Yargıtay Kararları › Yargıtay 9. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/4123 E., 2025/7841 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/4123 E., 2025/7841 K. (14.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4123
Karar No
2025/7841
Karar Tarihi
14.10.2025
Konu
Tazminat

9. Hukuk Dairesi 2025/4123 E. , 2025/7841 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/291 E., 2025/77 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ve davalılardan ... ile ... vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalılardan ... vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıların ...’daki işyerlerinde 25.10.2013-09.02.2018 tarihleri arasında aşçı olarak net 2.500,00 Amerikan Doları (USD) ücretle çalıştığını, davalılardan ...'nın ve ...’nin asıl işveren olduğunu, diğer davalılar ... (... İnşaatları AŞ) ve ...’nin (Yeni ünvan: ...) asıl işverenler tarafından müştereken kurulduğunu, tüm davalılar arasında organik bağ olup Yargıtayın yerleşik içtihatları doğrultusunda tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, davacının son bir yıl hariç iki haftada bir vardiya değişimi yaparak, çift vardiya şeklinde çalıştığını, birinci vardiyanın 08.00-20.00, ikinci vardiyanın ise 20.00-08.00 saatleri arasında olduğunu, ancak davacının gündüz vardiyasında iken 21.00-22.00’ye kadar, gece vardiyasında iken 08.00-09.00’a kadar çalıştığını, son bir yıl ise tek vardiya şeklinde 23.00-14.00 saatleri arasında çalıştığını, davacının tüm hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını belirterek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... ile ... İnşaatları AŞ (...) vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı Şirketin işçisi olmadığını, bu nedenle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı... (Yeni ünvan: ...) vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının davalı Şirket nezdinde 24.01.2014 tarihinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından sonlandırıldığını, davacının ikaleyi, ibranameyi ve diğer tüm belgeleri kendi iradesi ile imzaladığını, davalı Şirket tarafından kendisine çalıştığı yer olan ...’da her türlü alacak kalemleri eksiksiz olarak ödenmesine rağmen Türkiye’de de dava açarak mükerrer ödeme talebinde bulunduğunu, imzalı olan ve ihtirazı kayıt içermeyen ücret bordrolarından anlaşıldığı üzere davalı Şirket tarafından davacının fazla çalışmalarının, ulusal bayram ve genel tatil günleri ile hafta tatillerinde yaptığı çalışmaların karşılığının ödendiğini, davacı ile menfaat birliği olan ve davalı Şirket aleyhine dava ikame eden tanıkların dinlenmesine muvafakat etmediklerini, davalı Şirket ile diğer davalı Şirketler arasında organik bir bağ bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ... (Merkezi ..) ...vekili cevap dilekçesinde; davacının çalıştığını iddia ettiği projenin yüklenicisinin davalı Şirket veya ortağı bulunduğu herhangi bir adi ortaklık olmayıp farklı bir tüzel kişiliği haiz olan diğer davalılar olduğunu, davalı Şirketin ...’nin (Yeni ünvan: ...) sadece ortağı, ... İnşaatları AŞ’nin ise sadece eski ortağı olduğunu, 23.12.2016 tarihli hisse devri ile beraber davalı Şirketin işbu Şirket ile herhangi bir bağı kalmadığını, davanın davalı Şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli kararı ile; dosyadaki bilgi, belgeler, taraflar arasındaki ilişki, davacının çalıştırılma şekli göz önüne alındığında davalılar arasında organik bağ olduğunu, banka kayıtları, tanık beyanları, davacının yaptığı iş dikkate alındığında davacının net 2.500,00 USD ücret aldığı, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafın davacının iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini ispat edemediği, tanık beyanlarına göre davacının haftada 6 gün çalıştığında haftalık 18 saat, 7 gün çalışılan haftalarda ise 21 saat fazla çalışma yaptığı, tanık beyanlarına göre davacının resmî ve dinî bayramlarda ve hafta tatillerinde çalıştığının ispat edildiği, davacının ...ile ... Türkiye Ankara Şubesinde çalıştığına dair dosyada herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, söz konusu Şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri bulunduğu, bu Şirketlerin diğer Şirketlerin ortağı olmasının, aynı grup Şirket içerisinde bulunmalarının bu Şirketler yönünden sorumluluk doğurmayacağı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli kararı ile; davacının ikale imzaladığına dair dosyada bir delil bulunmadığı, davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, davacının fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışması yaptığının davacının yaptığı iş ve işin niteliği gereği ve davalıya karşı davaları bulunmayan tanık beyanlarına göre sabit olduğu, davalı ... ile davalı ... İnşaatları AŞ'nin yetkilileri ve ortaklarının aynı kişiler olduğu, aynı adreste faaliyette bulundukları ve davacının her iki firmada da değişik zamanlarda çalıştığının dosyadaki bilgi, belge ve tanık beyanları ile anlaşıldığı, buna göre davacının her iki Şirkette de birlikte istihdam edildiğinin anlaşıldığı, hüküm altına alınan alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının isabetli olduğu, davacının... ile ... Türkiye Ankara Şubesinde çalıştığına dair dosyada herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığı, davacı bu Şirkette çalıştığını ispat edemediğinden bu Şirketler yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı tarafça her ne kadar Rus hukukunun uygulanması gerektiği beyan edilmiş ise de dosyada davacının Türkçe dilinde hazırlanmış ve imzalanmış iş sözleşmesi bulunmadığı, buna göre taraflar arasında ... hukukunun uygulanması yönünden bir hukuk seçimi yapılmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 23.05.2023 tarihli ilâmı ile; davacının tüm çalışma dönemi bakımından hukuk seçimi anlaşması bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığa mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uygulanması gerektiği, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2024 tarihli kararı ile; davacının 09.02.2018 tarihine kadar çalıştığı, davayı 18.12.2018 tarihinde açtığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre mahkemeye başvurma süresi olan 3 aylık sürenin dolduğu, ayrıca davacının söz konuyu süreyi elinde olmayan nedenlerden dolayı kaçırdığına dair dosyaya herhangi bir delil de sunulmadığı, dolayısıyla davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerektiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda görüş değişikliğine uygun olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın reddine karar verildiğinden davacı aleyhine yargılama giderine ve vekâlet ücretine hükmedilmediğini, davacının ... ile ... Şirketinde çalıştığına dair dosyada herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, söz konusu Şirketlerin ayrı tüzel kişilikleri bulundukları gibi diğer Şirketlerin ortakları olmasının bu gerçeği ortadan kaldırmayacağı, davacı bu Şirketlerde çalıştığını ispat edemediğinden bu Şirketler yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar ... ile ... yönünden davanın husumetten reddine, diğer davalılar yönünden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve ...'nin yeni ünvanının ise ... olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 26.03.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile ... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu, Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, kabul şekline göre hüküm yerinde; davanın reddine karar verilirken "hak düşürücü süre nedeniyle" ifadesinin yazılmasının da hatalı olduğu, ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına ilişkin olarak öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresi 03.07.2016 tarihli kanun değişikliği ile 1 yıla çıkarıldığı, somut olayda iş sözleşmesinin kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten sonra 09.02.2018 tarihi itibarıyla sona erdiği dikkate alındığında, bu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleri hakkında 1 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, dava tarihi itibarıyla da 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, Mahkemece davalı tarafın yasal süresi içinde ileri sürdüğü zamanaşımı def'i gözetilerek dava konusu alacaklar hesaplatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği, davacı işçinin davalı ...'de (Yeni ünvan: ...) geçen çalışmalarından kaynaklanan dava konusu alacaklardan davalı...'nin de sorumlu olacağı gözetilmeden bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, ... ve ...'nin davalılardan ...'nin yeni ünvanı olduğu, bu husus gözetilmeden Şirketlerin ünvanlarının karışıklığa neden olacak şekilde belirtilmesinin doğru olmadığı, kabule göre İlk Derece Mahkemesince yabancı hukukun uygulanması sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilen davalılar yönünden davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmemesinin yerinde olduğu, ancak aleyhindeki dava husumet nedeniyle reddedilen davalı bakımından vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama gideri bakımından değerlendirme yapılmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava ve ıslah tarihi ile ayrıca arabuluculukta geçen süre de göz önüne alındığında 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacının talep etmiş olduğu alacakların ... hukukuna göre yeniden hesaplandığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, ayrıca fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacağının bulunduğunun tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. ... İş Kanunu'nun 392. maddesinde dava açmaya ilişkin zamanaşımı süresinin düzenlendiğini, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının belirsiz alacak davası ile istendiğini, dava ile zamanaşımının durduğunu, buna göre bu alacakların tüm çalışma dönemi bakımından hesaplanması gerektiğini, b. Davaya Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının davalı Şirkette çalıştığı dönem bakımından tüm alacaklarının ödendiğini, davacının Şirketteki çalışmasının sona erdiği tarih ve dava tarihi dikkate alındığında 1 yıllık sürenin dolduğunu, b. Rus hukukunda ihbar tazminatı düzenlemesinin bulunmadığını, buna göre ihbar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, c. Davacının çalıştığı süre ve aldığı ücretin hatalı olarak belirlendiğini, d. Tanıkların davacı ile araların menfaat birliği bulunduğunu, e. Faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı Şirket yönünden davanın husumet yokluğundan reddedildiğini, bozma ilâmında bu yönde bozma sebebi bulunmadığını, bu nedenle husumetten ret kararının kesinleştiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, zamanaşımı def'i, davanın süresinde açılıp açılmadığı, vekâlet ücreti ve yargılama gideri noktalarında toplanmaktadır. Mahkeme kararında yazılacak hususlar, 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi sebeple o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Gerekçe hüküm çelişkisi, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı kararı gereğince bozma sebebidir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde; dava ve ıslah tarihi ile arabuluculukta geçen süre dikkate alındığında 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilirken, gerekçenin son kısmında "Tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklinde belirtilmiş ve davanın kısmen kabulüne karar verildiği dikkate alındığında gerekçe hüküm çelişkisi oluşmuştur. 6100 sayılı Kanun'un 297, 2 98... . maddelerine aykırı davranılması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 63e39ed3c7b512d1 8f0c7ef24a34ac8e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı