9. Hukuk Dairesi 2025/5613 E. , 2025/8499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/162 E., 2025/77 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirkette 1990-2016 tarihleri arasında kalfa olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 3.200,00 Amerikan doları (USD) olduğunu, yurt dışında çalıştığı için ücretin bir kısmını elden avans olarak aldığını, çalışma süresinde işyerine gidiş dönüş ve Türkiye'ye geliş ve yurt dışına dönüş yol masrafları, yemek, aydınlatma, barınma giderlerinin ücretten bağımsız olarak işveren tarafından karşılandığını, hafta içi 08.00-20.00 saatleri arasında çalıştığını ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini iddia ederek fazla çalışma ücreti alacağının davalıdan tahsile karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki ihtilafa yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, davacının davalı işyerinde kesintilerle çalıştığını, son ücretinin 7,50 USD/saat üzerinden hesaplanan aylık ücret olarak belirlendiğini, tahakkuk eden ücretlerin banka hesabına yatırıldığını, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ücretine eklenerek ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli kararı ile; bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre tespit olunan net 12.808,28 USD fazla çalışma ücretinden davacının hastalık mazeret gibi nedenlere izinli olabileceği günler olacağı nazara alınarak takdiren %30 oranında indirim yapıldığı, buna göre fazla çalışma alacağının net 8.965,80 USD olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli kararı ile; davacının aylık ücretinin USD olarak belirlendiği, ...'da para biriminin ruble, davacı işçinin vatandaşı olduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin para biriminin ise Türk lirası olduğu dikkate alındığında ücretlerin USD olarak ödenmesinin daha sıkı ilişkide bulunulan hukukun belirlenmesinde esasa etkili olmayacağı, davacı işçinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, davalı Şirketin Türk menşeili bir Şirket olduğu, her iki tarafın yerleşim yerlerinin, davalı Şirketin idare merkezinin Türkiye'de olduğu, sözleşmenin Türkiye'de kurulduğu, davacı işçinin sosyal çevresinin Türkiye'de bulunduğu, davacıya Türk sosyal güvenlik sisteminin uygulandığı, bordrolama işlemlerinin de Türk hukukuna göre yapıldığı, sadece işin ifa edildiği, fiilen çalışılan yerin ... olduğu, bu kapsamda kıstasların neredeyse tamamı Türk hukuku lehine gerçekleştiğinden artık somut davada mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uygulanamayacağı, daha sıkı ilişkide bulunulan Türk hukukunun uygulanması gerektiği; davalı tarafından davacı tanıklarının beyanlarının aksinin inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı ve davacı tanıklarının beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İstabul Bölge Adliye Mahkemesi 51. Hukuk Dairesinin 12.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mülga 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/2 hükmü ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 27/2 hükmü kapsamında mutad işyeri hukuku olan ... Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi gereğince fesih tarihi dikkate alınarak 3 aylık zamnaşımı süresinin uygulanması gerektiği, davanın bu süre içince açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uyuşmazlığa Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, uygulanması gereken hukukun tespiti ile zamanaşımı ve davanın süresinde açılıp açılmadığına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! afaf4cdf21978fe3 0b260225e0c9586c