8. Hukuk Dairesi 2025/626 E. , 2025/2915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/368 E., 2024/161 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili ve davacı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Yörede 1981 yılında 766 sayılı Kanun'a göre yapılan ilk tesis kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmaz çalılık ve taşlık vasfıyla tapulama harici olarak bırakılmıştır. Dava konusu taşınmaz 2005 yılında mera komisyon kararı ile 1046 parsel numarası ile mera parseli olarak tescil edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyünde sınırlarını bildirdiği taşınmazın 50 yıldan fazla süredir nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu ancak kadastro çalışmaları sırasında davacı adına tespit yapılmayarak tapulama harici bırakıldığını belirterek taşınmazın davacı adına tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... duruşmada beyanda bulunarak taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, davalı Hazinenin talebinin kabulü ile (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen toplam 10.458,52m²'lik bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.06.2012 tarihli ve 2012/7289 Esas, 2012/9547 Karar sayılı ilamıyla; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. Davacı, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 2013/2247 Esas, 2013/5079 Karar sayılı ilamıyla; " İlk Derece Mahkemesince, üç kez keşif yapılmış, ilk keşifte fen ve ziraat bilirkişi, ikinci keşifte fen, ziraat ve jeoloji bilirkişi, son keşiftede fen, ziraat, jeolog ve orman bilirkişi dinlenmiştir. Ziraat bilirkişiler, raporlarında; fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmazın, %10 -12 eğimde, buğday ekili olduğunu, 40-45 yıldır tarımsal amaçlı kullanıldığını, (B), (C), (D) harfi ile gösterilen taşınmazların %10-12 eğimde, 25-30 yaşlarında bağ kökleri olan üzüm bağı olduğunu, 40-45 yıldır tarımsal amaçlı kullanıldığını, 2 ve 3. sınıf tarım arazisi olduğunu söylemişlerdir. Ziraat bilirkişi raporlarında, taşınmazların eğimleri ve bağ omcalarının yaş kökleri bakımından farklı sonuçlar alınmıştır. Eğim ve diğer husulardaki çelişki giderilmemiştir. Jeolog bilirkişiler, raporlarında; taşınmazların doğusundan, kuzeyinden ve güneyinden geçen derelerin genellikle kış aylarında mevsimlik olarak aktif olduğunu ve taşınmazların derelerin getirdikleri feyezanın etkisinde kalmadıklarını söylemişlerdir. Orman bilirkişi raporunda ise (A) harfi ile gösterilen taşınmazın % 25-30 eğimde buğday ekili olduğunu, (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmazların % 15-20 eğimde, üzüm bağı olduğunu, 1956 tarihli fotoğrametrik memleket haritasında beyaz renkli açık alanda kaldığını, her ne kadar açık alanda kalıyorsa da eski tarihli orman amenajman haritasında BMB rumuzuyla (Bozuk Meşe Baltalığı) işaretlendiğini, eğim itibariyle toprak muhafaza karakteri taşıdığını ve öncesi itbariyle orman sayılan yerlerden olduğunu belirtmiş, taşınmazın 1956 tarihli memleket haritasının hazırlanmasında esas alınan hava fotoğrafı getirtilerek konumu incelenmemiş ve gösterilmemiştir. Ayrıca, taşınmazların memleket haritasındaki konumu lokal olarak işaretlenmiştir. Dairenin iade kararı sonucu aldırtılan fen raporunun eki olan hava fotoğrafı ve fotoğrametrik yöntemle düzenlenen topoğrafik kadastro paftasında dahi taşınmazın kullanım ve mülkiyet sınırlarının açıkca belirgin olduğu görülmektedir. Yine Dairenin iade kararı sonucu getirtilen belgelerden anlaşılacağı üzere, çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde 4342 sayılı Kanun'a göre mera tesbit, tahdit ve tahsis çalışması yapıldığı ve mera tesbit ve tahdit çalışmalarına 2002 yılında başlandığı ve 25.11.2004 - 26.12.2004 tarihleri arasında ilân edildiği, yine, mera tahsis işlemlerinin 2005 yılında tamamlanarak 15.08.2005 - 16.09.2005 tarihleri arasında ilân edildiği anlaşılmaktadır. Genel arazi kadastrosu işleminin 1980 yılında yapıldığı ve davanın 2003 yılında açıldığı, mera tesbit, tahdit ve tahsis çalışmalarına 2002 yılında başlanılarak yargılama sürerken 2005 yılında askıya çıkarıldığı dikkate alınarak, ayrıca; yöntemince mera araştırmasının yapılması ve komşu köylerden yerel bilirkişi ve tanık dinlenmesi gerekirken bu hususun gözardı edilmesi ve resmî belgelere aykırı düşen içerik ve sonuç itibariyle kendisiyle çelişen orman bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın esas itibariyle davacının babasından kendisine intikal ettiği, bu vaziyette dava konusu taşınmazın miras malı vasfında olduğu ve taşınmaz üzerinde elbirliği mülkiyetinin halihazırda devam ettiği ve dava konusu taşınmazın yalnızca kendi adına tescil edilmesini isteyen davacının davasının diğer mirasçıların paylarını kapsamadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Davacı temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunu, uzun süredir davacının kullandığını, dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunu, babasından kalan başka tarlalar bulunduğunu, zilyetliğine kardeşlerinin karşı çıkmayıp kabul ettiklerini, ilk ve tek zilyedi olarak davacı adına tesciline talep ettiğinden bahisle, usul ve kanuna aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle bozulmasını talep etmiştir. Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 1. Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar 16.08.2024 tarihinde davalı ... İdaresine tebliğ edilmiş; temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 17.10.2024 tarihinde verilmiş olduğundan temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacının temyiz itirazları incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince taşınmazların elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabii olduğu, terekeye ait mal olan taşınmazlar hakkında davacının tamamına ilişkin olarak kendi adına tesciline isteyemeyeceği gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiş ise de, usule ilişkin olarak yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Dava konusu taşınmazın öncesinin davacının miras bırakanı ...'nun 01.05.1998 tarihinde ölümüyle kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şöyle ki; taşınmazların başında 04.05.2007 tarihinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları dava konusu taşınmazın davacının babası ...'nun sağlığında oğulları arasında yaptığı taksim sonucunda davacı tarafından kullanılmaya başlandığını beyan etmişlerdir. 18.03.2008 tarihli keşifte dinlenen bir kısım mahalli bilirkişiler ise dava konusu taşınmazın davacının babası ...'nun kullanımında olduğunu, ...'ın sağlığında taksim yapıp yapmadığını bilmediklerini beyan etmişler, bir kısım mahalli bilirkişiler ise dava konusu taşınmazın davacının babasının ölümüyle davacıya kaldığını, yörede kız çocuklarına mal verilmediğini, kız çocukların miras haklarından feragat ettiklerini beyan etmişlerdir. Aynı tarihli keşifte dinlenen tespit bilirkişisi ... beyanında ise taşınmazı davacının babası ...'ın sağlığında, kadastro tespitinden sonra yaptığı taksim sonucu davacıya verdiğini, komşu taşınmazı da davacının kardeşi ...'ya verdiğini, diğer mirasçıların hakkının olmadığını beyan etmiştir. 16.04.2010 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ise intikal hususunda beyanda bulunmamışlardır. İlk Derece Mahkemesince farklı beyanda bulunan mahalli bilirkişiler ve tanıkların yüzleştirilmesi suretiyle öncesi davacının babasına ait olan taşınmazın ne şekilde, ne zaman davacıya intikal ettiği ve taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabii olup olmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde araştırılarak belirlenmesi, taşınmazın elbirliği hükümlerine tabii olduğu anlaşılması halinde ise 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında elbirliği mülkiyet hükümleri geçerli olduğu hallerde ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu hallerde bir mirasçı, üçüncü kişiye karşı miras payına yönelik olarak tek başına dava açamayacağı gibi sonradan diğer mirasçıların muvafakatlarının alınmasının da hüküm ifade etmeyeceği, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payının taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olduğu, davacı ...'nun, miras bırakan ...'nun terekesi yönüyle birbirlerine karşı 3. kişi durumunda bulunduğu, 4721 sayılı Kanun'un 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiğinin açık olduğu, bu halde mirasçılarından bir kaçının kendi payları hakkında açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından mahkemece davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi, dava konusu taşınmazların elbirliği hükümlerine tabii olmadığının belirlenmesi durumunda ise İlk Derece Mahkemesince Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 2013/2247 Esas, 2013/5079 Karar sayılı ilamına uyulmasına karar verildiği dikkate alınarak, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak, taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden ...'ya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cf32589c84b7912a 1b98a85430ac612a
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/626 E., 2025/2915 K. (14.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/626
- Karar No
- 2025/2915
- Karar Tarihi
- 14.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5890 E., 2025/2907 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6501 E., 2025/2909 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1225 E., 2025/2913 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5874 E., 2025/2917 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5871 E., 2025/2919 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5554 E., 2025/2921 K. 14.04.2025