Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/1392 E., 2025/3636 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1392 E., 2025/3636 K. (12.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1392
Karar No
2025/3636
Karar Tarihi
12.05.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2024/1392 E. , 2025/3636 K. "İçtihat Metni" ...Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1650 E., 2023/1635 K. İLK DERECE ...6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/441 E., 2022/63 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı ... İdaresi vekili ve davalı mirasçılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı mirasçılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde dava tarihinden önce ilk olarak 1948 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) hükümleri gereğince yapılan orman kadastrosu, 19.11.2015 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun kapsamında aplikasyon ve 2/B uygulaması bulunduğu, tapulama çalışmalarının ise 766 sayılı Kanun kapsamında 1964 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; ... Mahallesi, 28 parselin 6831 sayılı Kanun'un 1.maddesi gereğince yapılıp kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığını, orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden de olmadığını, taşınmazın evveliyatı ve mevcut durumu itibariyle orman vasıf ve karakteri taşıdığını, özel mülke konu edilemeyeceğini, ormanların zilyetlikle ve yolsuz tescille mülk edinilmesinin mümkün olmadığını belirterek, dava konusu taşınmazın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; gerek yapılan uygulamalar, gerek ilgili kanun maddeleri gerekse Anayasa'da ve AİHS'de yer alan mülkiyet hakkının ihlal edilmesi sebepleri ile açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iddia ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın taşınmazı tescil tarihinden itibaren 20 yıl müddetle malik sıfatıyla zilyet olanların tapuya itimat prensibinden yararlandıklarını, bu sebeple de davanın zamanaşımından reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Dava, kesinleşen tahdide dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Davacı ... ili Buca ilçesi ...Mahallesi 28 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kalan kısmının Hazine adına orman olarak tapuya kayıt ve tescilini istemiş olup yapılan bilirkişi incelemesinde davacının tamamının tescilini talep ettiği taşınmazın raporda (A) rumuzu ile gösterilen 7.964,93 metrekarelik kısmın orman vasfında kaldığının tespit edildiği taşınmazın geri kalan kısmına yönelik yapılan incelemede tescile uygun olmadığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, ... Mahallesi 28 parselde kayıtlı taşınmazın 27.06.2019 tarihli bilirkişi raporunun ekinde yer alıp A rumuzu ile gösterilen 7.964,93 m²lik kısmı davalı adına tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarasında orman vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hükmün, davacı ... İdaresi vekili ve davalı mirasçılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın, kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalan kısımlarının tapu kaydının iptali ile orman niteliğinde Maliye Hazinesi adına tescili talebiyle açılan davanın yargılaması sonunda; dava konusu taşınmazın, tamamının bölgede 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı, daha sonra bölgede yapılan arazi kadastrosunda davalının murisi adına tapuya tescil edilen taşınmazın, öncesinde orman olduğundan davalı murisi adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu anlaşıldığı" gerekçesiyle davacı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırılan hükmün yerine geçmek üzere davanın kabulüne, ... Mahallesi, 28 parselin davalı adına olan tapu kaydının iptaline, orman niteliği ile Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş, iş bu hüküm davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazın tamamının 1948 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmaları sırasında orman sınırları içerisine alındığı, 1964 yılında yapılan tapulama çalışmaları ile de tarla vasfıyla gerçek kişi adına tespit edilerek tapuya tescil ediliği, diğer taraftan 2015 yılında yapılarak kesinleşen 2/B çalışmasında; 27.06.2019 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (B1) ile gösterilen 2.854,37 m²lik ve (B2) ile gösterilen 1.620,70 m²lik kısımların orman vasfında olma özelliğini kaybettiği gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkarıldığı, (A) ile gösterilen 7.964,93 metrekarelik kısmın kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı anlaşılmıştır. Davacı dava dilekçesinde, çekişmeli taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalan kısımlarının tapusunun iptalini talep etmiş, ancak söz konusu kesinleşmiş 2/B çalışmasına ilişkin açıkça bir iptal talebinde bulunmamıştır. 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesinde; 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarının orman sınırları dışına çıkartılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre orman niteliğini kaybetmiş olan bu tür yerler orman sınırları dışına çıkartılmakta; hukuken orman vasfını kaybetmektedir. Dolayısıyla taşınmazların 2/B uygulamasıyla orman sınırları dışına çıkarılması işlemi kesinleştiğinde, bu yerler eylemli olarak orman olsalar bile hukuki açıdan orman rejimine tabi olma özelliğini kaybetmektedirler. Somut olayda; 27.06.2019 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (B1) ve (B2) ile gösterilen kısımların hukuki olarak orman olma özelliğini kaybettiğinde bir tereddüt bulunmamakla birlikte orman sınırları dışına çıkartılan ve aynı zamanda kişiler adına tapulu olan taşınmazların hukuki durumuna ilişkin olarak 6292 sayılı Kanun'da bir takım düzenlemelere yer verilmiştir. Bu bağlamda anılan Kanun'un 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi "Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder..." hükmüne havidir. Buna göre, tapu ve kadastro mevzuatına göre gerçek kişi adına tapuya tescil edilen ve halen -intikal sonucu- davalı adına tapuda tarla vasfında kayıtlı olan taşınmazın, orman sınırları dışına çıkartılan (B1) ve (B2) ile gösterilen kısımları yönünden; tapu kaydı hukuki geçerliliğini korumaktadır. Bir başka anlatımla, kanun koyucu 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi hükmüyle, 2/B niteliğinde orman sınırları dışına çıkartılan ve aynı zamanda kişiler adına tapu ve kadastro mevzuatı uyarınca tapuya tescil edilmiş bulunan taşınmazların özel mülke konu olma statülerini koruma altına almıştır. Dolayısıyla orman sınırları dışına çıkartılan (B1) ve (B2) ile gösterilen kısımları yönünden, 1948 tarihli tahdit çalışmasında orman sınırları içine alındığından bahisle tapusunun iptaline ve orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermek yasal olarak mümkün değildir. Aksi yöndeki yaklaşım, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca yapılan ve itiraz/dava konusu edilmediğinden kesinleşen orman sınırları dışına çıkarma işlemlerinin ve dahası 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesinin gözardı edilmesi anlamına gelmektedir. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman tahdidi içinde kaldığı ve davalı murisi adına yapılan tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu gerekçesiyle kabul kararı verilmiş ise de; davacının açıkça 2/B çalışmasının iptaline ilişkin bir talebinin bulunmadığı, (B1) ve (B2) ile gösterilen kısımlar yönünden 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi uyarınca davalının tapusunun geçerliliğini koruduğu ve taşınmazın hukuki olarak orman olma özelliği sona ermiş olduğundan bu taşınmaz bölümleri yönünden davanın reddine, kesinleşmiş tahdit içinde kaldığı anlaşılan (A) ile gösterilen kısım yönünden davanın kabulüne kararı verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı gerekçeyle karar verilmiş olması isabetsiz olup Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı mirasçılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4720b74566390b17 9f939e650560dfed

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı