10. Hukuk Dairesi 2025/11455 E. , 2025/12306 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1247 E., 2025/694 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/520 E., 2024/239 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi özetle; ... ...'un davalı şirket bünyesinde 20.10.2020 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat ettiğini, ölüm olayının iş kazası olduğunun tespit edildiğini ve davalı şirketin kazanın meydana gelmesinde sorumlu olduğunu ve davacıların zarara uğradığını iddia ederek, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesine özetle; davacının çalıştığı makine paketleme makinesi olup atık üretmediğini, atığa basıp kaydığı iddiasının yersiz olduğunu, makinenin fiziki yapısı itibariyle herhangi bir sebeple kayıp içine girmeye müsait olmadığını, hastane raporları incelendiğinde davacının göbek kısmından başlayarak makine içine uzanmış olduğu ve kendini kurtarmaya çalışırken önce gögüs sonra boyun kısmına denk geldiğini, davacının yaklaşık olarak şirket nezdinde 3 yıldır aynı makine başında çalıştığını, iş sağlığı ve güvenliği eğitimini aldığını, müteveffanın genel konular, sağlık konuları, teknik konular başlıklı eğitim aldığı ve yine eğitim değerlendirme sınavına katıldığı, bu makine kazasının Türkiye'de bir ilk olduğunu anlam verilemediğini, bu nedenle muteveffanın kusuru nedeni ile davanın reddini talep ettiği görüldü.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; toplanan delillere dayanılarak, ... ...'un davalı işveren yanında çalışırken 20.10.2020 tarihinde meydana gelen iş kazasından dolayı vefat ettiği, bu kazada davalı işverenin %70 kusurlu olduğu, ... işçinin ise %30 oranında kusurlu olduğu, iş kazası nedeniyle bağlanan ilk peşin sermaye değerinin mahsup edildiği, olay sebebiyle maddi zarar ve manevi zarar oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; ".1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan kusur raporlarında ... aleyhine yüksek oranda kusur tespiti yapıldığını, aktüerya hesaplamasında eksik hatalı tespitler olduğunu, fazla çalışma ücretleri ve ikramiyelerin de nete çevrilerek kazanca dahil edilmesi gerektiğini, davacı ...'un desteğine ilişkin yapılan hesaplamaların eksik ve hatalı olduğunu, evlenme olasılığının eksik, iskonto oranlarının yüksek hesaplandığı için tespit edilen tazminat miktarının eksik hesaplandığını, destek sürelerinin P.M.F. 1931 yaşam tablosuna göre belirlenmesi gerektiğini, davacı çocuklar ... ve ...'un eğitim süreleri dikkate alınmadan eksik hesaplama yapıldığını, kabul edilen tazminata mevduata uygulanan en yüksek faiz işletilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının çok düşük kaldığını beyan ederek temyiz talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından kusur araştırmasının eksik yapıldığını, kazanın meydana geldiği yerde keşif yapılmasını, meydana gelen iş kazasının müteveffanın kusuru nedeniyle meydana geldiğini, kusur oranı belirlenirken ihbar olunan ...'nin kusuru tespit edilirken meydana gelen kazadaki makineleri yerinde görmeden ve keşif işlemi yapılmadan değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, mütevvefanın tam kusurlu olduğunu, manevi zararın zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek ölçüde olması gerektiğini, davacıların tamamının sosyal ekonomik durumları araştırılmadan manevi tazminata hükmedildiğini, davacıların ... ile yakınlık dereceleri tespit edilmeden karar verildiğini, bilirkişinin PMF 1931 Hayat Tablosuna göre Progresif Rant Hesabı ile TRH 2010 Hayat Tablosuna Aktüeryal Hesabı birlikte hesaplayıp seçenekli bilirkişi raporu hazırlanması gerektiğini, bilirkişi kök rapordaki evlilik tenzilinin yanlış hesaplandığını, ek raporda farklı hesaplama yapılarak, bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini, hatalı olarak tespit edilen kusur oranı üzerinden tazminat hesaplanmasının yapıldığını, hesaplanan tazminat miktarları işçinin almış olduğu gerçek ücretinden hesaplanmadığı için hatalı olduğunu beyan ederek temyiz talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir. 1-Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2.Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Temyiz başvuru harcının davacılardan, aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4103413f49b62474 5039c02a7ce5f6c4