8. Hukuk Dairesi 2024/1030 E. , 2025/5434 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/496 E., 2023/179 K. Taraflar arasındaki 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7 inci maddesinden kaynaklı davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 1965 yılında yapılan tapulama çalışmalarında, 1178 parsel sayılı taşınmaz, dava dışı ... adına tespit edildikten sonra, 1992 yılında ifraz edilerek 16 13... ila 9, 16 14... ila 4 parsel ile 2792 parsellere ayılmış ve satış ve tedavüller neticesinde davacı adına tescil edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının taşınmazların bir kısmında malik, bir kısmında ise hak sahibi olduğunu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/190 Esas, 1996/246 Karar sayılı kararı ile 16 13... parsel sayılı taşınmazın bir kısmı ile 16 13... , 7 ve 16 14... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile orman olarak Hazine adına tesciline karar verildiğini, taşınmazların bulunduğu köyde 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) uyarınca 35 no.lu Orman Kadastro Komisyonunca yapılan çalışmanın 02.03.1998 tarihinde kesinleştiğini, ancak davalı İdarenin taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğunu kabul etmediğini ileri sürerek, taşınmazların 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğunun ve davacının bu taşınmazlarda hak sahibi olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine bu hususun şerh verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "... dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda kesinleşmiş ve ilan edilmiş bir 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmasının bulunmadığı ve İdarenin de bunu yapmaya zorlanamayacağı ..." gerekçesiyle verilen davacının tespit ve şerh talebinin reddine dair önceki karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 12.11.2019 tarihli ve 2019/839 Esas, 2019/6509 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların bulunduğu ... köyünde ilan edilerek kesinleşmiş bir 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmasının bulunmadığı belirtilerek davanın reddi yoluna gidilmiş ise de, taşınmazların bulunduğu alanın mülki hudutları itibarıyla ... köyü sınırları içinde bulunduğu ancak kadastro çalışmaları bakımından Kalfa Korusu içinde bulunduğu, Kalfa köyünde ise 35 no.lu Orman Kadastro Komisyonunca 1972 yılında orman tahdidinin aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun' la değişik 2/B maddesi uygulamasının yapılarak 11.09.1997'de ilan edildiği, bu durumda dava konusu yerlerde 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışması yapılmadığından bahisle davacının davasının reddine karar verilmesinin doğru olmadığı ..." gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazın eylemli orman olmadığı, taşınmazı çevreleyen komşu taşınmazların 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uyarınca orman dışına çıkartılan yerlerden olduğu ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu'nun (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi kapsamında kaldığının tespitine karar verilmiş, hüküm; davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi kapsamında kaldığının tespitine karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, eldeki davanın hukuki dayanağını ve sebebini 6292 sayılı Kanun’un 7. maddesi oluşturmakta olup dava, çekişmeli taşınmazların anılan yasa maddesi uyarınca bedelsiz iadesi istemine ilişkindir. 6292 sayılı Kanun'un " 2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar " başlıklı 7. maddesinde; "(1) İlgililer tarafından İdareye başvurulması ve İdarece bu başvuru üzerine veya re'sen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde; a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde İdareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir. b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından İdareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz. c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanun'da belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar. (2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz. (3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde İdareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler İdareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar İdarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir. (4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla ...'nce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, İdarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yukarıda izah edilen 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, İdareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, İdarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta İdarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır. Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu İdare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, İdare Hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir. Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacının eldeki davadaki talebi ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde; davacının talebi, dava konusu taşınmazların 2/B vasfı ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlardan olduğunun ve ayrıca bu taşınmazlardaki 6292 sayılı Kanun uyarınca hak sahibinin davacı olduğunun tespiti isteğine ilişkin olup, bu kapsamda yapılacak işlemlerin birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durum karşısında; davacının, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince açtığı davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 sayılı Kanun) 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar, yine 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 26a9efcb6115020b 87b20d05** *** ** **
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1030 E., 2025/5434 K. (09.09.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1030
- Karar No
- 2025/5434
- Karar Tarihi
- 09.09.2025
- Konu
- Tazminat, Tapu, Miras, Tam Yargı
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6512 E., 2025/5430 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4106 E., 2025/5432 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2155 E., 2025/5433 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2485 E., 2025/5435 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/398 E., 2025/5436 K. 09.09.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4578 E., 2025/5439 K. 09.09.2025