2016/316 E., 2023/79 K. sayılı dosyasında dava konusu senetteki imzaların davacılara ait olduğu yönünde kesin bir belirleme söz konusu olmayıp sanık (davalı) ... hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiştir. Bu durumda işbu menfi tespit davasında dava konusu senette keşideci ve avalist olan davacıların imza itirazları yönünden usulüne uygun olarak bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken anılan Ağır Ceza Mahkemesi kararı hatalı yorumlanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2.Bozma sebebine göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fb40463a7d841e67 665eb4e65da54ea8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı