Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/6777 E., 2025/3111 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6777 E., 2025/3111 K. (21.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6777
Karar No
2025/3111
Karar Tarihi
21.04.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2024/6777 E. , 2025/3111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 30.09.2024 SAYISI : 2006/199 E., 2007/20 K. İlk Derece Mahkemesi ek kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 123 ada 5 parsel sayılı 1.444,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, ... ili ... ilçesi ... köyü 123 ada 5 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün muris ... ..'a ait olduğunu iddia ederek, bu bölümün murisi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "... 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 28/2. maddesi uyarınca çıkarılan tebligata rağmen davacının duruşmaya katılmadığı gibi, dava sebep ve delillerini de bildirmediği ..." gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu kararın, kanun yoluna başvurulmadığından bahisle 05.04.2007 tarihinde kesinleştirilmesinden sonra davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş ve iş bu ek karar, davacı ... tarafından temyiz edilmişti.

IV. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; 1. 3402 sayılı Kanun'un 28/2. maddesi uyarınca çıkarılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) 35. maddesine uygun olmadığını, 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının yöntemine uygun tebliğ edilmeyerek usulsüz olarak kesinleştirildiğini, 3. Davalının davaya devam edip etmeyeceğine yönelik beyanın alınmadığını beyan ederek, hükmün bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava dosyasında davacıya yapılan tebligatların usulüne uygun olup olmadığı ve bu bağlı olarak davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. Davacı vekilinin, temyiz dilekçesinin süreden reddine dair 30.09.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 7201 sayılı Kanun'un Bilinen Adreste Tebligat başlıklı 10/1. maddesinde; ''Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir'' hükmü yer almaktadır. 11/01/2011 tarihinde 6099 Sayılı Kanun'un 3. maddesiyle eklenen 10/2. maddesine göre ise; ''Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.'' düzenlemesine yer verilmiştir. 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre tebliğ işleminin öncelikle muhatabın bilinen son adresine yapılması gerekmektedir. 7201 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereği çıkarılan tebligatın iade edilmesi hâlinde ise tebliğ işlemi 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereği muhatabın mernis adresine yapılabilir. Muhatabın bilinen son adresi mernis adresi olabileceği gibi başka bir adres de olabilir. Somut olayda; gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat evrakında yazılı olan "... Köyü .../..." adresinin, ayrıntılı bir şekilde sokak, bina adı veya kapı numarası içermediğinden tebliğe yarar bir adres olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, bu adrese yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu ve bu nedenle davacı vekilinin temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakta olup, İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasına ve esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir. 3. Davacı vekilinin işin esasına ilişkin olarak verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Belirtmek gerekir ki 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre, gerçek kişilere bu maddeye göre tebligat yapılabilmesi için ilgilinin adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmaması ve ayrıca daha önce usulüne uygun bir tebligatın da yapılmış olması zorunludur. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 57/2. maddesinde ise; "Adresini değiştiren kişi yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın ek-1'de yer alan (6) numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır” hükümleri yer almaktadır. Somut olayda; davacı tarafa, 3402 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca çıkarılan tebliğat evrakının, muhatabın İstanbul'da ikamet ettiği ve açık adresinin bilinmediği şerhi ile merciine iade edildiği, bunun üzerine, davacının adres kayıt sisteminde mevcut bir adresinin bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın, daha önce bu adrese usulüne uygun şekilde tebligat yapılmamış olmasına rağmen 30.01.2007 tarihli duruşmada, davacıya bu adres esas alınarak 7201 sayılı Kanun 35. maddesine göre tebliğat yapılmasına karar verildiği ve bu ara karara istinaden davacıya tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca yapıldığı anlaşılmakta olup, bu haliyle söz konusu tebligatın usulüne uygun olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Bu itibarla; davacı tarafa, yukarıda yazılı kanun ve tüzük hükümlerine uygun şekilde tebligat yapılmaksızın, davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 28/2. maddesi uyarınca çıkarılan tebligata rağmen duruşmaya katılmadığı gibi, dava sebep ve delillerini de bildirmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup İlk Derece Mahkemesince, taraflara duruşma gününün yöntemine uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gösterecekleri kanıtların toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması cihetine gidilmiştir.

V. KARAR Yukarıda (IV.B.2) nolu bentte açıklanan İlk Derece Mahkemesinin temyiz talebinin reddine ilişkin 30.09.2024 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, Davacının temyiz itirazlarının yukarıda (IV.B.3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1cb25dc95a66655b e9756a5911e58b37

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı