Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1305 E., 2025/3177 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1305 E., 2025/3177 K. (21.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1305
Karar No
2025/3177
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/1305 E. , 2025/3177 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2023/6 E., 2023/4 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan 126 ada 1, 133 ada 4, 134 ada 7 parsel sayılı 4.892,41; 2.266,22 ve 18.347,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları çekişme konusu taşınmazların müşterek muris ...’dan intikal ettiği ve mirasçılar arasında terekenin taksim edilmediği iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay'ca bozulmuş olup bozma ilamında özetle " davalı ... vekilinin hükme yönelen sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, dava konusu taşınmazların evveliyatının kök muris ...’e ait olup ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği ve murisin tüm mirasçılarının katılımıyla yapılan geçerli bir taksim bulunmadığı, bu nedenle tespit maliki ...’ın babası ve muris ...’in oğlu ...’in taşınmazlar üzerindeki zilyetliğinin kök muris ...'in ölümüyle miras ortaklığı adına sürdürüldüğü, (mirasçı) ...’in, zilyetliği oğlu davalı ...'a devretmesinin hukuken bir geçerliliği bulunmadığının doğru olarak mahkemenin de kabulünde olduğu ne var ki, murisin terekesi elbirliği hükümlerine tabi olup, çekişmeli taşınmazların paylaşma ya da bir başka hukuki işlemle davalı tarafa geçtiği ispat edilemediğine göre; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "...dava açan mirasçı dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı taktirde, hakim re'sen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür" şeklindeki düzenleme karşısında, dava konusu taşınmazların muris ...’ın tüm mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bir kısım mirasçılar adına tescil edilip bir kısım mirasçılara pay verilmemesinin isabetsiz olduğu..." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıların davalı ... aleyhine açmış oldukları davanın kabulüne; çekişmeli 126 ada 1 parsel, 133 ada 4 parsel ve 134 ada 7 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin ayrı ayrı iptallerine; taşınmazların kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf, miktar ve nitelikleri ile muris ... mirasçıları adına hükümde gösterilen paylarla tescillerine; 126 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu sicilinin beyanlar hanesine "Krokisinde (A) ile gösterilen iki katlı ahşap evi, ... oğlu ... inşa ettirmiştir." şerhinin ; yine çekişmeli 126 ada 1 parsel, 133 ada 4 parsel ve 134 ada 7 parsel sayılı taşınmazların tapu sicilinin beyanlar hanesine "3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun’un 3. maddesi gereğince idarenin veya ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasına bulunulamaz" şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte olmakla birlikte, temyiz incelemesi yapıldığı süreçte 15.09.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2023/117 Esas, 2023/121 Karar sayılı kararıyla, 05.06.1986 tarihli ve 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının “…maden işletmeciliği sebebiyle meydana gelen zararlardan dolayı bir hak ve tazminat talep edemezler.” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması nedeniyle tapu beyanlar hanesine bu yönde şerh verilmesi kanuna uygun değildir. Ne var ki, bu durumun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin (1) no.lu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz itirazlarının 2 no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin "c)" alt bendinde yer alan "ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayandırılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamaz." ibaresinin hükümden çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı