Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2025/686 E., 2025/3109 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/686 E., 2025/3109 K. (21.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/686
Karar No
2025/3109
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/686 E. , 2025/3109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/1 E., 2024/16 K. İlk Derece Mahkemesi kararı, asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek yüzölçüm hanesi boş bırakılarak, 109 ada 7 parsel tapu kaydı, irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına, 109 ada 8 parsel ise ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyünde kain, sınırları dava dilekçesinde belirtilen mera vasıflı taşınmaza davalıların vak'i müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiş ve yargılama sırasında dava konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlediğinden dolayı dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. 3. Asli müdahil Hazine vekili Kadastro Mahkemesine sunduğu müdahale dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini belirterek, taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... Yıldırım ve arkadaşları cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin 03.02.2015 tarihli ve 2014/32 Esas, 2015/35 Karar sayılı ilk kararı ile, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle taşınmazların davalılar adına tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. İlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin yukarıda belirtilen 03.02.2015 tarihli ve 2014/32 Esas, 2015/35 Karar sayılı ilk kararına karşı asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.11.2019 tarihli ve 2018/3124 Esas, 2019/7795 Karar sayılı ilamıyla; "... yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı açıklanarak, taşınmazların bulunduğu yerde mera tahsisi yapılmış ise buna ilişkin kararlar, ekleri ve haritaları ile aktarılan dava tarihi olan 2005 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait 3 ayrı tarihli stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile tespit bilirkişileri, teknik bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulunun katılımıyla keşif icra edilmesi ve yapılacak bu keşifte öncelikle, yerel bilirkişi ve tanıklara aktarılan davanın dayanağı olan dava dilekçesi ve eki belgeler ayrıntılı biçimde okunup anlatılmalı, bundan sonra davaya konu edilen taşınmazın hudutlarının zeminde yerel bilirkişi ve tanıklarca ayrı ayrı gösterilmesinin istenilmesi, bu yolla aktarılan davaya konu edilen taşınmaz ya da taşınmazların ada ve parsel numaralarının duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmesi, aynı hukuki sebebe dayanılarak aynı davacı tarafından açılan ve Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kalan davaların birlikte görülmesi gerektiği göz önüne alınarak, aktarılan davanın kapsamında kaldığı belirlenen taşınmazların tespit tutanakları ve eki belgeler ile dava dilekçesinin birleştirilmesi, aktarılan davanın kapsamında kalıp kadastro tespitlerinin yanılgı ile kesinleşmiş olduğu anlaşılan taşınmazlar var ise, sözü edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştirilmesinin hukuksal bir değer taşımayacağının düşünülmesi, aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazlar belirlendikten sonra, varsa mera tahsis kararı ve haritalarının uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, mera tahsisi yoksa, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri, ne suretle kullanıldıkları, taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera, yaylak veya kışlak olup olmadıkları, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde, imar-ihyaya konu edilip edilmedikleri, imar-ihyaya konu edilmiş iseler ihyanın hangi tarihte bitirildiğinin etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, mahkemece yapılacak gözlemin tutanağa geçirilmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkilerin, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmesi; 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, taşınmazların toprak yapılarını ve niteliklerini, zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, mera, yaylak veya kışlak vasfı taşıyıp taşımadıklarını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların her yönden tüm özelliklerini gösterir fotoğraflarının çektirilmesi; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerini, mera, yaylak veya kışlak vasfında olup olmadıklarını belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılması; dava konusu 109 ada 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların dayanağı tapu kaydının güney hududunda boz hali okunan yerin, Kadastro Mahkemesi’nin 2013/12 Esas sayılı dosyasında hükmen mera olarak kesinleştiği dikkate alınarak, tapu kaydının oluşumuna esas tescil haritasında yer alan uzunluklardan faydalanmak suretiyle tapu kaydının kapsamının teknik bilirkişi tarafından belirlenmesi, bundan sonra iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... çekişmeli taşınmazların mera vasfında olmadığı ve zilyetlikle kazanım koşullarının tespit malikleri lehine oluştuğu ..." gerekçesiyle, davanın reddine ve taşınmazların tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Asli müdahil Hazine vekili vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunun hükme elverişi olmadığını ve taşınmazların zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığınını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taşınmazların mera vasfında olup olmadığı ve zilyetlikle kazanım koşullarının davalılar lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Hükmüne uyulan bozma ilamında, mera araştırması yönünden mahalli bilirkişilerin, taşınmazların bulunduğu köye komşu köylerde ikamet eden kişiler arasından seçilmesi gereğine değinildiği halde İlk Derece Mahkemesince komşu köylerden mahalli bilirkişi seçimi yapılmaması isabetsiz olduğu gibi, çekişmeli taşınmazların mera olup olmadığı, komşu mera parseli ile çekişmeli taşınmazlar arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı konularında her hangi bir değerlendirmeye yer verilmeyen ziraatçi bilirkişi raporunun hükme esas alınması da usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Öte yandan; bozma ilamında, aktarılan davanın kapsamının yöntemince belirlenmesi, aynı hukuki sebebe dayanılarak aynı davacı tarafından açılan ve Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kalan davaların birlikte görülmesi gereğine değinilmiş olmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince bu gereğe de tevessül edilmediği gibi, dayanak tapu kaydının yöntemince uygulanması suretiyle kapsamı dahi belirlenmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre aktarılan dava tarihi olan 2005 yılından 15 - 20 - 25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan en eski hava fotoğrafları) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle harita genel müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra mahallinde, aktarılan dava tarihinden önceki durumu bilebilecek yaşta, tarafsız, yöreyi iyi bilen, özellikle davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde (.. Köyü dışında) ikamet eden şahıslar arasından seçilecek 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; yapılacak bu keşifte öncelikle, yerel bilirkişi ve tanıklara aktarılan davanın dayanağı olan dava dilekçesi ve eki belgelerin ayrıntılı biçimde okunup anlatılması suretiyle, aktarılan davaya konu edilen taşınmazların hudutlarının zeminde yerel bilirkişi ve tanıklarca ayrı ayrı gösterilmesi istenilmeli, bu yolla aktarılan davaya konu edilen taşınmaz ya da taşınmazların hangi kadastral parsel ya da parseller olduğu, ada ve parsel numaraları duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli, bu yolla aktarılan davanın kapsamı sağlıklı biçimde saptanarak dava konusu taşınmazların aktarılan davanın kapsamı içinde kalıp kalmadıkları belirlenmeli, aynı hukuki sebebe dayanılarak aynı davacı tarafından açılan ve Kadastro Mahkemesine aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazlara ilişkin davaların birlikte görülmesi gerektiği göz önüne alınarak, aktarılan davanın kapsamında kaldığı belirlenen taşınmazların tespit tutanakları ve eki belgeler dosya arasına getirtilerek, bu taşınmazlar hakkındaki davalar birleştirilmeli, aktarılan davanın kapsamında kalmasına rağmen kadastro tespitleri hataen kesinleştirilmiş taşınmazların mevcut olması halinde, sözü edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştirilmesinin hukuksal bir değer taşımayacağı düşünülmeli, aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazlar belirlendikten sonra mahkeme hakiminin taşınmazlara ilişkin gözlemi tutanağı aynen geçirilmeli, ardından tespite esas tapu kaydının dayanağı olan haritanın yöntemince zemine uygulanması suretiyle kapsamı 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi gereğince belirlenmeye çalışılmalı, tapu kaydının haritasının uygulanamaması halinde, tapu kaydının sınırlarının değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte olduğu ve bu nedenle tapu kaydında belirtilen miktar itibariyle geçerli olacağı gözetilerek, tapu kaydında okunan sınır yerleri okunup, sınırların mahalli bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmesi istenilmeli, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı ve yapılacak tapu uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, taşınmazların tamamının ya da bir kısmının tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği gözetilerek, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, mera vasfında olup olmadıkları ya da mera niteliğindeki taşınmazdan kazanılıp kazanılmadıkları, mera vasfında veya komşu mera parselinden kazanılmadıklarının anlaşılması halinde evveliyatları itibarıyla devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadıkları, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, imar - ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, evveliyatları itibariyle kime ait bulundukları, kimden kime ve ne şekilde intikal ettikleri, kim ya da kimler tarafından, hangi tarihten itibaren ve ne şekilde kullanıldıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisinden aktarılan davanın kapsamını gösterir, keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı kroki ve rapor alınmalı, ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazların öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, meradan açılıp açılmadıkları, meranın devamı niteliğinde olup olmadıkları, üzerinde ekonomik amaca uygun olarak sürdürülen zilyetlik bulunup bulunmadığı ve ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususlarını açıklayıp tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazların değişik yönlerinden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibarıyla imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığını ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir denetime elverişli rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0c0fa5597847a280 5369c90b301b6fb3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı