9. Hukuk Dairesi 2025/6074 E. , 2025/7774 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/207 E., 2025/130 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. İş Mahkemesi Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3/2 hükmü atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili Bankada şube müdürü olarak çalıştığını ve usulsüz krediler kullandırarak müvekkili bankayı zarara uğrattığını ileri sürerek kredi zararının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; bankanın kredi borcunu ödemeyen müşteriler için açılan davaya müvekkilini dâhil ettiğini, bu nedenle emeklilik ikramiyesi ile banka çalışanlarının mensup olduğu sandık tarafından bağlanan maaşının 1/4'ünün haciz edildiğini, bankacılık mevzuatında şube müdürünün kredi müşterileri yanında parasal sorumluluğu olduğuna dair bir hüküm olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 07.05.2015 tarihli kararı ile; davalının 281.692,22 TL net banka zararından sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 07.05.2015 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 15.11.2016 tarihli karar ile; dosya içeriğinden, kullandırılan krediler nedeniyle belirli bir riskin oluştuğu ve davalının oluşan bu riskten sorumlu olduğunun sabit olduğu, ancak davacı banka tarafından bu risk nedeniyle kredi verilen müşteriler hakkında icra veya iflas takibi yapılıp yapılmadığı, harici tahsilat olup olmadığı ve varsa yapılan takiplerin nasıl sonuçlandığının tam olarak anlaşılamadığı, bu durumda davalının şubede göreve başlamadan önceki dönemde verilen kredilerden sorumluluğuna gidilebilmesi için davalıya çalıştığı dönemde bu kredilerin eksiklerinin giderilmesi ve teminatlandırılması yönünde davacı bankanın talimat verip vermediği, herhangi bir idari veya yasal işlem yapıp yapmadığı hususları araştırılmadan zarardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, ayrıca zarara dönüşen risk miktarının tamamen veya kısmen tahsil edilip edilmediği, davacı Banka ile dava dışı kredi borçluları arasında kredi zararınının protokol ile belli bir miktara bağlanıp sonlandırılıp sonlandırılmadığının net bir biçimde belirlenmesi gerektiği, keza davalının sunduğu protokol ve ek protokollere ilişkin olarak davacı tarafın beyanları da alınarak, ödeme veya anlaşma yolu ile kredi borçlarının kısmen veya tamamen sona erip ermediği dolayısıyla davalının sorumluluğuna hükmedilebilecek bir zararın mevcut olup olmadığının somut bir biçimde tespit edilmesi gerektiği, bu nedenlerle davacı bankadan, davalının çalıştığı dönemdeki usulsüz krediler nedeni ile takibe gidilen kredi borçlarına ait icra takip dosyalarını bildirmesi istenerek, icra takip dosyaları ilgili icra müdürlüklerinden getirtilmesi ve kredi borçluları ile protokol yapılıp yapılmadığı devam eden takipler olup olmadığı, aciz vesikalarına karşılık yapılan işlemler ve tahsil edilen miktarlar bulunup bulunmadığı belirlenerek, sorumlu olduğu risk miktarları ve mahsup hususun araştırılması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 12.11.2020 tarihli kararı ile; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda toplanan kanıtlara göre ve aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davalının sorumlu tutulması gereken miktarın 112.954,69 TL olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin 12.11.2020 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 25.03.2021 tarihli karar ile; davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, ...'ne kullandırılan kredinin davalı işçinin göreve başlamasından önce kullandırıldığı, Dairemizin 15.11.2016 tarihli bozma ilâmında, davalının şubede çalışmaya başlamadan önce kullandırılan kredilerden sorumlu olduğunun kabul edilebilmesi için davalıya çalıştığı dönemde bu kredilerin eksikliklerinin giderilmesi ve teminatlandırılması yönünde banka talimatı verilip verilmediğinin, idari veya yasal işlem yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğinin belirtildiği, bozma sonrasında Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan davalının görevde olduğu süreden önce kullandırılan krediden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, ...'ye yapılan takiplerin ve bu takiplerin aciz vesikasına bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmediği, ...’ye yapılan takiplerin ve bu takiplerin aciz vesikasına bağlanıp bağlanmadığının tespit edilmesi gerektiği, davalının sorumlu tutulduğu ... ve grubuna kullandırıldığı açıklanan kanuni takibe intikal eden 100.002,22 TL yönünden aciz vesikası düzenlenip düzenlenmediğinin denetime elverişli şekilde belirlenmesi gerektiği, Dairemizin yerleşik hâle gelen içtihatları doğrultusunda, işçinin doğrudan veya dolaylı menfaat temini olmaksızın, yeterli teminat almadan veya eksik araştırma sonucu tahsis ettiği krediler sebebiyle sorumlu tutulabilmesi için kredi borçluları hakkında usulüne uygun takiplerin yapılması ve icra takibinin aciz vesikasına bağlanması gerektiği gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafça ...'ne kullandırılan kredilerin eksikliklerinin giderilmesi ve teminatlandırılması yönünde, ... Şubesine talimat verildiği hususunda bir bilgi verilmediği, açıklama yapılmadığı, dosyaya aciz vesikası ibraz edilmediği, davalının bu krediden sorumluluğunun bulunmadığı, ...'ye kullandırılan krediye ilişkin icra takibinin aciz vesikasına bağlandığı, bu krediden dolayı davalının sorumluluğunun bulunduğu, davalı banka şubesinin şube yetkisinde kredi kullandırırken, uygulamada şube kredi komitesi kararı alınarak kredi kullandırdığı, ...'nin şube kredi komitesinin şube müdürü ve müşteri temsilcisinden oluştuğu, dolayısıyla, şube yetkisinden kredi kullandırılması için, en az iki imzanın elektronik ortamda veya yazılı olarak onayı gerektiği, bu durum dikkate alındığında, davalının sorumluluğu nedeniyle, talep edilen kredi alacaklarının %60’ından sorumlu tutulması kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Mahkemenin keyfi bir oran ile davalıya %60 oranında sorumluluk atfetmesinin kabul edilemez olduğunu, davalının borcun tamamından sorumlu olduğunu, b. Dosyada mübrez bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, 18.02.1999 tarihi itibarıyla toplam 40 firmadan olan alacak talebinin 287.839,20 TL olduğunu, alacak tutarının net olduğunu ve banka teftiş raporunda kalem kalem belirlendiğini, c. Dosya kapsamında birden çok bilirkişi raporu alındığını, raporlar arasında çelişki bulunduğunu, raporlar arasındaki fahiş farkın sebebinin anlaşılamadığını, çelişki giderilmeden karar verildiğini, d. ...'ne kullandırılan krediden davalının sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Kusur tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, kusur değerlendirmesinin daha geniş yapılması gerektiğini, b. Davacı tarafın eşitlik ilkesine aykırı davrandığını, c. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve yanlı olduğunu, d. ...'ye ait kredinin, kredinin teminatında yer alan çeklerden tahsil edilip edilmediği hususunun belirli olmadığını, kredi dosyası celbedilmeden ve bu dosya ile ilgili savunma hakları kısıtlanarak yapılacak incelemenin ve kusur değerlendirmesinin tamamının hatalı olacağını, e. Marmara Limited Şirketi ve grubuna ilişkin sorumlulukta bilirkişi söz konusu kredi dosyasını incelememiş olduğundan dolayı yapmış olduğu tespitlerin tamamının davacı banka teftiş kurulu raporuna dayandığını, bu nedenle bilirkişinin bu kredi dosyası ile yapmış olduğu tespitlerin tamamına itiraz ettiklerini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullandırılan krediler nedeniyle davalının sorumlu olup olmadığı ve sorumluluk miktarına ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kavram, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar). Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar). Somut uyuşmazlıkta, bozma kararından önce davalının sorumlu olduğu miktar tespit edilirken kıdem tazminatı alacağı bakımından mahsup işlemi yapılmamış olmasına ve bu konuda bozma yapılmamış olmasına rağmen bozmadan sonra hesaplanan zarardan 6.775,70 TL'nin mahsup edilmesi usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık teşkil etmekte olup hatalıdır. 3. Yine, bozma kararından önce ... ve grubuna kullandırıldığı açıklanan kanuni takibe intikal eden kredi miktarı 100.002,22 TL olarak belirlenmiş, bozma kararında bu krediler yönünden aciz vesikası düzenlenip düzenlenmediğinin denetime elverişli bir şekilde belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemenin 12.11.2020 tarihli kararı, davacının tüm temyiz itirazları reddedilerek davalı temyizi üzerine bozulduğuna göre, belirlenen miktar bakımından davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu husus gözetilmeksizin bozma kararından sonra ... ve grubuna kullandırılan kredi miktarının 111.102,70 TL olarak belirlenip hesaplama yapılması bir başka hatalı yöndür. 4. Mahkemece bozma kararından önce tespit edilen zarar kadar alacaktan davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiş ve davalının sorumlu olacağı zarar oranına ilişkin bir bozma sebebi bulunmamasına karşın bozmadan sonra davacı banka şubesinin, şube yetkisinde kredi kullandırırken, uygulamada şube kredi komitesi kararı alınarak kredi kullandırdığı, ...'nin şube kredi komitesinin şube müdürü ve müşteri temsilcisinden oluştuğu, dolayısıyla, şube yetkisinden kredi kullandırılması için, en az iki imzanın elektronik ortamda veya yazılı olarak onayı gerektiği, bu durum dikkate alındığında, davalının sorumluluğu nedeniyle talep edilen kredi alacaklarının %60’ından sorumlu tutulması kanaatine varıldığı gerekçesiyle hesaplanan zararın %60'ından davalının sorumlu tutulması usuli kazanılmış hak ilkesinin ihlali mahiyetinde olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4cd37f4c8496f06a 872e04f95dd69899