8. Hukuk Dairesi 2023/2601 E. , 2025/3185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/362 E., 2022/317 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Bodrum ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan doğusu yol, batısı müvekkillerine ait 444 parsel sayılı taşınmaz, kuzeyi dere ve sonrası ...'e ait 443 parsel sayılı taşınmaz, güneyi yol ile çevrili yaklaşık 10 dönümlük zeytinli tarla niteliğindeki taşınmazın, eklemeli zilyetlikle 60 yılı aşkın süredir davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyedi olduklarını, Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddelerindeki zilyetlik şartlarının oluştuğunu belirterek, taşınmazın 1/2 oranında hisselerle müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, 26.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 9.661,26 m²'lik taşınmazın 1/2'şer pay oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde yazılı şartların davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle karar verilmiş ise de Dairenin geri çevirme kararı sonrasında aldırılan 01.04.2014 tarihli ek raporda, taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı ve çevrede 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a uygulamasının yapıldığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin 2245 ve 2246 parsel numaraları verilerek arsa niteliğiyle Hazine adına tescil edildiğinin belirtildiği, bu durumda öncelikle, 2245 ve 2246 sayılı parsellere ilişkin tapu kayıtları ve tescil dayanağı belgelerin, 22/2-a çalışmasına ilişkin çalışma ve askı ilân tutanaklarının getirtilmesi, dava sırasında yapılmış bir çalışma varsa, tapu kayıtlarının kesinleşmeyeceği değerlendirilerek davalı şerhi verdirilmesi, davanın 22/2-a çalışmasına itiraza dönüşüp dönüşmeyeceğinin ve görev hususunun düşünülmesi, dava tarihinden önce kesinleşmiş bir işleme dayanılarak tescil edilmişlerse, davanın tapu iptali ve tescile dönüşeceği dikkate alınarak, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve tescil tarihine kadar 20 yıl süreyle zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği yönlerinden araştırma yapılması gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra, dosya Mahkemenin 2014/1101 Esasına kaydedilmiş, İlk Derece Mahkemesince, eski 2245 (yeni 254 ada 31) parsel sayılı taşınmazın Milas Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas sayılı dosyasında davalı olması nedeniyle bu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/a çalışmalarının kesinleşmediği gerekçesiyle tefrik kararı verilmiştir. Tefrik kararı sonrasında Mahkemenin 2017/72 Esasına kaydedilen davada Milas Kadastro Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 2011 yılında idari yoldan tescile konu olduğu ve taşınmazların 2245 ve 2246 parsel numarası ile sırasıyla 10.929 m² ve 13.204 m² yüzölçümüyle, arsa niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, dava sırasında 2016 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarına konu edildiği, bu çalışmanın itirazsız yerlerde 30.05.2016 tarihinde kesinleştiği, ancak 2245 parselin Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas sayılı dosyasında itiraza konu edildiği, 2246 parsele ise itiraz olmaması nedeniyle uygulama kadastrosunun kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince, 2245 parselin Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas sayılı dosyasında itirazlı olması nedeniyle eldeki davadan tefriki ile mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, ancak Kadastro Mahkemesindeki uygulama kadastrosuna itiraz davasında mülkiyet konusunun davalı olmadığı, sadece çap sınırının düzeltileceği, buna göre mülkiyet uyuşmazlığının temyize konu davada çözüleceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, 2245 parsel hakkındaki davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü gözönünde tutularak, Kadastro Mahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesi, çap sınırı belirlendikten sonra mülkiyete yönelik araştırmanın eldeki tapu iptali ve tescil davasında yapılarak karara bağlanması gerekirken Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacıların bir bütün olarak talep ettiği dava konusu taşınmazın, bitişiğinde bulunan ve davacılar adına kayıtlı olan 444 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu, taşınmaz üzerinde yaklaşık 50-60 yıldır tarımsal faaliyette bulunulduğu, 34 adet zeytin ve 3 adet armut ağacı olduğu, mevcut zeytinlerin deliceden aşılandığı, bu hali ile davacılar ile murisleri tarafından çok eski tarihlerde imar ve ihya edilerek uzun yıllardır zirai amaçla kullanıldığı, teknik bilirkişi raporlarına göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı, davacıların davalarını mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve tüm dosya muhteviyatı ile ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, yeni 254 ada 31 parsel (eski 2245) sayılı 10.907,33 m²'lik taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'şer hisse oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Eldeki dava konusu taşınmaz 1976 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakılmış, daha sonra 2011 yılında idari yoldan tescile konu edilerek 2245 parsel numarası ile 10.929,96 m² yüzölçümü ve arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilmiş, 2016 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunda 254 ada 31 parsel numarası verilerek 10.819,28 m² yüzölçümü ile tespit edilmiş, Milas Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas, 2018/15 Karar sayılı kararı ile 254 ada 31 parsel ve 254 ada 30 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespit tutanaklarının iptaline, 254 ada 30 parsel içerisinde sınırlandırılan 88,05 m²lik kısmın bu parselden çıkarılarak 254 ada 31 parsele eklenerek bu parselin 10.907,33 m² olarak tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince çekişmeli 254 ada 31 parsel (eski 2245) sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de, Mahkemenin 2005/139 Esas, 2012/963 Karar sayılı ilamı ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 26.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9.661,26 m²lik kısmın davacılar adına tesciline karar verilmiş; iş bu karar davacılar tarafından temyiz edilmemiştir. Yine tefrik kararı öncesinde harita, orman ve ziraat bilirkişilerince düzenlenen 16.08.2016 tarihli heyet raporunda, dosya içerisinde bulunan 26.03.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile adlandırılarak 9.661,26 m² olarak hesaplandığı, bu alan ile Hazine adına tescil edilen 2245 ve 2246 no.lu parsellerin birbiri ile konumsal olarak değerlendirmelerinin yapıldığı, teknik olarak kuzey sınır hattında küçük farklar oluştuğu, koordinat farklılıkları giderilerek kadastrodaki tescilli koordinatlar ile uyumlu hale getirildiği, bu kıyaslamaya göre (A) harfli alanın yüzölçümünün 9.540,65 m² olarak belirlendiği, bu alanın rapor ekinde (B) harfi ile gösterilen 7.877,80 m²'lik bölümünün 254 ada 31 parsel (eski 2245) içerisinde, (C) harfi ile gösterilen 1.662,85 m²lik bölümünün ise 254 ada 32 parsel (eski 2246) içerisinde kaldığının belirtilmiş olmasına göre, önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmediği ve bu hususta hükmü temyiz eden davalı ... Orman İdaresi lehine usulü müktesep hak oluştuğu gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Yine 254 ada 31 parsel (eski 2245) sayılı taşınmaz içerisinde kalan dava konusu taşınmaz bölümü hakkında zilyetlikle iktisap koşulları yeterince araştırılmamış, tek ziraat bilirkişisinin verdiği raporla yetinilmiş, bir taşınmazın kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, usul ekonomisi ve usulü müktesep hakların gözetilmesi amacıyla eldeki dava dosyası ile daha önce birlikte görülen eski 2246 parsel sayılı taşınmaza ilişkin açılan dava dosyasının birleştirilerek yargılama yapılması, taşınmazın 1987 yılında imar planı içerisine alındığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince dava konusu yerin imar planına alındıktan sonraki zilyetliğe değer verilmeyeceği göz önünde bulundurularak, bu tarihten geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü'nden celp edilerek dosya arasına konulduktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyeti ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının sayısını, deliceden aşı olup olmadığını, eğer deliceden aşılama ise aşı yaşlarını, taşınmazdaki zeytin ağaçlarının tam kapalılık oluşturmadığı görülmekle kapalılık oluşturan alanın tespiti ile kapalılık oluşturmayan bölümler yönünden toprak yapısı itibariyle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmaz bölümlerinin her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmesi istenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların konumunun orijinal renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmeli; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ayrıca Kadastro Müdürlüğü'nün 19.01.2011 tarihli cevabi yazısında taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zilyetlik şartları oluşmadığından tapulama harici bırakıldığı bildirilmekle bu hususun da araştırılarak, zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden Bodrum Beledeyi Başkanlığı'na iadesine, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1b62bf116d734aa8 111002cefe057ae0 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2023/2601 E. , 2025/3185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/362 E., 2022/317 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin Bodrum ilçesi ... köyü ... mevkinde bulunan doğusu yol, batısı müvekkillerine ait 444 parsel sayılı taşınmaz, kuzeyi dere ve sonrası ...'e ait 443 parsel sayılı taşınmaz, güneyi yol ile çevrili yaklaşık 10 dönümlük zeytinli tarla niteliğindeki taşınmazın, eklemeli zilyetlikle 60 yılı aşkın süredir davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyedi olduklarını, Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddelerindeki zilyetlik şartlarının oluştuğunu belirterek, taşınmazın 1/2 oranında hisselerle müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, 26.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 9.661,26 m²'lik taşınmazın 1/2'şer pay oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde yazılı şartların davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle karar verilmiş ise de Dairenin geri çevirme kararı sonrasında aldırılan 01.04.2014 tarihli ek raporda, taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı ve çevrede 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a uygulamasının yapıldığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin 2245 ve 2246 parsel numaraları verilerek arsa niteliğiyle Hazine adına tescil edildiğinin belirtildiği, bu durumda öncelikle, 2245 ve 2246 sayılı parsellere ilişkin tapu kayıtları ve tescil dayanağı belgelerin, 22/2-a çalışmasına ilişkin çalışma ve askı ilân tutanaklarının getirtilmesi, dava sırasında yapılmış bir çalışma varsa, tapu kayıtlarının kesinleşmeyeceği değerlendirilerek davalı şerhi verdirilmesi, davanın 22/2-a çalışmasına itiraza dönüşüp dönüşmeyeceğinin ve görev hususunun düşünülmesi, dava tarihinden önce kesinleşmiş bir işleme dayanılarak tescil edilmişlerse, davanın tapu iptali ve tescile dönüşeceği dikkate alınarak, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve tescil tarihine kadar 20 yıl süreyle zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşip gerçekleşmediği yönlerinden araştırma yapılması gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bu karara karşı davacılar vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra, dosya Mahkemenin 2014/1101 Esasına kaydedilmiş, İlk Derece Mahkemesince, eski 2245 (yeni 254 ada 31) parsel sayılı taşınmazın Milas Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas sayılı dosyasında davalı olması nedeniyle bu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/a çalışmalarının kesinleşmediği gerekçesiyle tefrik kararı verilmiştir. Tefrik kararı sonrasında Mahkemenin 2017/72 Esasına kaydedilen davada Milas Kadastro Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; iş bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin 2011 yılında idari yoldan tescile konu olduğu ve taşınmazların 2245 ve 2246 parsel numarası ile sırasıyla 10.929 m² ve 13.204 m² yüzölçümüyle, arsa niteliğiyle Hazine adına tescil edildiği, dava sırasında 2016 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarına konu edildiği, bu çalışmanın itirazsız yerlerde 30.05.2016 tarihinde kesinleştiği, ancak 2245 parselin Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas sayılı dosyasında itiraza konu edildiği, 2246 parsele ise itiraz olmaması nedeniyle uygulama kadastrosunun kesinleştiği, İlk Derece Mahkemesince, 2245 parselin Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas sayılı dosyasında itirazlı olması nedeniyle eldeki davadan tefriki ile mahkemenin görevsizliğine karar verildiği, ancak Kadastro Mahkemesindeki uygulama kadastrosuna itiraz davasında mülkiyet konusunun davalı olmadığı, sadece çap sınırının düzeltileceği, buna göre mülkiyet uyuşmazlığının temyize konu davada çözüleceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, 2245 parsel hakkındaki davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü gözönünde tutularak, Kadastro Mahkemesindeki davanın sonucunun beklenmesi, çap sınırı belirlendikten sonra mülkiyete yönelik araştırmanın eldeki tapu iptali ve tescil davasında yapılarak karara bağlanması gerekirken Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacıların bir bütün olarak talep ettiği dava konusu taşınmazın, bitişiğinde bulunan ve davacılar adına kayıtlı olan 444 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu, taşınmaz üzerinde yaklaşık 50-60 yıldır tarımsal faaliyette bulunulduğu, 34 adet zeytin ve 3 adet armut ağacı olduğu, mevcut zeytinlerin deliceden aşılandığı, bu hali ile davacılar ile murisleri tarafından çok eski tarihlerde imar ve ihya edilerek uzun yıllardır zirai amaçla kullanıldığı, teknik bilirkişi raporlarına göre, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olmadığı, davacıların davalarını mahalli bilirkişi, tanık beyanları ve tüm dosya muhteviyatı ile ispatladığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, yeni 254 ada 31 parsel (eski 2245) sayılı 10.907,33 m²'lik taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'şer hisse oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Eldeki dava konusu taşınmaz 1976 yılında kesinleşen genel arazi kadastrosu sırasında tespit harici bırakılmış, daha sonra 2011 yılında idari yoldan tescile konu edilerek 2245 parsel numarası ile 10.929,96 m² yüzölçümü ve arsa vasfı ile Hazine adına tescil edilmiş, 2016 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunda 254 ada 31 parsel numarası verilerek 10.819,28 m² yüzölçümü ile tespit edilmiş, Milas Kadastro Mahkemesinin 2016/58 Esas, 2018/15 Karar sayılı kararı ile 254 ada 31 parsel ve 254 ada 30 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespit tutanaklarının iptaline, 254 ada 30 parsel içerisinde sınırlandırılan 88,05 m²lik kısmın bu parselden çıkarılarak 254 ada 31 parsele eklenerek bu parselin 10.907,33 m² olarak tespit ve tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince çekişmeli 254 ada 31 parsel (eski 2245) sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de, Mahkemenin 2005/139 Esas, 2012/963 Karar sayılı ilamı ile fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 26.03.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9.661,26 m²lik kısmın davacılar adına tesciline karar verilmiş; iş bu karar davacılar tarafından temyiz edilmemiştir. Yine tefrik kararı öncesinde harita, orman ve ziraat bilirkişilerince düzenlenen 16.08.2016 tarihli heyet raporunda, dosya içerisinde bulunan 26.03.2010 tarihli teknik bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile adlandırılarak 9.661,26 m² olarak hesaplandığı, bu alan ile Hazine adına tescil edilen 2245 ve 2246 no.lu parsellerin birbiri ile konumsal olarak değerlendirmelerinin yapıldığı, teknik olarak kuzey sınır hattında küçük farklar oluştuğu, koordinat farklılıkları giderilerek kadastrodaki tescilli koordinatlar ile uyumlu hale getirildiği, bu kıyaslamaya göre (A) harfli alanın yüzölçümünün 9.540,65 m² olarak belirlendiği, bu alanın rapor ekinde (B) harfi ile gösterilen 7.877,80 m²'lik bölümünün 254 ada 31 parsel (eski 2245) içerisinde, (C) harfi ile gösterilen 1.662,85 m²lik bölümünün ise 254 ada 32 parsel (eski 2246) içerisinde kaldığının belirtilmiş olmasına göre, önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmediği ve bu hususta hükmü temyiz eden davalı ... Orman İdaresi lehine usulü müktesep hak oluştuğu gözetilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Yine 254 ada 31 parsel (eski 2245) sayılı taşınmaz içerisinde kalan dava konusu taşınmaz bölümü hakkında zilyetlikle iktisap koşulları yeterince araştırılmamış, tek ziraat bilirkişisinin verdiği raporla yetinilmiş, bir taşınmazın kullanım durumunu en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, usul ekonomisi ve usulü müktesep hakların gözetilmesi amacıyla eldeki dava dosyası ile daha önce birlikte görülen eski 2246 parsel sayılı taşınmaza ilişkin açılan dava dosyasının birleştirilerek yargılama yapılması, taşınmazın 1987 yılında imar planı içerisine alındığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince dava konusu yerin imar planına alındıktan sonraki zilyetliğe değer verilmeyeceği göz önünde bulundurularak, bu tarihten geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğü'nden celp edilerek dosya arasına konulduktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi heyeti, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi heyeti ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Bu keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmaz üzerindeki zeytin ağaçlarının sayısını, deliceden aşı olup olmadığını, eğer deliceden aşılama ise aşı yaşlarını, taşınmazdaki zeytin ağaçlarının tam kapalılık oluşturmadığı görülmekle kapalılık oluşturan alanın tespiti ile kapalılık oluşturmayan bölümler yönünden toprak yapısı itibariyle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, taşınmaz bölümlerinin her yönünden çekilmiş renkli fotoğraflarını içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmesi istenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların konumunun orijinal renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları üzerinde gösterilmesi, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmeli; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ayrıca Kadastro Müdürlüğü'nün 19.01.2011 tarihli cevabi yazısında taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zilyetlik şartları oluşmadığından tapulama harici bırakıldığı bildirilmekle bu hususun da araştırılarak, zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalılar Hazine, Orman İdaresi ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden Bodrum Beledeyi Başkanlığı'na iadesine, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1b62bf116d734aa8 111002cefe057ae0 ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2601 E., 2025/3185 K. (21.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/2601
- Karar No
- 2025/3185
- Karar Tarihi
- 21.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1072 E., 2025/3180 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4400 E., 2025/3182 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1395 E., 2025/3183 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5941 E., 2025/3181 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1326 E., 2025/3186 K. 21.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6280 E., 2025/3187 K. 21.04.2025