Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1933 E., 2025/5546 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1933 E., 2025/5546 K. (11.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1933
Karar No
2025/5546
Karar Tarihi
11.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2025/1933 E. , 2025/5546 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/533 E., 2024/2918 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/101 E., 2022/153 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında, 17 14... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar sırasıyla 7.982.83, 6.551, 06... .259, 72... yüzölçümü ile ırsen intikal, taksim, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, tarla niteliği ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 17 14... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, taşınmazların davacıların ve davalıların kök murisi olan 22.02.1964 tarihinde vefat eden ...'e ait olduğunu, ... vefat ettikten sonra taşınmazların davacıların babası ... ve eşi tarafından ekilip biçildiğini, ...'in 23.08.1994 tarihinde vefat ettiğini, ölünceye kadar taşınmazı kullandığını, ölümünden sonra da müvekkillerinin zaman zaman giderek taşınmazı kullanmaya devam ettiklerini, tespit sırasında yaptıkları itiraza rağmen taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini belirterek, davalılar adına yapılan tespitin iptali ile davacılarında hak sahibi olduğunun tespitini ve davacılar adına tescilini istemiştir. Davalı taraf cevabında; davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davalıların ve kendi murislerinin çekişmeli taşınmazlar üzerindeki zilyetlikleri uzun süreli olup zilyetliklerini tereke adına değil kendi adlarına sürdürdükleri, tespit tarihinden geriye doğru 50 yıla yakın süredir taşınmazlara zilyet ettikleri, bu denli uzun süreli kullanımları dikkate alındığında kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının kendi lehlerine gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, ... mevki 17 14... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların ayrı ayrı tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... dava konusu taşınmazların tarafların kök murisi ...'den intikal ettiği, 1975 yılında yapılan ve 18.01.1977 tarihinde kesinleşen tapulama çalışmalarında ...'den intikal eden taşınmazların mirasçıları adına taksim yapıldığı gerekçesiyle ayrı ayrı tespit edildiği, dosyaya davacıların murisi ... adına tespit edilen taşınmazlara ait tutanak örneklerinin getirildiği, kök muris ...'in 22.02.1964 tarihinde vefat ettiği, vefatından sonra taşınmazların mirasçıları arasında taksim edilerek ayrı ayrı kullanıldığı, hem tapulu hem de tapusuz taşınmazların fiilen ayrı ayrı kullanıldığı, kadastro tespit tarihine kadar insan ömrüne yakın kullanım bulunduğu, bunun da taksime karine teşkil ettiği, her ne kadar davacılar vekili yapılan taksimi kabul etmemiş olsa da, 1975 yılında yapılan tapulama çalışmalarında müvekkillerinin murisi ...'a hakkaniyetli ve eşit olarak yer verilmediğini beyan ederek taksimin gerçekleşmediğin belirtmiş ise de, mirasçıları arasında yapılan taksimde tüm mirasçılara eşit yer verilmesinin zorunlu olmadığı ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ:Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı