9. Hukuk Dairesi 2025/6499 E. , 2025/7880 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1427 E., 2025/1395 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: KDZ.Ereğli 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/62 E., 2023/182 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.12.1995 tarihinden itibaren davalının alt işvereni olan şirketlerde kesintisiz çalıştığını, istifa ettirilip 24.07.2003 tarihinde davalı tarafından kadroya alınarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesinin feshedilmesi üzerine de müvekkili tarafından açılan işe iade davasında davanın kabulüne karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine müvekkilinin davalı işverene başvurusu üzerine işe iade edilmeyerek ödemeler yapıldığını, ancak fesih tarihinin yanlış tespit edilip dört aylık boşta geçen sürenin de eklenmemesi nedeniyle ödemelerin eksik hesaplandığını iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile iş güvencesi tazminatı, boşta geçen süre ücreti, yıllık ücretli izin ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının alt işveren şirkette çalışırken kendi iradesi ile istifa ettiğinden kıdem tazminatına hak kazanmadığını, sonrasında yine kendi iradesiyle müvekkiline ait işyerinde çalışmaya başladığını, alacaklarının eksiksiz ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, işe iade hükmü gereği çalışmış gibi kabul edilmesi gereken dört (4) ayın kıdemine eklenmesiyle doğan kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağı farklarının fesih tarihi kabul edilen tarihteki ücretler üzerinden hesaplanacak tutarları talep edebileceği, davacının prim ödemesine hak kazanan personel olmadığı, davacının ihbar tazminatı talebinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tüm çalışmasının kesintisiz olarak davalı işveren nezdinde geçtiğinin kabul edilerek kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının hesaplanmasında ve davalı işverenden almış olduğu son ücreti esas alınarak alacaklarının belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının müvekkili Şirket personeli olmayı kendi menfaatine daha uygun bulduğu için kendi iradesi ve isteği ile çalıştığı firmadan istifa ettiğini, davacının iradesinin sakatlanmadığını, 2. Müvekkili Şirket ile davacının çalıştığı firmalar arasındaki asıl işveren alt işveren ilişkisinde muvazaa bulunmadığını, 3. Davacının kendi işvereninin dahi sorumlu olmadığı bir miktardan müvekkili Şirketin sorumlu olmasının kabul edilemeyeceğini, 4. Davacının müvekkili Şirketten aldığı son ücret üzerinden alacakların hesaplanmasının hatalı olduğunu, 5. Alacakların net olarak hüküm altına alınması gerektiğini, 6. Davacının kıdemi dikkate alındığına 14 gün izin kullanmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yıllık ücretli izin ödemelerinde kullanılacak günlük ücret hesaplanırken aylık ücretin 30 yerine 26 güne bölünmesinin hatalı olduğunu, 7. Zamanaşımı def'i değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alt işveren bünyesinde geçen çalışma süresinin davalı bünyesindeki kıdeme esas süreye eklenip eklenemeyeceği, fark kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının ispat ve hesaplanması noktalarındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 3fb0c46517cb93b2 56874e6541973333