Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/2592 E., 2025/5567 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/2592 E., 2025/5567 K. (11.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2592
Karar No
2025/5567
Karar Tarihi
11.09.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2025/2592 E. , 2025/5567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2010/95 E., 2015/107 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1991 yılında yapılan kadastro sırasında 1 85... parsel sayılı 343.116,13 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Ağustos 1317 tarihli ve 83 sıra numaralı tapu kaydı ve 1936 tarihli ve 129 numaralı vergi kaydına dayalı olarak tarla niteliği ile davalılar adına tespit edilmiş, yargılama sırasında 2022 yılında yapılan uygulama kadastrosunda 1 85... parsel, 3 26... parsel numarasını almış ve yüzölçümü 279.174,03 m² olarak belirlenmiştir. Davacı Hazine vekili 27.05.1992 tarihli dava dilekçesinde özetle; uygulanan tapu kaydının değişir sınırlı olup miktarıyla geçerli olduğunu, miktar fazlasının Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek, tespitin iptaline ve miktar fazlasının Hazine adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahil Orman İdaresi 24.08.2003 tarihinde; orman olan yerler bulunduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazine ve asli müdahil Orman İdaresinin davalarının kısmen kabulüne, 1 85... parselin kadastro tespitinin iptaline,10.03.2009 tarihli fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 3.817,15 m², (B9) ile gösterilen 394,90 m², (C) harfi ile gösterilen 894,10 m², (D) harfi ile gösterilen 262,40 m², (E) harfi ile gösterilen 64.506,40 m² ve (K) harfi ile gösterilen 2.880 m²lik bölümlerin ifrazı ve ayrı parsel numaraları verilerek orman niteliği ile, (F) harfi ile gösteriler 45.000 m² ve (G) harfi ile gösterilen 225.361,18 m²lik bölümlerin ise Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 13.07.2010 tarihli ve 2010/6411 Esas, 2010/10043 Karar sayılı ilâmıyla; "Usulüne uygun orman araştırması ile tapu uygulaması yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi" gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Dava konusu taşınmazın etrafının orman alanı ile çevrili olduğu, fen bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile gösterilen 45000 m² miktarındaki bölümün, taşınmazı kapsamına alan ve miktar fazlası olan vergi kaydına göre ayrıldığı, Ağustos 317 tarihli ve 83 sıra numaralı tapu kaydının miktarının vergi kaydında belirtilen miktardan az olması sebebiyle, mahkemece vergi kaydına itibar edildiği, ayrıca bu bölümün orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan yerlerden olduğu, davalı tespit malikleri lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14.maddesinde belirtilen taşınmazın zilyetlikle kazanılması koşullarının gerçekleşmiş olduğu ve taşınmazın bu bölümü yönünden 20 yıllık zilliyetlik zamanaşımı süresinin de geçtiğine mahkemece kanaat getirildiği, dava konusu taşınmazın orman bilirkişisinin raporuna ekli olan krokide (B) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı tespit maliklerinin, taşınmazın bu bölümünde imar-ihya ve tasarruflarının olmadığı gibi bu bölüm yönünden geçerli bir mülkiyete ilişkin belgelerinin de bulunmadığı ayrıca bu bölümün taşınmazın bütünlüğünü bozduğuna mahkemece kanaat getirilerek 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesine göre orman içi ham toprak arazisi olduğu kabul edildiği, dava konusu taşınmazın orman bilirkişisi raporuna ekli olan krokide (C) ve (D) harfleri ile gösterilen yerlerin 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesi'ne göre orman sayılan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğu" gerekçesiyle, davacı Hazine ile asli müdahil Orman İdaresinin davalarının kısmen kabulüne, davacı Hazinenin 1 85... parsel numaralı taşınmazın orman bilirkişisi ...'ün hazırlamış olduğu 30.11.2015 havale tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen 182.320,82 m² miktarındaki kısmına yönelik olan davasının kabulüne, 1 85... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle, orman bilirkişisi ...'ün hazırlamış olduğu 30.11.2015 havale tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen 182.320,82 m² miktarındaki kısmın, ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, asli müdahil Orman İdaresinin 1 85... parsel numaralı taşınmazın orman bilirkişisi ...'ün hazırlamış olduğu 30.11.2015 havale tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 77.073,73 m² miktarındaki kısmı ile (D) harfi ile gösterilen 38.721,58 m² miktarındaki kısmına yönelik olan davasının kabulüne, 1 85... parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptaliyle, orman bilirkişisi ...'ün hazırlamış olduğu 30.11.2015 havale tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen 77.073,73 m² miktarındaki kısım ile (D) harfi ile gösterilen 38.721,58 m² miktarındaki kısmın aynı adanın son parsel numarasından sonraki numaralar sırayla ayrı ayrı verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davacı Hazine ile asli müdahil Orman İdaresinin 1 85... parsel numaralı taşınmazın orman bilirkişisi ...'ün hazırlamış olduğu 30.11.2015 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 45.000 m² miktarındaki kısmına yönelik olan davalarının sübut bulmadığından ayrı ayrı reddine, 1 85... parsel numaralı taşınmazın orman bilirkişisi ...'ün hazırlamış olduğu 30.11.2015 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 45.000 m² miktarındaki kısmının kadastro tespitindeki olduğu gibi aynı vasıf ve mahiyette tespit malikleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, davalı gerçek kişiler vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışması 24.01.1991 ilan edilerek kesinleşmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle orman olarak Hazine adına, (A) harfi ile gösterilen yerin tapu ve vergi kaydı kapsamında kaldığı ve tespit maliklerinin zilyetliğinin de bulunduğu gerekçesiyle davalı gerçek kişiler adına, (B) harfi ile gösterilen yerin ise orman olmadığı davalıların da zilyetliği bulunmadığı gerekçesiyle ham toprak olarak Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmadığı gibi delillerin takdirinde de hataya düşülmüştür. Şöyle ki; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1991 yılında 6831 sayılı Kanun uyarınca orman kadastrosu yapıldığı ve tahdide herhangi bir itiraz olmadığından kesinleştiği anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın orman olup olmadığı hususunun tahdit tutanakları ve haritasının zemine uygulanması suretiyle saptanacağı açıktır. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazın tahdide göre konumu sadece tahdit haritası üzerinde çakıştırma yapılmak suretiyle belirlenmiş, orman kadastro çalışma tutanakları dosya arasında bulunmadığından tahdit tutanaklarının zemine uygulanması suretiyle belirleme yapılmamıştır. Kaldı ki, karar tarihinden sonra yörede uygulama kadastrosu yapıldığından, dava konusu taşınmazın tahdide göre konumunun, uygulama kadastrosu sonucu oluşan paftadaki sınırlara göre saptanması gerekmektedir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile dava konusu taşınmaza ait 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucu oluşan pafta dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu 22/2-a paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı ve krokili rapor alınmalıdır. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın 22/2-a sonucu oluşan sınırları esas alınmak suretiyle orman tahdidine göre konumu belirlendikten sonra, kesinleşen orman sınırları içinde bulunan kısımlar var ise bu yerlerin orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi, tahdit dışında kalan kısımlar ile ilgili olarak ise; tespite esas alınan Ağustos 1317 tarihli ve 83 sıra numaralı tapunun 25 dönüm, yine tespite esas alınan vergi kaydının ise 45 dönüm olduğu, her iki kaydın da hudutlarının aynı olduğu, bu durumda miktarı fazla olan vergi kaydının esas alınması gerektiği, ancak vergi kaydının hukuki değerinin olması için zilyetlikle birleşmesi gerektiği, dosya kapsamında Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 04.06.2018 tarihli ve 2016/8666 Esas, 2018/4269 Karar sayılı geri çevirme ilâmı sonucu İlk Derece Mahkemesince aldırılan 04.03.2025 tarihli ek raporda 1952, 19 68... tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğin olmadığının bildirildiği, bu durumda tespit tarihi olan 1991 yılından geriye doğru 20 yıllık zilyetlik şartının davalılar tarafından sağlanmadığı, böylece vergi kaydı zilyetlikle birleşmediğinden değer verilemeyeceği, davacı Hazinenin de miktar fazlasına dava açtığı göz önüne alındığında tapu kaydına dayalı olarak davalıların belirlediği, kazanıma elverişli yerden dava konusu taşınmazın tespitine esas Ağustos 1317 tarihli ve 83 sıra numaralı tapu kaydının miktarı kadar ( 25... m²) davalılara yer verilmesi, dava konusu taşınmazın tahdit dışındaki geri kalan bölümlerinin ise Hazine adına tescil edilmesi yönünde hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırmaya dayalı yazılı şekilde karar verilmesi usûl ve kanuna uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fff58248149411d7 edc54db4a2d5ff39

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı