8. Hukuk Dairesi 2024/1395 E. , 2025/3183 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1184 E., 2021/2285 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ardahan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/237 E., 2018/437 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, dava dilekçesinde; Ardahan ili, ... ilçesi, ... köyü hudutları içerisinde bulunan 177 ada 6 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespit gördüğünü, ancak bu taşınmazın bir kısmının kendilerine murislerinden intikal eden 1965 tarihli ve 238 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını, yeni Kars-Ardahan yolunun taşınmazı ikiye böldüğünü, kuzeyde kalan kısımların 117 ada 25 ve 98 parseller olarak mirasçılar adına tespit gördüğünü, yolun güneyinde kalan kısmın ise 177 ada 6 parsel sayılı Hazine adına tespit edilen taşınmaz içinde kaldığını, bu taşınmazın halen kendi zilyetliklerinde olduğunu ve dayanak eski tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek taşınmazın Hazine adına olan tapusunun iptali ile ... mirasçıları adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; tapu kaydının dava konusu taşınmazın bir kısmını kapsadığı, fen bilirkişisinin krokili raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın en az 20-25 yıllık çam fidanları ile kaplı olduğu ve hemen üzerindeki orman ile bütünleştiği, orman vasfındaki taşınmazın şahıslar üzerine kaydedilmesinin mümkün olmadığı, (B) harfi ile gösterilen kısmın tarla olduğu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacı ve üstsoyu tarafından uzun yıllardır kullanıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 177 ada 6 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 19.06.2018 tarihli krokili raporunda (B) harfi ile gösterilen kısımdan ifraz edilecek 1.000,00 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile müteveffa ...'ın mirasçıları adına veraset ilamında belirtilen payları oranında tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının dava konusu taşınmazın 28.06.1965 tarihli ve 238 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığını belirterek dava açtığı, tapu kaydının tüm tedavüllerinin incelenmesinde ilk kaydının 31.03.1938 tarihli ve 1512 sıra numaralı iskan tapusu olup, miktarıyla geçerli olduğu, tapu kaydının kadastro çalışmaları sonucu revizyon görerek 117 ada 25 parsele uygulandığı, sınırları itibarıyla da genişlemeye elverişli olduğundan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/C maddesi gereğince miktarıyla geçerli olduğu, miktarı kadar kısmın ise 117 ada 25 parselde davacı taraf adına tescil gördüğü, miktar fazlası olan dava konusu yerde davacının iktisabını sağlayan zilyetlik koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemi ile dava açmıştır. Bölge Adliye Mahkemesince davacının dayandığı 1965 tarihli ve 238 sıra numaralı tapu kaydının miktarı ile geçerli olduğu ve miktarı kadar kısmın 117 ada 25 parsele revizyon görerek davacı taraf adına tescil edildiği gerekçesiyle tapu kaydına dayalı açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak davacının aynı zamanda zilyetliğe dayandığı anlaşıldığından ve dosya kapsamında yapılan zilyetlik araştırması yeterli görülmediğinden, davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı yönündeki mahkemenin kabulü yerinde değildir. Şöyle ki; çekişmeli 177 ada 6 parsel sayılı taşınmaz, 1938 tarihli ve 268 sıra numaralı tapu kaydına istinaden 4.259,35 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, tespite esas iş bu tapu kaydı keşif sırasında uygulanmamıştır. Yine zilyetliği en iyi belirleme yöntemi olan hava fotoğraflarından yararlanılmamış olup, zilyetlik araştırması yöntemince yapılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmaza ilişkin tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihler) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, memleket haritaları ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli taşınmazın tespitine esas olan tapu kaydının kök geldi kayıtlarından itibaren tüm sınırları tek tek okunup yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle mahallinde uygulanmaya çalışılmalı, uygulamada komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, keşifte gösterilen sınırlar fen bilirkişisine işaret ettirilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisine uygulanan tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; uygulama sonucunda çekişmeli taşınmazın tespitine esas olan tapu kaydının dava konusu taşınmazın bir bölümünü kapsadığının anlaşılması halinde, tapu kapsamında kalmayan bölüm yönünden yöntemince zilyetlik araştırması yapılmalı, bu bağlamda; dayanak tapu kapsamında kalmadığı belirlenen çekişmeli taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp tamamlandığı hususlarında mahalli bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı, imar-ihyası tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığı ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususlarını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca yöntemine uygun şekilde belgesiz araştırması yapılmalıdır. Bundan sonra yapılacak incelemede, dava konusu taşınmazın tamamının tespite dayanak tapu kaydı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde davanın reddine karar verilmeli, tapu kaydının dava konusu taşınmazın bir bölümünü kapsadığının anlaşılması halinde ise, tapu kapsamında kalmayan bölüm yönünden davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1395 E., 2025/3183 K. (21.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1395
- Karar No
- 2025/3183
- Karar Tarihi
- 21.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/112 E., 2025/3179 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1072 E., 2025/3180 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4400 E., 2025/3182 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2601 E., 2025/3185 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5941 E., 2025/3181 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1326 E., 2025/3186 K. 21.04.2025