9. Hukuk Dairesi 2025/5817 E. , 2025/7682 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3050 E., 2025/832 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Sakarya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/189 E., 2023/569 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 10.01.1990 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 04.10.2019 tarihinde feshedildiğini, haksız ve geçersiz feshe karşı ... İş Mahkemesinin 2020/259 Esas sayılı dosyasıyla işe iade davası açıldığını, Mahkemenin 2021/23 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, ... Noterliğinin 30.03.2022 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesi ile yasal süre içerisinde işe iade başvurusu yapıldığını, başvurunun işverene 04.04.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkilinin işe kabul edilmediğini, böylece feshin geçerli hâle geldiğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı, fark yıllık izin ücreti, ödenmeyen yıllık izin ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili Şirkette müşteri hizmetleri grup müdürü olarak görevini devam ettirmekte iken iş sözleşmesinin kıdem, ihbar tazminatı ve diğer tüm yasal hakları ödenerek 04.10.2019 tarihinde feshedildiğini, işe iade kararının kesinleşmesinden sonra davacı, müvekkili Şirkete işe iadesi için başvurmuş olsa da iradesinde samimi ve iyiniyetli bulunmadığından işe iade talebinin olumlu sonuçlanmadığını, işe iade davasında hükme bağlanan boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatının yasal süreler içinde ödendiğini, davalı Şirket tarafından davacının hakedişlerinin eksiksiz ödendiğini, talep edilen işçilik alacaklarının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacının ibranamesinin de mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taleple bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, kabul kararı verilen işe iade davasının kesinleşmesi üzerine yasal süre içerisinde işe başlatılmak için işverene başvurduğu, başvurunun işverene tebliğ edildiği tarihten itibaren bir aylık süre içerisinde işe başlatılmadığının anlaşıldığı, Mahkemece davacının işe başlatılmadığı tarihin 05.05.2022 tarihi olarak tespit edilmesi, bildirilen emsal işçi bordrolarından davacının işe başlatılmadığı tarihteki fesih itibarıyla çıplak ücretinin ve giydirilmiş brüt ücretine göre davacının 4 aylık boşta geçen süresi de eklenerek toplam hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatı ve yıllık izin alacaklarının hesaplanması, yapılan kıdem tazminatı ödemeleri mahsup edilerek talep edebileceği fark kıdem tazminatı miktarının taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınması, sunulan yıllık ücretli izin çizelgelerinden kullanıldığı tespit edilen günler mahsup edilerek ve davacı asılın isticvap beyanında kullanmadığını belirttiği izin gün sayısı ile de bağlı kalınarak talep edebileceği yıllık ücretli izin alacağının hesaplanması ve yapılan izin alacağı ödemelerinin de mahsup edilerek davacının talep edebileceği izin alacağının taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davacının işe iade başvurusunda samimi olmadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususa ilişkin soyut ve genel iddia dışında ispata yarar hiçbir delil sunulmadığının anlaşıldığı, ancak davacının iş sözleşmesinin ihbar tazminatını peşin ödenerek feshedildiği, geçersiz fesih tarihinde ödenmesi gereken ihbar tazminatının eksik ödendiğine dair iddiada bulunulmadığı, davacının ihbar tazminatı talebinin tümden reddinin gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının tarafın fark kıdem tazminatı, fark yıllık ücretli izin alacağı ve yıllık ücretli izin alacağı taleplerinin reddi gerektiğini, 2. Müvekkili Şirket tarafından davacı tarafa alacaklarının eksiksiz olarak ödendiğini, 3. İtiraz edilen bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fark kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının ispatı ile belirsiz alacak davası sonucunda kurulacak hükme ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebinini artırabilir." şeklindeki 107/2 hükmü; 7251 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (7251 sayılı Kanun) yapılan değişiklik sonrasında “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir. 7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler Dairemizce şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hâle gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir. Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilerek davacıya kesin süre verilmelidir. Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107/2 hükmünün son cümlesinde düzenlenmiştir. Belirsiz alacak davası açan davacının talep artırım yahut ıslah suretiyle geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi mümkün olup bu durum davanın açılması ile alacağın tamamının dava konusu edilmesinin bir sonucudur. Diğer bir anlatımla belirsiz alacak davasında geçici talep sonucunun kesin talep sonucuna dönüştürülmesi imkânının varlığı, alacağın tamamının dava konusu edilmediği anlamına gelmez. Dolayısıyla belirsiz alacak davasının açılmasıyla alacağın tamamı dava konusu edilmiş olduğundan aynı dava konusu ile ilgili ek dava açılması hâlinde derdestlik söz konusu olur. Somut olayda davacının, fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı, fark yıllık izin ücreti, ödenmeyen yıllık izin ücreti alacaklarının tahsili talebiyle açtığı davasını, 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre belirsiz alacak davası olarak açtığı, bu şekilde alacağın tamamının dava konusu edilmiş olduğu, alacaklarının bilirkişi raporunda belirlenmesi üzerine 6100 sayılı Kanun'un 107/2 hükmüne göre İlk Derece Mahkemesince verilen süre içinde 23.10.2023 tarihli dilekçesi ile alacak taleplerini kesin talep sonucuna dönüştürdüğü anlaşılmaktadır. Davacının talep arttırım dilekçesinde ek dava açma hakkını saklı tuttuğunu belirtmesi de bu durumu değiştirmemektedir. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince fark kıdem tazminatı, fark yıllık izin ücreti ve yıllık ücretli izin alacaklarının sadece talep artırım dilekçesi ile talep edilen miktarlarla sınırlı olarak hüküm altına alınması gerekirken, bilirkişi raporunda hesaplanan miktarların tamamı yönünden ayrıca tespit hükmü kurularak karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.