Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/7736 E., 2025/7686 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/7736 E., 2025/7686 K. (09.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7736
Karar No
2025/7686
Karar Tarihi
09.10.2025

9. Hukuk Dairesi 2025/7736 E. , 2025/7686 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2354 E., 2025/1181 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/385 E., 2024/239 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 06.02.1999-30.01.2017 tarihleri arasında çalıştığını, disiplin kurulu kararı dayanak gösterilerek işten çıkarıldığını, disiplin kurulu kararı ile ... Belediyesi Teftiş Kurulunun 10.01.2017 tarihli raporuna istinaden davacının farklı tarihlerde sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımları nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25. maddesinde yer alan ahlak ve iyiniyet kurallarına uymadığı gerekçe gösterilerek iş sözleşmesinin feshedildiği ileri sürülerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 15.07.2016 darbe teşebbüsünden sonra ... Belediyesi Teftiş Kurulu tarafından belediyeye bağlı tüm şirketlerde çalışan şahısların gerek sosyal medya üzerindeki hesaplardan ve gereksede yapılan soruşturmalar neticesinde çalışanlarla ilgili rapor tanzim edilmek sureti ile söz konusu çalışanın bağlı olduğu şirketlere gönderildiğini, bu kapsamda davacı şahıs tarafından sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımları nedeniyle toplu iş sözleşmesi kapsamında oluşturulan disiplin kurulu toplantısı yapılarak haklı nedenle iş sözleşmesinin feshine oy çokluğu ile karar verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İHLAL KARARINDAN ÖNCEKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli kararıyla; davalı işverenin davacının iş sözleşmesini disiplin kurulu kararı ile davacı hakkında teftiş kurulu başkanlığınca hazırlanan rapora istinaden 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesine istinaden feshettiği, davalı işveren tarafından davacı hakkında hazırlanan inceleme raporu ve sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımların dosyaya sunulduğu, davalı işverenin davacı ile iş sözleşmesinin devamında güven ilişkisinin zedelendiği, davalı işveren tarafından artık iş ilişkisinin devam etmesinin mümkün olmadığı, davacının inceleme raporuna konu eylemlerinin işveren açısından doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar niteliğinde olduğu ve iş sözleşmesinin feshinin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. B. İstinaf İlk Derece Mahkemesinin 13.09.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesinin 04.10.2018 tarihli kararı ile; davalı işverenliğin söz konusu feshi hak düşürücü süre içinde kullandığı kanıtlanmadığından fesih haklı olmamakla birlikte geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18.02.2019 tarihli ilâmı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

IV. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI VE İHLAL KARARINDAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bireysel Başvuru Kesinleşen karara karşı davacı tarafın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunması üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.06.2023 tarihli ve ... Başvuru No.lu kararı ile; başvurulara konu paylaşımların mesai saatleri içinde ya da iş araçlarıyla yahut işyerinde yapıldığının, başvurucuların bu sebeplerle iş sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluklarını yerine getiremediğinin ileri sürülmediği, söz konusu paylaşımların başvurucuların işi, işyeri veya işvereni ile bir ilgisi olduğu da mahkemelerce kabul edilmediği, başvurucuların söz konusu açıklamalarının somut olarak işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz olarak etkilediğine ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmediği; işçiye somut olarak hangi sözleşme yükümlülüğünün yüklendiği ve işçinin, hangi davranışı ile hangi somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiği eksiksiz olarak tespit edilmediği; işverenin zarar gören işletme menfaatlerinin neler olduğunun açıklanmadığı, başvurucuların yaptıkları paylaşımlar ile işverenleri olan Şirketin şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına verdikleri zararlar gösterilmediği gibi paylaşımların hangi surette iş sözleşmesi ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikleri olduğu ve karşılıklı duyulan güveni sarsacak bir davranış olarak nitelendirildiğinin ortaya konulamadığı, güncel konularda ve sürmekte olan toplumsal tartışmaları ilgilendiren paylaşımların iş sözleşmesinin feshine gerekçe yapılması karşısında mahkemeler, başvurucular ile işveren arasındaki güven ilişkisinin koptuğu ve paylaşımların iş yerinde olumsuzluğa yol açtığı kabulüne dair ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmadığı, başvurucuların paylaşımlarının işveren ile aralarındaki güven ilişkisinin kopmasına neden olduğu yönündeki kabulün işverenin tek taraflı beyanına dayandığı ancak paylaşımların sonuçları itibarıyla iş sözleşmesinin sürdürülmesinin işverenden beklenemeyeceği hususunun işveren ve mahkemeler tarafından ortaya konulamadığı, başvuruculara uygulanan işten çıkarma yaptırımının başvuranların kıdemi ve başvurulara konu eylemleri dikkate alındığında- amaçlanan hedeflere ulaşmak için son derece ağır olduğu gerekçeleriyle 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın (Anayasa) 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ve Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine; ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesi Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının işyeri dışında şahsına ait ... hesabından yaptığı paylaşım veya beğenme ile alıntıların işyerindeki huzuru, işin yürütümünü bozduğu hususu davalı işverence her türlü şüpheden uzak şekilde ispat edilemediğinden feshin haklı ve geçerli olmadığı kanaatiyle feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiştir. C. İstinaf Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davacının işe iade talebinin kabulüne karar verilmesinin hukuka uygun olduğu, dosyaya sunulmuş olan "Uzlaşma Tutanağı" başlıklı 22.03.2019 tarihli belgenin, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 35/A maddesi gereğince uzlaşma belgesi ve işe iade davası yönünden ibra niteliğinde olmadığı; ancak İlk Derece Mahkemesince hükümde hatalı şekilde işe iade kararına bağlı mali haklar yönünden parasal olarak belirleme yapıldığı, zira bu tespitin dava tarihi olan 07.02.2017 tarihindeki mevcut düzenlemeye aykırı olduğu, hükümde bu yönde bir tespitin olmaması gerektiği belirtilerek kamu düzeni gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden yargılama yapılması yönünde karar ihdas edilmiş ise de davanın konusunun kalmadığını, davacı asıl ve davacı vekili tarafından müvekkili Şirketçe yapılan iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığının kabul edildiğini ve 1136 sayılı Kanun'un 35/A maddesi kapsamında tarafların anlaşmaya vardığını ve karşılıklı olarak birbirlerini ibra ettiklerini, Yargıtay ilâmı doğrultusunda taraflar arasında imzalanan ibraname ile davacının işe iade talebinin kalmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının işe iadesine ve işe iadenin mali sonuçlarına ilişkin karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı