9. Hukuk Dairesi 2025/6292 E. , 2025/7942 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1535 E., 2025/1001 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 3. İş Mahkemesi SAYISI : 2024/388 E., 2025/218 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Başkanlığında (Belediye) 15.10.1999 -11.05.2004 tarihleri arasında çalıştığını, bu çalışmasına karşılık tarafına ödenmeyen işçilik alacakları için açtıkları ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/28 Esas, 2007/42 Karar sayılı kararı doğrultusunda ... 1. İcra Müdürlüğünün ...(yeni numarası: ... Esas) sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, yapılan icra takibinde borçlu davalıya ait bir banka hesabı olmasına rağmen kamu hizmeti görüldüğü sebebi ile haciz tatbik edilemediğini, sadece borçlu davalıya ait gayrimenkuller üzerine dönem dönem haciz şerhi işlenmiş ise de satılarak paraya çevrilmesi yoluna icra mahkemeleri kararları ile "Belediye hizmetinde fiilen kullanılan mal ve gelirler haczedilemez." kuralı gereği engel olunduğunu, 27.09.2007 tarihinde 33.506,30 TL için başlatılan icra takip dosyasının borçlu davalı tarafından 26.10.2023 tarihinde yani 16 yıl sonra 109.741,08 TL olarak yatırılarak borcun ödendiğini, alacak muaccel hâle geldiği zamanki paranın satın alma gücü ile borcun kapandığı tarihteki paranın satın alma gücü arasında bir uçurum doğduğunu ileri sürerek munzam zararının tazminini davalıdan talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu icra dosyasında 22.06.2016 tarihinde kaydına haciz şerhi konulan .. ilçesi, ...Mah. 103 ada, 52 parsel sayılı taşınmazın 06.03.1992 tarihli tesis kadastrosu ile davalı borçlu Belediye adına tapulandığı, 26.08.2016 tarihinde 2. sıradan, 26.01.2018 tarihinde 3. sıradan taşınmaz kaydına ilgili icra dosyasından haciz konulduğu, ilgili taşınmaz 06.03.1992 tarihinden itibaren davalı borçlu adına kayıtlı olmasına ve icra takibi 27.09.2007 tarihinde başlatılmasına rağmen 26.08.2016 tarihine kadar taşınmaza haciz tatbik edilmediği gibi 26.08.20 16... .01.2018 tarihli hacizlerden sonra da satış talebinin bulunmadığı, bu durumda borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının kesildiği, davacı tarafından Ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada da bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmadığı, bundan başka bir olgu ve delile de dayanılmadığı gerekçeleriyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun, enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu, davacının zarara ilişkin iddiaları ispat edilmiş bir zararı değil, dolaylı yönden ekonomik yatırım araçlarının ortalaması olup belirlenen miktarın munzam zarar olarak kabul edilemeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.02.1994 tarihli ve 1993/5-600 Esas, 1994/80 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Daresinin 22.01.2025 tarihli ve 2024/13249 Esas, 2025/777 Karar sayılı kararının da bu doğrultuda olduğu, davacının ispat edemediği munzam zarar talebinin reddinin isabetli olup reddedilen dava değeri kadar karşı vekâlet ücretine hükmedildiği ve davanın reddine uygun olarak yargılama giderinin hüküm altına alındığı, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemesince yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, 2. Davalının kamu hizmetinde kullandığı mallar nedeniyle hacizlerin kaldırılması sonucu 16 yıl gecikmeli tahsil edilen alacağın değer kaybı (munzam zarar) nedeniyle tazminat talebinin reddinin Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli ve 2014/2267 Başvuru numaralı, 16.03.2023 tarihli ve 2017/34445 Başvuru numaralı kararları ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2020/967 Esas, 2021/859 Karar sayılı kararı uyarınca davanın kabulü gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde öngörülen şartların mevcut olduğunu, davacı işçinin mağduriyetinde hiçbir kusuru olmadığını, 3. Mahkemece zararın hesaplanması için ekonomik verilerin talep edilmediğini, dava değeri belirlenmeden, inceleme yapılmaksızın davanın reddedildiğini, ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanmasının mümkün olmadığını, kararın 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesindeki mülkiyet hakkının korunması ilkesine ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e1da80fb6eadd4d1 d7310ae0822625fb